11 Kasım 2009 Çarşamba

Konuş bakayım

Hayatınızın bir bölümünde dil öğrenmişseniz muhakkak konuyla ilgili abuk sabuk sorularla muhatap olmuşsunuzdur.

"Sen şimdi konuşabilir misin yani?"

"Derdini anlatabiliyor musun?"

"Tamamen öğrendin mi Fransızcayı?"

Yok konuşamam ben. Bunca sene hiç bir hocam merak edip konuşabiliyor muyum diye bakmadı. 2'den fazla Fransızca kelimeyi bir araya getiremiyorum hatta.

Derdini anlatmaktan kasıt nedir? Varoluşumuzu mu irdeleyeceğiz, dedikodu mu yapacağız, dün başımızdan geçeni mi anlatacağız, ne yapacağız yani? Edebiyatçıların o kitapları ya da şiirleri yazmaktaki amaçlarını yani "dertlerini" anlattık bunca yıl ama kendi derdimi anlatamam. Bendeki dert hiçbirinde yok :P

Peki sen Türkçeyi, yani kendi ana dilini, tamamen öğrendiğini iddia edebiliyor musun?

Başımı duvardan duvara vurma isteği yaratan esas cümleyse "Biraz Fransızca konuşsana".
Ne diyeyim anacım, ne istersin? Genelde küfürleri merak ederler gerçi, ben bir iki Fransızca küfür edeyim o zaman.

5 sene öncesine kadar "İngilizce konuşsana bakayım nasıl konuşuyorsun" derlerdi, şimdi Fransızcamı merak ediyorlar. Très bien anacım très bien!

"Bu Fransızlar r'leri bir tuhaf söylüyorlar yaa sen de yapabiliyor musun öyle?"

Yapmaz mıyım hiç?!

18 yaşından sonra öğrendiğim bir dili bir Fransız gibi konuşamayacağımı ben yabancı dil öğretimiyle ilgili derslerde öğrendim. Kafama kafama vurdular, gelin biraz da ben size anlatayım..

Normalde bir dili yabancı dil öğretmenliği bölümünde asla dil ve edebiyat bölümlerindeki kadar iyi öğrenemezsiniz. Kendinizi geliştirirsiniz, o ayrıdır. Ama öğretmenlikte verilen dil kısıtlıdır. Zavallı ben bölüme başladığım gün hocasından şöyle bir cümle duymuş bir insanım: "Öğretmenliklerde dil öğretimi kısıtlıdır. Biz size seçmeli edebiyat dersleri koyduk ama siz seçmeyeceksiniz çünkü biz sizin yerinize seçtik. Edebiyat dersleriyle birlikte öğretmenlik eğitimi alacaksınız"... O gün "ıyyyyy" demiş olsam da şimdi anlıyorum aslında başıma gelenin güzel bir şey olduğunu. Böyle düşününce de bölümün normale göre neden böyle ağır olduğunu daha iyi anlıyorum.

Hatta geriye baktığımda kendimden korkuyorum! Haftasonu dış ticaret sınavlarına girip hafta içi edebiyat+öğretmenlik derslerinden sınavlara giriyordum. Buna rağmen bitmiş bu okul. Alttan ders bile kalmamış hem de. Bak tırstım yine :P

Başa dönelim.

O kadar ders geçtim oğlum ben, tek bir sınava bile ezberleyip girmedim, zaten ezberleme becerim de yok. Kendi cümlelerimle yazdım ne yazdımsa. Eh demek ki öğrenmişim zamanında ben bu dili :p (Bir tek canım Hilmicim vardı ezber isteyen, onda da kopya çekiyorduk :P )

Matematikçileri yakalayıp "bir problem çöz de görelim" ya da resim öğretmenlerini yakalayıp "çiz bakayım şuraya bir natürmort" diyorlar mıdır acaba?

En fenası da beden eğitimi! "Bir takla at bakayım".

Birkaç sene sonra dil öğrenen bütün küçükleri yakalayıp sıkıştıracağım.

"Sen şimdi konuşabiliyor musun?"

"Bir turist gelse mesela, bir şey söylese cevap verebilir misin?"

"Bu ne demek? E ama saçma değil mi?"

"Hadi konuş da bir dinleyelim"

Hı hı bunu yapacağım.
İntikam günü için bekliyorum!

(Pffff, ben sinir olduğum şeyi başkasına yapmayı beceremiyorum ki ama...)

8 kişi de demiş ki:

melankolikdeli dedi ki...

bir yabancı dil öğretmeninin serzenişini dinlediniz (:

sLn dedi ki...

Yapımda ve yayında emeği geçen tüm meraklılar adına ben sLn, saygılar sunuyorum, sundum falan filan işte.

:))

Sersang dedi ki...

Ben hep comme ci comme ça der geçerdim ;)

diamandi dedi ki...

şerzenişte :))) etrafın sarıldı konuş :))) evet evet güzel ülkemde yabancı dil bilmek neredeyse uzaylıyla arkadaş olmak kadar yeni... bizim ruhumuzda hani derler ya mayamızda yok internasyonellik :)) e bu olmayınca bir dilin öğrenilmesi... ne yapacaksın ki sen şimdi o dili :)) ebleh bakışlarına maruz kalıyorsun doğal olarak... derdim çok abicim hangisi anlatacağımı bilemedim de geç derim :)) yerinize seçilen ders kısmınada hala gülüyorum... siz beceremezsiniz miydi bu şimdi :s
( not hiç soru çözdürmediler bana :)) matematiğin ne olduğunu biliyorlar herhalde sanırım :)))

Desperate Housewife dedi ki...

oh may gudnıs!

bir yabancı dil öğrencisi olarak ben de ekleyeyim. insanlar bir dilin harflerini bilmeyi o dili bilmek sanabiliyor. mesela ilkokul yıllarından arap harflerini okumayı biliyorumi, geçen yıl da heves üzerine yunanca kursuna gittim. çok şükür iki dilde de ne görsem çatır çatır hecelemeden okuyorum. ancak ne diyorlar dersen "hö?!?" der bakar kalırım suratına. ancak ananem başta olmak üzere herkes benim bu dilleri bildiğimi iddia ediyor.

ayrıca dil edebiyat ve öğretmenlik bölümlerinin kıyaslanması gerçekten sinirimi bozuyor. işlerimiz farklı bir kere. gerçekte olması gereken öğretmenlik mezunlarının mesleklerini, diğerlerinin de dil bilimi çalışmaları yapması. ama önüne gelene formasyon dağıtılan güzel yurdumda, sırf bu durumdan dolayı "aman zaten öğretmenlik mezunu" ifadesi yerleşebiliyor insanların aklına.

ve bu yıl fransızca öğrenmeye başladım

"j'habite au Ankara" ya ancak geldik. ancak şakır şakır olmasa da fransızca konuşabileceğim günü iple çekiyorum. :) -au kısmından emin değilim. emin olmalı mıyım hocağm- :)

Güllerevurgunum dedi ki...

ama ben şimdi anlamadım? sen 2 den fazla fransızca kelimeyi yan yana getirebiliyor musun? :P

sLn dedi ki...

yok canım nerdeeee :P

asilzade dedi ki...

muhahaha fazlasıyla hayattan fazlasıyla gerçek :D:D Keşke bu cevapları soranların suratına da verebilsen değil mi ? :D

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?