1 Ekim 2009 Perşembe

Yazmak isterim de yazamam..

Yaptığı şeyleri abartarak anlatan insanları hiç sevmem..
Bir şeyi birlikte yaparsınız mesela ama başkalarına gider öyle bir anlatır ki siz bile inanamazsınız anlatılanların sizin yaşadığınız şey olduğuna..

Yarış yapılır ya da.. 1 haftalık saçma sapan bir ilişkiden sonra yaşadığı şeyi bir başkasının yaşadığı uzun ve gerçekten dolu bir şeyle kıyaslar.. Biri bir yakınını kaybetmiştir, yaşanmış çok basit bir durumu öyle abartır ki utanmasa onun bilmem nesi öldü ama benimki daha büyük bir acı diyecektir. Tabi ki herkes yaşadığı acıyı kendisi bilir ama bazı şeylerin de kıyaslanması sahiden komiktir.

Siz ödev için uğraşırsınız, o anlatır ne çok yorulduğunu. Hiçbir şeye elini sürmemiştir ama olsun.

Yaşadıklarım yüzünden öyle bıktım ki böyle şeylerden çoğu kez bir şeyler anlatasım gelmiyor.

Aslında bugünlerde yazmak istiyorum hep. Aklıma da onlarca şey geliyor. Ama bu konular genelde aklıma öğrencilerin yaptıkları bir şeylere bağlı olarak geliyor ve her konunun bir bölümü yine öğrencilere gelmiş oluyor...

Bense başkalarının (herkesin değil bazılarının) yaptıklarını dinlemekten bıktığım için bunu anlatmak istemediğimi fark ediyorum. İstememekle birlikte bunu yaparken sıkılıyorum...

Evde ne zaman "bugün bir öğrencim..." diye başlayan bir cümle kursam uyuz oluyorum kendime. Anlatacak daha farklı şeylerim olurdu benim. Bir süredir bütün hayatım ders, öğrenci, test, İngilizce... Şu kurtulmak için dua ettiğim Fransızcayı bile özlüyorum.

İzinli olduğum tek bir günde hem İstiklal'e, hem Ortaköy'e gitmek istiyorum, hem vapura binmek istiyorum, hem tiyatroya hem sinemaya gitmek istiyorum. Ama bir yandan da dinlenmek istiyorum. Sanırım bu hayat bana göre değil :) Önümüzdeki sene daha az tempolu bir işe ihtiyacım olacak galiba..

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?