31 Ağustos 2009 Pazartesi

Tuhaflıklar içinde..


Bölümün koridorunda elimde onlarca kağıtla yürüyorum. Okuldan çıkışımı tamamen yapabilmek için görüşmem gereken insanları arıyorum. Ama tuhaftır Fransızca profesörlerinin olduğu sol taraf yerine, Almanca bölümünün olduğu sağ tarafta bir yer arıyor gibiyim.

Kendimi berbat hissediyorum, okuldan tamamen çıkacak olmak, bütün bağlarını kesecek olmak sandığımdan daha stresli bir işmiş. Kolay olur sanıyordum.

Soldan ikinci kapı açılıyor ben geçerken. Dünyaya kazara düşmüş meleğimiz her zamanki kibarlığıyla gülümsüyor kapıda bana. Uğraştığı başka şeyler olmasına rağmen...

-Merhaba Selin, nasılsınız?
-Teşekkür ederim hocam, iyiyim.
-Ben de çok iyi gördüm zaten sizi.
...

"Ben çıkmaya çalışıyorum, almam gereken bir şeyler varmış." demeye çalışırken ağlamaya başlıyorum. Bu kadar üzücü olacağını hiç düşünmemiştim...

Konuşamıyorum ağlamaktan, kimin getirdiğini bilmiyorum ama bir avuç dolusu anahtar bırakıyor biri elime. Çıkabilmek için ihtiyacım olan şey bu anahtarlarmış, birine götürmem gerekiyormuş.

Tamam diyip çıkıyorum, kampüsün içinde yavaş yavaş yürümeye başlıyorum. Hâlâ ağlıyorum...

Nasıl olmuşsa kendimi bir anda Sultanahmet meydanına benzer bir yerde buluyorum. İleride bir yerde Zafer Bayramı kutlamaları yapılıyor. Anahtarı onlardan birine verip okulla tüm ilişkimi keseceğimi düşünüyorum ve oradakilere doğru yürümeye başlıyorum. Ben yürürken üniformalılardan biri de bana doğru yürümeye başlıyor. İyice yakınıma geldiğinde gelenin Jack Nicholson olduğunu fark ediyorum. O da benim gibi ağlıyor. Anahtarları avucuna bırakıyorum, birlikte ağlıyoruz...

Dün gece en fazla 3 saat uyumuş olmalıyım, bütün gece tavanı seyrettim. Uyuyabildiğim o kısa süre içinde de birbirinden tuhaf rüyalar gördüm. Biri bu.

Sinir bozucu zamanlar, tuhaf rüyalar...

6 kişi de demiş ki:

Sersang dedi ki...

off ya, mezuniyetin o ilk zamanları... sevgiliden ayrılmış gibi koyuyor adama walla, ne deyim? ağla sızla dök içindekilerin hepsini :)

CaRtMaNtR dedi ki...

Mezun olduğum yaz bir yandan yüksek lisans için koşturmaktan pek bir şey hissedememiştim. Ama yoğun üni programından sonra haftada sadece 2 gün okul olduğunda yaşadığım boşluk bir süre kendimi tuhaf hissetirsede sonra gayet memnun olmuştum.

Mezun olur olmaz işe girince insan böyle bir boşluk yaşamayacağından daha kolay adapte olabilir belki ama iş hayatı ilede okul hayatı çok farklı tabi işyeri okul bile olsa :D

diamandi dedi ki...

sokakta kalmışların çaresizliği gelirdi bana da hep...

sLn dedi ki...

@ sersang

sahiden sevgiliden ayrılmak gibi :))

sLn dedi ki...

@ cartmantr

yine bir eğitim kurumundayım, yine kitaplar defterlerle iç içeyiz ama okulda gibi hissedemiyorum kendimi. peşimde "öğretmenim, öğretmenim" diye dolaşan tiplerin bu durumda etkisi olmalı muhakkak :)

sLn dedi ki...

@ diamandi

her türlü kötü şeye benzetmek mümkün bence bu ruh halini..

sabah kalktığında ilk düşünülen şeyler genelde çok sevilenlerdir ya, sabah "okulu özledim" diye uyanmak yeterince çok şey anlatıyor sanki...

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?