26 Kasım 2009 Perşembe

İstanbul'dayken İstanbul'u özlemek..


İstanbul'dayken İstanbul'u özlüyordum ya bir süredir, bugün başladım biraz özlem gidermeye :)

Neydi bu İstanbul'dayken İstanbul'u özlemek dediğim şey?

Kafasına estiğinde kendisini İstanbul'un sevdiği köşelerine atan bir insanın elinden bu özgürlüğünü alırsanız delirecek gibi olabilir. Ben de iş hayatına girince otomatik olarak bu özgürlüğümü kaybetmiş oldum. Haftanın bir gününü dinlenmek için mi, gezmek dolaşmak için mi harcayacağımı şaşırıp kendimi oraya buraya atıyorum elbet ama haftanın diğer 6 gününü sabah 8.30'dan akşam 19.00'a kadar aynı duvarların arasında geçirince psikolojim yeniden alt üst oluyor.

En azından bazı günler öğlen gitme şansı bulabilsem en sevdiğim işi yapıp sabah her yan boşken İstiklal'i dolaşırım ama öyle bir şans yok maalesef...

Sevdiğim İstanbul'a hiç benzemeyen bir yere gidiyorum her sabah, aynı yoldan gidip aynı yoldan dönüyorum. Bir arada olduğum insanların bir kısmı gerçekten sevdiğim insanlar olmasa çoktan delirmiştim sanırım. Sevdiğim bütün insanları bir araya toplasak ve topluca İstanbul'dan uzak bir yerde yaşasak yine delirir miyim? Büyük ihtimalle.

Yaşadığın şehre aşık olmak sinir bozucu olabiliyor bazen.

Neyse işte..

Baktık bugün boşuz, attık kendimizi yine sokaklara. Güzel bir sonbahar günü, İstiklal her zamanki gibi kalabalık. Yürürken sağımda solumda görmeyi sevdiğim her şey yerli yerinde.. Bir sLn başka ne ister?

Keyifliyim bugün.

Kafamda hiçbir dert olmadan İstiklal'in kalabalığına karıştığım için keyifliyim. İstanbul'umun güzelliğini izleyerek Galata köprüsünde yürüdüğüm için keyifliyim. Tanımadığım yüzlerce insan, hafif bir rüzgar, İstiklal, Galata, gün batımı...
Aklımda bir Orhan Veli şiiri...
Keyifliyim bugün.
Mutluyum.

Daha ne olsun?

2 kişi de demiş ki:

Evren dedi ki...

bayram gibi olmuştur sana gün, ben de çokkk özledim istanbulu...

diamandi dedi ki...

daha da güzel olsun.. saate baktım.. kalkıp gidesim geldi... karanlık mıh gibi....

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?