17 Nisan 2009 Cuma

Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor...

Yıllardır sahip olduğum farklı arkadaşlarımla benzer bir oyun oynarız dönem dönem. Oyunun sanırım bir adı yok, Pollyannacılığa benzese de biraz daha farklı. Geçici bir süreliğine (ne kadar dayanabilirsek) şikayet etmeyi bırakıyoruz, tadı çıkarılacak ne varsa çevremizde onlara yoğunlaşıyoruz. İnsan gülümsemek için ne çok sebebi olduğunu fark edebilmek için kendini zorlamalı ya hani, biz de işte onu yapıyoruz.

Güzel yemekler yiyip mutlu oluyoruz, kendimize hediyeler alıyoruz mutlu oluyoruz, birbirimize güzel şeyleri hatırlatıyoruz mutlu oluyoruz. Can sıkanlar ya da daha doğrusu üzücü olanlar bir kenarda duruyor elbette. Tamamen uzaklaştırmanın yolu yok. Ama iyi hissedebilmenin yolu var :)

Son sınavdan çıktıktan sonra "hadi bir şeyler yapalım" dedik, alternatifleri belirledik ve en keyifli kısma geldik, seçme kısmına.

Seçme işini de halledip kendimizi Fenerbahçe'ye attık. Yoldan emin olmasak da yürüme fikri daha cazip geldi, yürüdük Göztepe'den Fenerbahçe'ye. (Yürümekten asla şikayet etmem :)) )

Sevimli bir bahar günü, güneşli bir hava, bitmiş sınavlar... Eh bir de mutlu olmak için bahane arayan 3 kız var elimizde. E daha ne olsun?!

Yürüdük, konuştuk, güldük, havanın tadını çıkardık. Fenerbahçe'de deniz kenarında, tepemizdeki güneşe aldırmadan uzun uzun oturduk. Denize attığı taşların çıkardığı seslerle mutlu olan küçük çocuğa baktık baktık gülümsedik. Hatta bütün küçük çocuklara baktık gülümsedik :)

Keklerimizi sevmedik ama canımızı sıkmalarına da izin vermedik. Martılarla paylaştık :) Özlemişiz birbirimizi.

Dönüşte papatya falı bile baktık bu yaştan sonra :p Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz papatyalar bu pozun ardından merakımızı yenmemize yardımcı oldular. "Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyor..." (İnandık mı? Hayııııııııııır. Ama olsun!)

Yine geldiğimiz gibi yürüyerek Kadıköy'e döndük. Adım atacak halimiz kalmamıştı ama olsun. Keyifli bir gün geçirdik ya, ne önemi var gerisinin?

Dünü ekledik hep hatırlanacak sevimli günler arasına :) Üstümde bir halsizlik ve boğazımda bir yanma var, muhtemelen önümüzdeki haftayı yatakta geçireceğim, ama ne yapalım artık...


6 kişi de demiş ki:

babegazelle dedi ki...

çok güzel bi oyunmuş ama ben hiç oynayamam yaa çok çabuk pessimist olurum ben özendim sln size walla:D

sLn dedi ki...

Arada yapmak lazım valla, başka türlü çekilmiyor :))

BlueSilence dedi ki...

Sevgili onore'nin blogundan (Hayatım Fenerbahçe) iliştirelim.

" ...kurdukları kulübün adını oturdukları semtten, amblemlerini Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise papatyaların renklerinden aldılar..."

Fenerbahçe ve papatya ayrılmaz ikilidir. Sözü edilince ister istemez geliverir insanın aklına bu satırlar. Her seferinde itinayla hatırlayın :)

Öte yandan (mahallem diye demiyorum) (valla :p) Fenerbahçe pek müstesna bir semt. Ve baharda park, diğer mevsimlere oranla çok daha güzel olur... Ara ara yapmak lazım o ziyaretleri.

sLn dedi ki...

Gezinin o kısmından da bahsetmeye niyetlendim ama başlı başına yazı konusu o, o yüzden girmedim :)

İlkbahar güneşinin altında tüm güzellik ve asaletleriyle dalgalanan Fenerbahçe bayraklarının her birine hayran hayran baktım yürürken. kulübümüze adını veren semtte, kulübümüze ilk renklerini veren papatyalar her yanda açmışken mutsuz olur mu insan :)

(Teşekkür ederim güzel yorum için :) )

Zeugma dedi ki...

Ne güzel ne pozitif bir yazı bu böyle??
Öyle iyi geldi ki okumak..
Aranızda ben de olmak istedim bir an..
Denemeye değer güzel bir oyun.İlk kimin aklına geldiyse kutlamak lazım..
Ve sanırım ben de deneyeceğim:))
Sevgiler Selinciğim:)

sLn dedi ki...

Aslında çoğumuzun yaptığı bir şey ama bazen farkında olmayabiliyoruz ya da isim koyma ihtiyacı duymuyoruz :)

Kesinlikle bir şeyler yapmalı insan arada pozitif olmak için, başka türlü çekilmiyor..

Teşekkürler canım güzel yorumun için, sevgiler :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?