2 Nisan 2009 Perşembe

Sadece...

Sakladığımız bir güneş var içeride bir yerlerde.
Dışarıya yansıyanlar zaman zaman karanlık olsa da aydınlık içerisi!
Her şeye rağmen...

Dünün yaşattığı bütün acılar bir kenarda dururken ısrarla devam ediyoruz yarın için umutlar beslemeye!
İnatla.

Dedik ya dışarıya yansıyanlar karanlık olsa da aydınlık içerisi diye, ruhumuzun derinliklerinde, çoğunlukla insanların görmediği bir yerlerde saklıyoruz belki güzellikleri...
Işığı...
Bir gün görüleceğini umut ederek...

Tıpkı diğerlerine benzeyen sıradan bir günde, bir anda yaşamın değişeceğini, hayatın bizi buradan alıp çok güzel yerlere götüreceğini umuyoruz.

ve itiraf etmeliyim ki gelmeni umuyorum...

Sadece senin gelmeni bekliyorum.
Sadece senin gelmeni istiyorum.
Değeri yok ki senden başka hiçbir şeyin, hiçbir şeyi beklemiyorum ki senden başka.

Sesini duymak istiyorum.
Nefes alışını.

Nefes al ki ben de alayım.

Je n'attendais que vous
Nulle autre que vous
J'attendais votre voix, vos soupirs
Donnez-moi votre air, qu'enfin je respire...

(Bu şarkıyı yazmak istedim, sonra Fransızcasını yazıp bırakmak saçma geldi. Çeviri yapmayı normalde çok sevsem bile şarkıların çevrilince anlamını kaybettiğini düşünüyorum. Söylendikleri dilde daha güzeller... Ben de Garou'nun kelimelerine kendiminkileri ekledim, ortaya bu çıktı. Bir kısmı ona ait, bir kısmı bana. Bana ait olanlar onun sözlerinin aklıma getirdikleri. Ama duygu ortak!

Ne diyormuş bu adam diye bakmak isterseniz şarkıyı google translatorla İngilizceye çevirebilirsiniz, İngilizcesi iyi ama şarkının Türkçe karşılığı olarak verdiği şeyin bu şarkıyla ilgisi yok. Parantezi artık kapatmalıyım. )

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?