18 Mayıs 2009 Pazartesi

Kişisel mesaj

Akşam için ders çalışma planı yapmıştım, başlamadan önce "dur bir film izleyeyim sonra başlarım" dedim. Ders çalışmaya başlamadan kafa dağıtmaya çalışan tuhaf bir insan modeliyim ben de işte..

8 Femmes'ı izliyordum. 8 Femmes aslında bir tiyatro oyunu. Film hakkında nette bol bol şey var, ben film hakkında bilgi vermek amaçlı bir yazı yazmıyorum zaten şu an.

Filmin bir yerinde Isabelle Huppert bir şarkı söylüyor. İsmi Message personelle. Ben daha önce dinlememiştim. Dinlemeseymişim daha mı iyi olurmuş diye düşünmekteyim..

Sözler şöyle:
Au bout du téléphone
Il y a votre voix
Et il y a des mots
Que je ne dirai pas
Tous ces mots qui fonts peur
Quand ils ne font pas rire
Qui sont dans trop de films
De chansons et de livres
Je voudrais vous les dire et je voudrais les vivre
Je ne le ferai pas,
Je veux, je ne peux pas
Je suis seule à crever, et je sais où vous êtes
J'arrive, attendez-moi, nous allons nous connaître
Préparez votre temps, pour vous j'ai toute le mien
Je voudrais arriver, je reste, je me déteste.
Je n'arriverai pas,
Je veux, je ne peux pas
Je devrais vous parler
Je devrais arriver
Ou je devrais dormier
J'ai peur que tu sois sourd
J'ai peur que tu sois lâche
J'ai peur d'être indiscrète
Je ne peux pas vous dire
Que je t'aime peut-être

Mais si tu crois un jour que tu m'aimes
Ne crois pas que tes souvenirs me gênent
Et cours, cours jusqu'à perdre haleine
Viens me retrouver
Si tu crois un jour que tu m'aimes
Et si ce jour-là tu as de la peine
A trouver où tous ces chemins te mènent
Viens me retrouver
Si le dégoût de la vie vient en toi
Si la paresse en toi
Pense à moi, pense à moi

Mais si tu crois un jour que tu m'aimes,
Ne le considère pas comme un problème
Et cours, cours jusqu'à perdre haleine
Viens me retrouver
Si tu crois un jour que tu m'aimes
N'attends pas un jour, pas une semaine
Car tu ne ais pas où la vie t'emmène
Viens me retrouver
Si le dégoût de la vie vient en toi
Si la paresse de la vie
S'installe en toi
Pense à moi, pense à moi.

Mais si tu...

Yani..

Telefonun diğer ucunda senin sesin var
ve söylemeyeceğim kelimeler var
Güldürmediklerinde korkutan bütün kelimeler
Çok fazla filmde, kitapta ve şarkıda geçen kelimeler

Onları sana söylemek isterdim, yaşamak isterdim
Bunu yapmayacağım
İstiyorum, yapamıyorum
Yalnız başıma ölüyorum ve nerede olduğunu biliyorum
Geliyorum, beni bekle, kendimizi tanıyacağız
Zaman tanı, ben sana benim bütün zamanımı vereceğim
Gelmek isterdim, kalıyorum, kendimden nefret ediyorum.
Gelmiyorum. (Aslında kullandığı kelime 'ulaşmak', ama Türkçesinde 'gelmek' daha şık duruyor)
İstiyorum, yapamıyorum.
Seninle konuşmalıyım
Sana ulaşmalıyım.
Ya da uyumalıyım.
Korkarım ki sen bir sağırsın
Korkarım ki sen bir korkaksın
Düşüncesiz olmaktan korkuyorum
Sana seni sevdiğimi söyleyemem belki.

Ama bir gün beni seveceğini düşünüyorsan
Anılarının beni rahatsız edeceğini düşünme
Nefesin tükeninceye kadar koş
Gel ve beni bul
Bir gün beni seveceğini düşünüyorsan
ve o gün gideceğin yolu aramak sana acı veriyorsa
Gel ve beni bul

Eğer hayatın iğrençliği sana geldiyse
ya da içinde tembellik varsa
Beni düşün...

Fakat eğer bir gün beni seveceğini düşünüyorsan
Bunu bir problem olarak görme
Koş, nefesin tükeninceye kadar koş
Gel ve beni bul
Eğer bir gün beni seveceğini düşünüyorsan
Bir gün, bir hafta bekleme
Çünkü hayatın seni nereye götüreceğini bilemezsin
Gel beni bul

Falan filan...

En sevmediğim şeyler arasındadır şarkı çevirisi, çünkü her şarkının yazıldığı dilde çok daha güzel olduğuna inananlardanım. Ama böyle bir şey yapasım geldi bu kez. Vardır bir sebebi...

(şarkıyı hızlı hızlı çevirdim, kulağımda da şahane bir Bulutsuzluk Özlemi şarkısı eşlik etti bana. Hatalar olabilir yani :) Bulutsuzluk Özlemi'nin hangi şarkısı derseniz, "Hasret" efendim.)

1 kişi de demiş ki:

ALIK KIRMIZI BALIK dedi ki...

"ben kırmızılı
anlatsamda blogumun adresini değiştirdim,
artık alık kırmızı balık olarak bu yeni adresimde,devam ediyorum...
bilgilerinize..."

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?