22 Eylül 2009 Salı

Bayram notları

Haftalardır beklediğim bayram tatilinin sonuna geldiğimiz için üzgün müyüm?
Evet, herkes gibi üzgünüm.

Bu bayramı hasta olmadan geçireceğimi düşünüp sevinirken dün nezle olmaya başladığımı fark ettim. Önlem almaya çalışıyorum, ilerlemeden geçirebiliriz umarım. Yine bir bayramı hastalanmadan geçirmemiş oldum yani.

Ertesi gün yapacak işim olmadığında geç yatmayı sevdiğim için çok erken kalkamıyorum. Daha doğrusu başkaları için yine erken sayılabilecek saatler ama benim için erken değil :) (Geçen gece Emmy'i izlediğim için 5'e doğru yattım, sabah 10.30'da uyandım mesela.) Ramazanlarda da sahura kadar oturma alışkanlığım olduğu için çok erken kalkmam. (Çok erkenden kastım 8-9 falan.) Eh 1 aylık alışkanlığın üzerine bayram sabahı erken kalkmak da zor oluyor tabi.

Birkaç senedir bayram kahvaltıları sırasında uyuyor oluyordum, bu sene erken erken kalktım. Birkaç haftadır tüm günümü hoşlanmadığım bir ortamda geçirmek sinirlerimi bozduğu için elimdeki fırsatı kaçırmak istemedim galiba. Deliler gibi bütün arkadaşlarımı arayıp hepsiyle görüşmek de istiyorum mesela. Aklım başıma mı geliyor nedir anlamadım ki...

Benim için tatilin tanımı gezmek, dolaşmak, uyumak vs olmadı hiçbir zaman. Canımın istediği kadar film izleyip kitap okuyabiliyorsam işte o benim için tatildir ve ben 2 gündür istediğim gibi yapabiliyorum bunları :) O yüzden keyfim yerinde!

Uzun zamandır merak ettiğim bir filmi izledim önce: "Il y a longtemps que je t'aime". Türkçe ismi: "Seni öyle çok sevdim ki"... Fransızların çok sevdiğim bir çocuk şarkısında geçen bir ifade bu, şarkının ismi "à la claire fontaine". Film güzel bir film, Kristin Scott Thomas'ın performansı görülmeye değer...

Ardından yine uzun zamandır izlemek istediğim bir başka film geldi: "Little Miss Sunshine". İzlerken öyle çok eğlendim ki... Sevimli insanlar, yolunda gitmeyen aile ilişkilerinin Olive'in yarışması sayesinde yavaş yavaş yoluna girmeye başlayışı... Filmdeki her şey "sevimli"ydi, sanırım aradığım kelime bu.

Sonra bir mini dizi. "The Triangle". Bermuda Şeytan Üçgeni'nin gizemi üzerine 3 bölümlük bir mini dizi kendisi. 4,5 saatte bir diziye başlayıp bitirmek çok keyifli :) Güzeldi, ben beğendim. Mini dizi izlemeyi seviyorum, tavsiye varsa alabilirim.

Bir yandan da aynı anda okumaya çalıştığım 4 kitabımla uğraşıyorum. En son başladığımı bitirmeden diğerlerine devam edemeyeceğim sanırım. En son başladığım "Son İstasyon". Yazarı "Jay Parini". Tolstoy'un son yılını Tolstoy'un ve çevresindekilerin günlükleriyle mektuplarından yararlanarak anlatmış yazar. Şimdilik kitap harika gidiyor...

Aslında sinirlendiğim şeyler de vardı aklımda ama tatilimin son gününde, sabah sabah onlardan bahsederek sıkılmak istemiyorum. Gereksiz insanlardan ve durumlardan bahsetmek zaman kaybından başka bir şey değil!

3 aşağı 5 yukarı bu şekilde geçiyor işte bayram tatilim. Bir yandan da ziyaretler devam ediyor tabi. Keyifli gidiyor yani bayram :)

Birkaç saat önce "House"un, "Heroes"un ve "How I met your mother"ın yeni bölümleri yayınlanmış olmalı, şimdi onları bulup bugünü de güzel bir hale getirmeliyim :))

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?