20 Nisan 2009 Pazartesi

Kahramanım benim!

Şöyle bir takip ettiğim dizileri düşünüyordum da hepsinde takıntılı olduğum bir adam olduğunu fark ettim. Tabi ki dizileri onlar için izlemiyorum ama diziyi seviyor oluşumla birlikte bu adamların da hayranıyım!
Kim bu adamlar?
Böyle buyrun :)

Yeniden dizi izlemeye başlama sebebimiz olan Lost'la başlayalım..

Günlerden bir gün doktorumuz Jack stadyumda deli danalar gibi koşturmaktadır, o sırada adamın biriyle karşılaşır. Adam "See you in another life brada" der ve gider. Lost'un yeni yeni paranoyak yaptığı bütün bünyeler gibi sevinçle zıplarız yerimizden "kesin adaya gelecek, kesin yaa kesin" diye. İnsanlar küçük Emrah bakışlı doktor Jack mi yoksa yakışıklı kelimesinin sözlük anlamı gibi olan Sawyer mı diye tartışadursun (tarafımı belli mi ettim ne :p ) bizim cevabımız belli olmuştur: Desmond Hume.

Desmond'ın Charles Dickens'ın bütün kitaplarını okumuş olması kendisine gözümüzde bir saygınlık katmış, ölmeden önce okumak için yanında "Our Mutual Friend"i dolaştırması onu süper kahramanımız yapmıştır (sLn ve kitap okuyan insanlara karşı beslediği müthiş sevgisi).

Bir de aşk adamıdır. Penelope'si için her şeyi göze almış, o uğursuz adaya bile onun yüzünden düşmüştür. (Eh bir nevi öyle sayılır.) O birbirlerini yeniden buldukları sahne Lost tarihinde bizi bu kadar çok ağlatabilen tek sahne olmuştur. (Charlie ölünce de ağlamış olabilirim, hı hı evet)

Vasiyetim olarak kayıtlara geçirilsin, bana bir şey olursa Desmond Hume sabitimdir. Olmalıdır. Olacaktır.

2-Barney Stinson(How I met your mother):

Onu en iyi anlatacak iki kelime "awesome" ve "legendary" olur sanırım. HIMYM dizisinde Ted'le annenin tanışması epey zamandır ikinci planda. Esas konu Barney Stinson! Takım elbiselerini asla üzerinden çıkarmaz. (Pijamalarını görmüş müydünüz?) Genç bir hippiyken aşık olduğu kız onu zengin ve yaşlı bir adam için terk eder. Sonra Barney Stinson bugünkü Barney haline gelir.. En sevdiğim cümlelerinden biri "when I get sad, I stop being sad and be awesome instead"dir ki kendisi sahiden "awesome" bir kişiliktir. Canı cevap vermek istemediğinde "pleaaaase" der geçiştirir.

Her yaptığından ayrı ayrı bahsetmek istiyor insan, akla zarar bir adam kendisi. Kendisi bizim gibi blog yazar her bölümden sonra, her durum için söyleyecek sözü vardır, duygusaldır ama hiç belli etmez, her konuyu istatistiğe döker ve sonuç %83 çıkar. (olmazsa %8,3 çıkar)

3-Walter Bishop(Fringe):


Tam bir kaçık!
Akıl hastanesinde geçirdiği uzun yılların ardından Olivia Dunham'ın yoğun çabalarıyla bir süreliğine dışarı çıkar. Bir daha da girmez. Yıllarca sınır bilim üzerine çalışmalar yapmış, sonra çıkan bir yangında yanında çalışanlardan biri ölünce kafayı sıyırmış ve akıl hastanesinin yolunu tutmuştur.

Çok ciddi bir durumun ortasında konuyla alakasız bir şey söyler, aklıma bir şey geldi diyerek insanları heyecanlandırır oysa aklına gelen yıllardır çiğnemediği bir sakız ya da içmediği bir sodadır. Kafası çok dağınık olsa da başarıyla çözmüştür kendisine gelen bütün problemleri.

Fringe gibi çok ciddi giden bir dizideki gülümseme sebebimizdir ve dizinin tatilde olduğu dönem boyunca en çok özlediğimiz karakterdir. Seviyoruz.

4-Sylar (Heroes):
Kötü olunmaz kötü doğulur. Sylar kötü olmak için doğmuştur. Alın koyun bir komedi dizisine ya da duygusal bir şeye. I ıh, olmaz. Bu adam kötüyü oynamalıdır.

Birilerinin kafatasını keserek beynini açar, öldürür, her türlü pislikte parmağı vardır. Yine de an itibariyle dizide en sevdiğim karakterdir. (Isaac Mendez vardı bir ara pfff)

Tamamen kötüdür işte, diğer karakterler gibi bir iyi bir kötü olmaz.

Bir de Claire'i öldürmeyi başarabilse işte o zaman sonsuza denk en büyük hayranı olacağım kendisinin.

5-Gregory House (House m.d.):



Son takıntım! Yıllarca başlamayı çok istediğim ama bir türlü başlayamadığım dizinin ana karakteri. Aynı zamanda ilk izlediğim bölümden itibaren beni diziye bağlayan güzel adam.

Dostum sen insan mısın?

Ukaladır, kendinden başka hiçbir şeyi umursamaz, terstir, duyguları olduğundan bile şüphe edersiniz, kısa süre şüphe ettikten sonra emin olursunuz duyguları olmadığına. Sevgi gösteren biri olursa anında kaçar. Aşkla nefret arasında ince bir çizgi bulunmadığına aslında aşkla nefret arasında her 20 adımda bir silahlı askerlerin beklediği Çin Seddi olduğuna inanır. İnandığı şeylerden bir diğeri de herkesin yalan söylediğidir.

İzlerken söylediği her şeyi bir kenara not alma ihtiyacı hissettirir bana. Sevgi dolu bakmaz, sevgi dolu cümleler kurmaz. Tv tarihinin belki de en antipatik adamlarındandır ve işte bu yüzden en sevdiğim adamlar arasında yer almayı sonuna kadar hak eder :)

Ukalalık yapmak için sebepleri olan ve bu yüzden ukala davranan bütün adamlar gibi Gregory House'a da bayılıyorum. Zaten böyle ters adamları oldum olası sevmişimdir.

Eskiden izlediğim diziler, çizgi filmler vs. derken liste epey daha uzayabilir aslında ama şu an takip ettiklerimle sınırlı tutmak istedim.

22 kişi de demiş ki:

ziLLosh dedi ki...

hahha bence bu hepimizde var biraz :)) o yuzden yapımcılar da her dizide yuzu eskimemis, mutlaka bir suru hatunun ilgisini cekecek bir karakter konduruyorlar.

wmina dedi ki...

Desmond ve sylar.. aman allahım ya karizma konuşur diğer herşey susar, bide bim salyalarımın damlama sesleri :P

KırmızıBeyaz dedi ki...

Zachary Quinto fena oyuncu ya.Hakikaten hakkını veriyor bu işin.

BlueSilence dedi ki...

:) Fazla feminen olmuş tercihler. Hemcinslerim açısından da bu listenin dişi versiyonu mevcut. Ama tabi "kahramanım benim" şeklinde yaklaşıldığını pek söyleyemem :p

Lost - Kate
HIMYM - Robin
Fringe - Olivia
Heroes - Niki Sanders gibi

sLn dedi ki...

@ zillosh

Aslında hiçbiri yakışıklı olduğu için kahramanım değil, en basitinden Sylar'ı zerre kadar beğenmediğimi garanti edebilirim :) Walter Bishop babamı bırak dedemle aynı yaşlarda :) falan filan. Yazıda da anlattım işte, yaptıklarıyla bir şekilde süper kahramanım oldu bu adamlar :)) Ayrıca ilginçtir okuduğum blog ve forumlarda daha çok erkekler bu adamları seviyor gözlemlediğim kadarıyla, hemcinslerimiz için sawyer var, jack var, peter bishop var, peter petrelli var, ted mosby var :))

sLn dedi ki...

@ wmina

:))
onlar oynasın biz izleyelim, hayat bayram olsun :p

sLn dedi ki...

@ kırmızı beyaz

Kesinlikle kötü adamı oynamak için doğmuş o :))

sLn dedi ki...

@ BlueSilence

Başlık bulmaya çalışırken "hugooo kahramanıım beniiim" diye bağıran Hugo'nun karısı geldi aklıma, hugoline gibi bir şeydi ismi :) O başlık ordan geldi.

Listeyi hazırlarken yakışıklılık göz ardı ettiğim bir kıstastı aslında, yoksa ilk sırayı Sawyer'ın elinden kimse alamazdı :)) Zaten bu adamların hiçbiri de şeklen beğendiğim adamlar değil, hep başka sebeplerim var. Yine de feminen olduğu doğrudur, Desmond'un Penelope'ye olan aşkı Desmond'a olan sevgimi arttırır ama bir erkeği beni (ya da herhangi bir kızı) etkilediği kadar etkilemez sanırım :)

CaRtMaNtR dedi ki...

Üçücüncü sezonun ilk yarısında Sylar baya iyiliğe göz kırpmıştı aslında ama babası ile yaptığı son görüşmeden sonra baya baya evil modea bağladı.

Bu listeye eklenecek bir iki isim tavsiye edebilirim.

Öncelikle ilk tavsiyem Dexter Morgan olur. Dex soğukkanlı ama belli prensipleri olan bir seri katil seri katilidir. Daha doğrusu kötüleri öldüren bir katildir ama sürekli kendi ile konuşması gibi artıları ile insanı kendine bağlar.

Chuck dizisinden Chuck Bartowski karakteride hem sevimli hem saftorik olarak tam bir Nerd kimliği çiziyor. Bu nedenle diziyi izleyenler kendilerine yakın hissediyor insanlar.

Earl Hickey yine kendi dizisinin ana karakteri olarak adı zikredilebileceklerden. Karma felsefesi sayesinde kötü hayatına sünger çekmiş kendi kurallarıyla çok komik maceralar yaşayan bir kahraman.

En sona en bombasını sakladım. Al Bundy üzerinden ne kadar geçerse geçsin gelmiş geçmiş en iyi dizi karakteridir. Kendisi Loserın allahıdır ama her sözü ile felsefesi ile izleyen herkesi kendine bağlar.

melankolikdeli dedi ki...

şimdi kendi yok allah'ı var Desmond karizmatik adam :D bir erkek olarak ben bile böyle diyorsam düşün yani ! :D

hele o bahsettiğin "The Constant" bölümünde yıkıp geçirmiştir ortalığı :D

Finduilas dedi ki...

Desmond, Sylar...
Desmon'ın İskoç aksanına, Sylar'ın pis bakışına kurban.

öhhö.

Sera dedi ki...

Isaac ölünce Heroes'u bıraktım. Claire ölürse haber ver de gene izlemeye başlayım :p

Supernatural, True Blood, Six Feet Under ve de Friends izlemeni salık veririm :)

sLn dedi ki...

@ Cartmantr

Olsun Sylar'ı öyle de sevdik :p Yine de bir ara dizinin iyi adamı olacak diye korktum :D

Chuck bizim ahali tarafından ilgiyle izleniyor bir süredir, arşivde de var, bitmesi gerekenler bitince ona başlayabilirim :)

Dexter'ı sevemedim bir türlü, birbirimizden uzakta daha mutluyuz :D

Earl benim de sevdiğim bir karakter ama sıkı takipçi değilim, yakaladıkça izliyorum.

Al Bundy'e gelince :)) Yazının sonunda eskiden izlediğim dizilerdeki favori karakterlerimi yazmadım dedim ya, işte orda bahsettiğim karakterlerden ilk sırada olanı Al Bundy :)) Bir ara arşivlesem diziyi de sıkıldıkça izlesem güzel olur sanırım :)

sLn dedi ki...

@ Melankolikdeli

Des'in karizmasının bahsini yapmaya gerek bile yok :P Tv tarihinin en cool adamlarından biri bence o :D

sLn dedi ki...

@ Finduilas

Aynen aynen :D

sLn dedi ki...

@ Sera

Claire'i öldürmeyi başarabilirlerse 40 gün 40 gece şenlik yapacağım :D

True Blood ve Six Feet Under başlamayı düşündüğüm diziler, Friends'in zaten hastasıydım uzunca bir dönem :) Tavsiyeler dikkate alınacaktır ;)

sRkn dedi ki...

Losttan bir karakter seçmek gerçekten çok zor ama benim için
1-ben linus (tv dizi karakterleri içerisinde 1 dir benim için)
2-daniel faraday
3-david hume

himym-barney stinson kesinlikle
fringe-walter bishop
dexter-dexter morgan
ayrıca kurtlar vadisi aslan akbey (selçuk yöntem) özeldir benim için.


dizilerle yaşıyoruz heyhat :)

sRkn dedi ki...

prison break vardı onu unutmuşum
alexander mahone :)

sLn dedi ki...

@ sRkn

Daniel Faraday'i ben de seviyorum, hani sürekli bilimsel açıklamalar yapıyor ya sanırım onun için :D

Kendi adıma konuşayım, sürekli bir şeylerle meşgul olmaya ihtiyacım var, o yüzden diziler de bana lazım :D

Ya bir de nerelerdesin sen 8-)

sLn dedi ki...

@ sRkn

Daniel Faraday'i ben de seviyorum, hani sürekli bilimsel açıklamalar yapıyor ya sanırım onun için :D

Kendi adıma konuşayım, sürekli bir şeylerle meşgul olmaya ihtiyacım var, o yüzden diziler de bana lazım :D

Ya bir de nerelerdesin sen 8-)

beenmaya dedi ki...

dün house'da cuddy evlatlık aldığı kızının isim koyma töreni için herkesi davet ediyor ama house'un gelmesini istemiyor ve ona şöyle diyor; "bu sevgi ve teslimiyetle dolu bir gün olacak. içi nefret ve kibirle dolu birinin gelmesini istemiyorum"

o an house'un gözlerini, o ukalalık ve kibirle bakan gözlerinin ardındakini görmek gerek...

sonrasında cuddy bir hayatı daha kurtaran house'un aslında gelmesini istediğini fark ediyor ki umrunda olmayan house'da aslında orada bulunmak istediğini. ama ikisi de birbirine bunu dile getirmiyor...

bu diziye bayılıyorum yaaaaa :))

sLn dedi ki...

Ben yeni başladım sayılır, henüz gelemedim o bölümlere, epey gerideyim :))

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?