22 Eylül 2009 Salı

Sana, bana, bize, onlara...


Bu ara eskisi kadar uçurtma uçurmuyor mu çocuklar yoksa ben mi artık bakmıyorum gökyüzüne?

Artık çocuklar rengarenk uçurtmalar yapmıyorsa durum kötü.

Ben ara sıra başımı kaldırıp gökyüzüne bakmayı unutuyorsam, o benim için daha da kötü...

Bazen içimi ısıtan küçük detayları unutuyorum. Gökyüzüne bakıp güzel şeyler düşünmeyi, küçük çocukların çok basit şeylerle mutlu olabildiklerini ve küçük bir çocuğu mutlu etmenin insana kendini nasıl iyi hissettirebildiğini, durup dururken birini mutlu etmenin verdiği keyfi...

Yaşadığımı unutuyorum bazen, küçük detayları unutmuşum çok mu?

Hatırlamalıyım bir şekilde. Bir hatırlasam gerisi gelecek... Hayatımın hiçbir döneminde böyle karamsar olmadım ki ben. Hep bildim bir gün bir yerde işlerin yoluna gireceğini. Umut etmedim, emin oldum. İşler yoluna girdi, yine girer. Beklemediğin anlarda, beklemediğin yerlerde, beklemediğin şekillerde...

Hatırlamalıyım küçük şeylerin hayatı ne kadar güzelleştirdiğini, işler yoluna girdiğinde, hayat yeniden keyifli bir hal aldığında hayatın gerisinde kalmamış olmalıyım. Yaşayacak kaç günümüz var ki bu dünyada? Gülümseyerek hatırlayacağım fazladan günlerim olsa ne zararı olur ki bana?

...


0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?