23 Haziran 2009 Salı

Kapağı atsak yeter hacı!


Bizden yaşça küçüklerin "üniversiteye kapağı atayım yeter" cümlelerini duyardık bol bol bir ara. Son 1-2 senedir ÖSS'ye hazırlanan tanıdığım kalmadığı için artık duymuyorum. Bir kısmı kapağı attı, bir kısmının daha yaşı küçük.

"Üniversiteyi bitirmesi girmesinden daha zor" demezdik onlara o zaman, üniversitede yaşayacaklarının o filmlerde izledikleri üniversite yaşantılarına aslında hiç benzemediğini söylemezdik..

Uyuz olurdum tüm yaşamlarını girecekleri sınava göre programlayanlara. Okulda test kitabından kalkmaz başlar, çıkınca da koşa koşa eve gidilir, ne zaman ortaya bir iki saat gezip dolaşma fikri atılsa yetiştirmeleri gereken programlar, çözülmesi gereken sorular vs anlatılırdı hani. Hiç duymadınız mı "sınavı kazanamazsam hayatım kayar, ne yaparım ben?" cümlesini?

Muhtemelen onlar da benim rahatlığıma uyuz oluyorlardır tabi. Herkes test çözerken ben elimde kalın kalın romanlarla dolaşıyordum ve sık sık kitapları daha sonra da okuyabileceğimi ve önemli olanın test çözmem olduğunu duyuyordum birilerinden.
Umursamıyordum.

O kadar önemseyenler şu an ne yapıyor bilmiyorum.

Sadece "üniversiteye kapağı atmak" dedikleri şeyin o dönemde düşündüğümden bile kat kat önemsiz bir şey olduğunu biliyorum. (O dönem de umursamadığımı söylemiştim.)

Geçenlerde bir dershanenin duvarında bir kağıt gördüm. Gülen yüzlerle süslenmiş bir yazı. Muhtemelen bir "eğitimcinin" kaleminden çıkmış bir yazı. "Oleyyy kontenjanlar arttırıldı, bu sene hepimiz üniversiteli olacağız" tadında cümlelerle dolu bir sayfa yazı...

Mevzu neymiş?
Devlet üniversitelerinin kontenjanı %15, vakıf üniversitelerininki %20 arttırılmış. Yaşasın o zaman, hepiniz kapağı atacaksınız demek ki!..

Sanırım gençleri ÖSS'ye hazırlayan bir kurumda çalışsam 1 hafta sonra işten atılırım!

"Çocuklar yapmayın, etmeyin, hayatınız bu sınava bağlı değil, gençliğinizin en güzel zamanlarının içine etmeyin" derken beni yakalayan müdür, ki kendisi patronum olur, atardı beni anında işten..

Üniversiteye girmeyi en yüce amacımız olarak benimsetmeye çalışmak o "eğitimcilerin" ne işine yarıyor bilemem. Dershaneden ne kadar çok insan üniversiteye yerleşirse bir sonraki yıl o dershanenin o kadar çok tercih edileceğini tahmin edebiliyorum tabi ve daha fazla sorgulamama gerek kalmıyor..

Kontenjanlar artıyor, daha çok insan mezun oluyor, eğitimin kalitesi gitgide düşüyor, daha az bilgi birikimine sahip insanlar mezun oluyor, elinde diploması olan ama o işe dair zerre kadar bilgisi ve yeteneği olmayan insanlar yayılıyor dört bir yana. Herkes şikayet ediyor ama kimse bir şey yapmıyor...

Bunlar zaten bildiğimiz şeyler bir de işin başka bir yönü var.

Yüce idarecilerimiz kontenjanları arttırdı, ülkemizde daha çok üniversite mezunu oldu, aman ne güzel. Sonra sıra bunlara iş bulmaya geldi. Hımm peki şimdi ne yapacağız?

Kendi okuduğum bölümden örnek vereyim, en iyi bildiğim kısımdan.

Okuduğum bölüm Türkiye'de 12 devlet üniversitesinde mevcut. Vakıf üniversitelerinin hangilerinde var bilmiyorum. Toplam kontenjan 569 kişi. (Sanırım bu yükseltilmeden önceki hali.) Hepsi de Türkiye'nin iyi üniversiteleri arasında sayılan okullarda. Bunun yanına bir de dil ve edebiyat okumuş, ardından da öğretmenlik yapabilmek için formasyon almış kişileri ekleyin. 1000'i rahat rahat geçeriz.

Hepimiz okuduk, mezun olduk ooo şahane.

Neyiz biz?
Öğretmen!
Öğretmenler mezun olur olmaz ne yaparlar?
KPSS'ye girer ve atanmaya çalışırlar.

Peki sadece devlet üniversitelerinin öğretmenlikle ilgili bölümlerinde 569 kişi okutan bu bölümden kaç kişi atanabiliyor dersiniz?
"0"
Bir de yazıyla yazayım, "sıfır".

Birkaç yıl önce, uzun bir aradan sonra "10" tane öğretmen atadılar o kadar..

Özel okullara gidelim.
Özel okullar "en az 2 sene deneyim" diyor, devlet beni atamıyor, özel okullar işe almıyor, ben bu deneyimi nerede kazanabilirim peki?

Tek kelime Fransızca bilmeden İngilizce sınavıyla Fransızca öğretmenliği okumaya hak kazanıyoruz, sonra bir yandan Fransızca okurken bir yandan da İngilizceye devam ediyoruz farklı şekillerde ki okul bitince İngilizce öğretmeni olalım ya da benim de yaptığım gibi açık öğretimden, ordan burdan farklı bölümler okuyoruz. Fransızca ve İngilizce bilen dış ticaret mezunu bir insan olduğumu söylersem daha iyi işler bulabileceğimi umuyorum. Bir de havalı oluyor! Tabi bu 5 sene içinde 3'üyle birden uğraşayım derken yaşlanıyorum o ayrı mevzu...

Nerede kontenjan arttırma haberi görsem sinirim bozuluyor bu ara. Ben girdiğimde 40 kişi almışlar bizim bölüme, geçen sene olmuş 52, bu sene %15 daha artacak. Aman ne güzel!

Hepimiz üniversiteye girelim, vasıfsız mezunlar olalım, sonra da alakasız işler yapalım, aman ne güzel!

Haa bir de dün tvde Özer Hurmacı'yı dinliyordum. Almanya'da doğduğu için Almanca bildiğini, okulda 5. sınıftan sonra İngilizce eğitimi, 7. sınıftan sonra da Fransızca eğitimi aldığını, okuduğu okulda sistemin böyle olduğunu ve genel olarak Almanya'da bu duruma önem verildiğini anlattı. Bir gün biz de böyle şeylere başlarsak bütün bu Almanca ve Fransızca öğretmenliği mezunları işlerini yapmaya fırsat bulurlar herhalde.

Bir de halledilmesi gereken "torpil" sorunu var. İsmek'te bir dönem İngilizce dersi alıp bir ilköğretim okulunda İngilizce öğretmeni olan kızdan bahsetmiş miydim size?

* Üniversite haberlerinde hep aynı fotoğraf kullanılır ya, ben de kullanayım istedim :p

8 kişi de demiş ki:

Serzeniş Meraklısı dedi ki...

sistem...
resmen insanı yenilikçiliğe itiyolar... ama bu yenilikçilik, boktan püsürden, okulunu okumadığın veya tam olarak eğitimini almadığın kısımlara iteliyor yapanı...
"yazık" kelimesi de, eğitim-öğretim sistemi üzerine konuşmalarda çok geçer... eksik kalmasın...
yazık! :) (gülüyoruz, ne yapalım...)

melankolikdeli dedi ki...

öğretmen atamaları ayrı bir dert, ülkedeki üniversite sistemi ayrı bir dert (:

bununla pek alakası yok ama şunu demezsem çatlarım. mezun olduktan sonra ittire kaktıra girebildiğim iş hayatında anladım ki okulda öğrendiklerimin sadece %15'i işime yarıyor. Bu mudur yani ?! Ne anladım o zaman ben ?! Kendimiz yakınır kendimiz dinleriz işte ne olacak.

Havalar da ısındı mı ne ?

sLn dedi ki...

@ Serzeniş Meraklısı

Şu sistemden şikayet etmeyeceğimiz günler olabilir mi merak ediyorum bazen :))

sLn dedi ki...

@ melankolikdeli

kafaya takmak isteyen için her şey ayrı dert :)

O bahsettiğin konuya ben de katılıyorum, zaten bazı şeyler iş hayatında daha iyi öğrenilebiliyor sanırım. Mesela dış ticarette muhasebe, iktisat, işletme, dış ticaret işlemlerinin muhasebeleştirilmesi gibi dersler var, okuyorum, çalışıyorum, hatta anlıyorum evet ama bir temele oturtamıyorum öğrendiklerimi. Bir muhasebeci açsa yevmiye defterlerini, muhasebe kayıtlarını, bu budur dese daha iyi öğrenecekmişim gibi geliyor :) Ama öğretmenlik biraz daha farklı. İngilizce bilmeyen İngilizce öğretmenleri hayal etsene mesela :) Fransızca bilmeyen Fransızca öğretmenleri nasılsa işlerini yapamayacaklar, o yüzden Fransızcadan örnek vermiyorum. Ama bunlar var :-/ Ya da çocuk psikolojisi hakkında zerre kadar fikri olmayan, kime nasıl yaklaşacağını bilmeyen öğretmenler düşün.. Bunlar da zamanla öğrenilir belki ama öğretmen bir şeyleri oturtana kadar olan arada harcanan öğrencilere olur :-/

Haa bir de nasıl zengin olurum, istediğim kişiye 10 dakikada nasıl evet dedirtirim tarzı 2-3 kitap dışında kitap okumamış, tek ilgi alanı indirimler olan öğretmenler düşün.. Şans eseri "kapağı atmış", gelmiş. O insanın kültürel birikimi ne ki öğrenciye bir faydası olsun :-/ Öğretmenlik sadece kitaptaki 3-5 konuyu öğrenciye anlatmak olmamalı :(

Ayy hava ısınınca çeneme vuruyor benim :))

ziLLosh dedi ki...

fotoğraf yüzünden ilgimi çekti yazı. şu günlerde her gün final sınavlarım sebebiyle o kapıdan geçiyorum da... okulun kıdemlilerinden olarak eğitim kalitesinin hızla düşüş grafiği çizdiğinin kanlı canlı tanığıyım. daha çok öğrenci & daha geçiştirilen dersler ve bütün iyi prof.ların özel üniversitelere kaçması sorunsalı...

ayrıca pek sevdiğim bir kitaptan alıntı: "Üniversiteye gitmişler, çünkü üniversitelerin çok önemli sayıldığı bir zamanda birisi onlara bu dünyada yükselebilmek için diploma sahibi olmak gerektiğini söylemiş. Bu yüzden de dünya bazı olağanüstü bahçıvanlar, fırıncılar, antikacılar, heykeltıraşlar ve yazarlardan yoksun kalmış. "

Beyaz Çiklet dedi ki...

Valla haklısın ben de en azından sanal bir yakının olarak bu sene sınava girdim ve şuan içim sızlıyor.Koca iki sene boyunca dershaneye gidip hazırlandım.İlçeden gittiğim için her haftasonu gidiş geliş 6 tl otobüs parası ki ben asla yemek yemeye harcama yapmıyordum.Neyse,çok başarılı bir öğrenci hayatı deneme sınavlarında büyük başarılar herkesin gözü benim üstümde derken sınavda dünya kadar yanlışım çıktı.Ben de şuan bunun için dua ediyorum ve umut ediyorum.Kontenjanlar artsın,puanlar düşsün,istediğim bölüme gireyim,şansımız yüksek olsun diye.Ben de tamamen değil ama az çok her şeyi erteleyen test çözen bir tiptim,sıramdan kalkmazdım.Hani ne oldu?Belki de hiçbir sınavda olmadığı kadar başarısız oldum ve şuan ruh gibiyim,günlerim çok berbat geçiyor.Sonuçları bir umutla dört gözle bekliyorum.Bir yıl boyunca parlak bir öğrenci olmanın sonu böyle olsun istemiyorum.Emek verdim ...Etraftan soruyorlar,herkes sistemden haberdar hale gelmiş.Sınav nasıldı yerine kaç netin çıktı diye.Sinirlerim tavan yaptı vallahi.Belki de istediğim bölüme yerleşemeyeceğim ve sırf puanım yetmedi diye başka bir bölüme gideceğim.Valla sln,haklısın ama şuan kendi açımdan bakmak istiyorum yeter ki üniversiteye kapak atayım başka bir şey istemiyorum.Neden mi çünkü gelecek kaygısı alıp götürüyor beni.Annemin daha fazla çalışıp dershanelere para saymasını istemiyorum.İstediğim kesinlikle bu sonuç değildi ama bakalım kısmet diyorum ve Allah'a bırakıyorum.Bizim açımızdan bakıldığından bırakın da kontenjanlar artsın biz de biraz rahatlayalım:/

sLn dedi ki...

@ ZiLLosh

Ne güzel demiş yazar..

sLn dedi ki...

@ beyaz çiklet

ah be canım keşke kapağı atmak çözüm olsa.. şu anki aklım olsa hemen kapağı atayım demek yerine bir sene daha hazırlanır okumayı daha çok istediğim bir bölümde okurdum kesinlikle. Öğretmenlik okuyorsun ama öğretmenlik yapamayacağını bilerek okuyorsun, ne anlamı var ki bunu yapmanın :) hazırlanırken kapağı atmak kurtuluş gibi görünüyor farkındayım ama inan öyle değil..

Yine her şey istediğin gibi olur inşallah canım :) Belli olmaz bu işler, bakarsın istediğin bölüm olur yerleştiğin bölüm ya da yerleştiğin bölümü seversin, her şey güzel olur :))

sıkma canını ;)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?