30 Ekim 2009 Cuma

The Boat That Rocked!

Bir süredir kendimi normal halimden uzaklaşmış hissediyorum. Zamanla birlikte değişmek değil bunun adı, "böyle olmaya mecbur kalmak".

Takip ettiğim dizilerimi gecikmeli izliyorum mesela, ilk defa bu kadar uzun süre kalıyor elimde okuduğum kitaplar, her gün film izleyen ben haftada bir film izlemeye şükreder hale geldim. Müzik olayındansa tamamen koptum. Sabahları 20 dakika içerisinde dinleyebildiğim 4-5 şarkıdan başka bir şey yok. Eskiden sürekli yeni bir şeyler bulduğum için haftada bir silerdim mp3 playerımın içindeki şarkıları, baştan yeni bir liste hazırlardım kendime. Şu an yeni bir şey keşfedemediğim için sürekli eskilerdeyim.

Tüm günümü geçirdiğim ortamdaki tuhaf şarkıları ya da çocuklara tenefüslerde çaldığımız hepsi birbirine benzeyen popüler şeyleri saymıyorum tabi ki. Onları dinlemiyorum, onlara maruz kalıyorum.

Bu durum da haliyle canımı sıkmakta. Gerçi bu ara her şey canımı sıkıyor ya neyse..

2 gün tatil bulmuşken hemen normal sLn halime dönme çalışmalarına başladım.

Biraz müzik biraz film istedim ve kendime izlemek için "The Boat That Rocked"ı seçtim.


2009 yapımı bir film The Boat That Rocked. Türkiye'de vizyona girdiğine dair şeyler yazıyor sağda solda ama ben hiç duymadım sanırım vizyona girdiğini. Bir görünüp bir kaybolmuş olmalı.

Sene 1966. Rock müziğin en hareketli günleri. BBC haftada sadece 2 saat rock müzik yayını yapıyor oysa halkın dinlemek istediği müzik bu!

O sıralarda açık denizden yayın yapan korsan radyoysa günde 24 saat rock yayını yapıyor!

Radyo'nun DJ'leri birbirinden renkli insanlar. DJ'lerin başında "Kont", radyonun sahibi "Quentin", kızların aşık olduğu komik adam "Dave", saf ve iyi kalpli "Simon", korkunç espriler yapan "Angus", kızların uğruna öldüğü gizemli kişilik "Mark", gemidekilerin aylar boyunca varlığını fark etmediği "Bob" (ben kendisine bayıldım..), lezbiyen aşçı "Felicity" ve beyni normal insanlardan epey farklı çalışan "Thick Kevin"... Daha sonra gerçek bir ilah olan "Gavin" de bir sürelik ayrılığının ardından radyoya geri döner...




Film Carl'ın akıllanması için annesi tarafından vaftiz babası Quentin'in yanına gemiye gönderilmesiyle başlar. Burası o yaştaki bir çocuğun kendini toparlaması ve yola gelmesi için gönderilebileceği en iyi yer değildir şüphesiz.

Bu sırada bir yandan da devlet radyoyu kapatmak için elinden geleni ardına koymamaktadır. Quentin'in zekasıyla boy ölçüşemediklerinden kapatmayı bir türlü başaramazlar tabi. Devlet adına korsan radyoyu kapatma çalışmaları yapan Twatt rolündeki Jack Davenport'un Pirates of Caribbean'da da kraliçe adına korsanların peşine düşen adam olması denk mi gelmiştir, kasıtlı mı yapılmıştır bilemem :)



Bu müziği biraz olsun sevmişseniz bu filmi de büyük olasılıkla seversiniz. Bir yerden sonra mücadelelerini öyle benimsedim ki kendim de anlam veremedim hissettiğim şeye. Hatta bir sahnede mutluluktan ağlama kıvamına geldim :) Simon'un düğününden önceki gece şehirde dağıtmalarını kıskandım. Duygu yoğunluğuyla ve karmaşıklığıyla nasıl geçtiğini anlamadım 2 saatin.



Keyifle tekrar tekrar izlenecek filmlerim arasına aldım dün gece The Boat That Rocked'ı. Abartılı sözcükler kullanmak istiyorum şu an anlatırken :) Filmi çok sevdim, müziğimi bir kez daha sevdim. Long live rock'n roll!

Yazıyı Kont'un sözleriyle bitirelim:

"God bless you all. And as for you bastards in charge, don't dream it's over. Years will come, years will go, and politicians will do fuck all to make the world a better place. But all over the world, young men and young women will always dream and put those dreams into song. Nothing important dies tonight, just a few ugly guys on a crappy ship. The only sadness tonight is that, in future years, there'll be so many fantastic songs that it will not be our privilege to play. But believe me, they will still be written, they will still be sung and they will be the wonder of the world."

ve altyazıyı hazırlayan eşekherif'in çevirisi:

Tanrı hepinizi korusun ve siz bizi yöneten şerefsizler, bittiğini sanmayın sakın. Yıllar geçti, yıllar geçecek... Ve politikacılar dünyayı daha iyi bir yer yapmak için sıçıp sıvayacaklar. Ama tüm dünyanın genç bayları ve genç bayanları… hayallerine hayal katacaklar ve onları da şarkılarına koyacaklar. Bu gece önemli bir şey ölmüyor. Boktan bir gemideki birkaç çirkin adam sadece. Bu gece yaşanan tek üzücü olay, önümüzdeki yıllar… çıkacak bir sürü muhteşem şarkıyı sizlere çalma ayrıcalığına sahip olamayacak olmamız. Ama inanın bana, onlar hâlâ yazılıyor olacaklar. Hâlâ söyleniyor olacaklar ve dünyanın mucizesi olmaya devam edecekler. İşte bu!


Rock’n Roll!


Çeviri kısmı Öteki sinema'dan alıntıdır.

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?