21 Kasım 2009 Cumartesi

Şiirli..

a.nur'un şiir mimini hiç zaman kaybetmeden yazmak istedim.

Kendimi bir şiir sitesinin "şairler" bölümüne attım, ne seçsem ne seçsem diye bakındım biraz. Biraz sahtekarlık yapıp Altay Öktem'in sevdiğim bir şiirini kopyalamaya niyetlendim. Sonra vazgeçtim. a.nur'un koyduğu kurala göre fazla tanımadığım bir şairin bilmediğim bir şiirini seçmeliydim çünkü :)

Sonra başka türlü bir sahtekarlık yaptım. En sevdiğim şiirlerden birinin şairinin başka hiçbir şiirini bilmediğimi fark edince hemen onu aradım. Çıkan şiirlerden bir değil üç tane seçtim... Şairimiz Hüseyin Yurttaş, şiirlerse şunlar:

Geride kalan

O tren gitti
Ben kaldım
Bir güz yaprağıydı hüzün
Döne döne
İndi önüme

Yerde ezik bir karanfil
Gözlerimde son gülüşün
Ve belki hâlâ sallanan elin

O tren gitti
Ipıssız kaldım
Yaslandığım ağaç gövdesi
Nasıl anlasın beni?

Gittikçe daha uzaksın
Ses yok kulak dayadığım raylarda
Kim duyacak içimde kopan çığlığı
Kim görecek beni
Kör karanlığında gecenin?

Gökte akan bulut
Varır mı senin gittiğin topraklara
Benden sana taşır mı bu yağmuru?

Rüzgara bıraktım kendimi
Sürüklenip gidiyorum
Bir şiir seni fısıldıyor
Boşluğa düşüyor adımlarım
Sigaram söndü ateşim yok
Meyhaneler çoktan kapanmış
Kendime çekilsem
Limanım belirsiz
Pusulam kayıp

O tren gitti
Ben kaldım
Bir güz yaprağıydı hüzün
Döne döne
İndi önüme

******
2. şiir:

Aşk adımları

Bilsem adını 
Yollara düşeceğim 
Kervankıran Yollara!  
1. 
Hangi rüzgârsa yüreğimin yelkenlerinde 
Sürükler suların ışıklı yolunda beni 
İklimden iklime taşır, dönenceden dönenceye  
Kimdir beni böyle yörüngesine çeken 
Uzay taşları kadar karanlık ve yalnızken  

Bilirim, adı konamaz düşlerde yaşayanın 
Ansızın yerleşir yüreğimize büyülü gizemi 
Saklı çiçeğidir içten içe süren baharımızın  

2. 
Önce denizler olmalı, ak denizler 
Kumsallarında koşup oynaşacağımız 
Çakılların çıtırtıları arasında 
Güneşin altında, çamların gölgesinde 

Önce denizler olmalı 
Ve unutulmuş koyları o denizlerin  

Teninde damlacıklar domur domur 
Yosunlara değmeli ayakları 
Bir ürperti gibi gezinmeliyim tüp diplerinde 
Birden ufuklar yıkılmalı ki 
Ötesi yurdu olsun sevgimizin  

Önce denizler olmalı, ak denizler 
Sözlerimizde suların yalınlığı 
Kavuşmalıyız iki ırmak gibi çağıldayarak 
Yataklarımız değişmeli coşkumuzdan 
Birbirimiz olmalıyız kimliklerimizden sıyrılarak  

3. 
Issız bir köy evinde 
Ocak başında 
Türküsü olup gecenin 
Yeniden yakılalım 
Alevlerin dilinde  

Üşüdünse sokul bana 
Örtün olayım 
Dünyama sunulmuş biricik meyvem 
Haramım 
Seni koruyan kabuğun olayım 
Üşüdünse sokul bana  

Issız bir köy evinde 
Yüzlerimizde yalazların yansıması 
Geçelim çağların ötesine 
İki masal kahramanı gibi 
Anlatılsın öykümüz 
Dilden dile  

4. 
Yollardayız 
Eli elimde 
Fundalıklar arasından yürüyoruz 
Çiçekler öpüyor eteklerini  

Yollardayız  
Sevinci sağıyoruz günün göğsünden 
Üstümüz başımız çengi ışık 
Aşkın yolcularıyız  

Yollardayız 
Yüreklerimizde nice esinti 
Çiçek tozlarıyla yüklü 
Uçuyoruz düşlerin çavlanında  

5. 
Kentin sokakları aydınlanıyor birden 
Yine yakalanıyoruz bakışların yağmuruna 
Kıskançlığın kıskacındayım 
Gir koluma 
Aç adımlarını 
Tenhalarda yürüyelim  

Haydi  

Yolumuz denizler olsun yoldaşımız martılar 
Birer çarpıntı gibi geçelim günlerin solgun yüzünden 
Esriyen yanımızda dalga dalga sevgiler 
Ardımızda anılarımızın açık sözlü yalınlığı 
Tenhalarda yürüyelim  

Haydi  

En bildik sözlerle geçelim sevdanın çöllerini 
Bir ışık yağsın sonra sussun her şey 
Kanat vuralım yeşillikler arasında 
Solukları turunç kokan güneyli çocuklar gibi 
Tenhalarda yürüyelim  

Haydi 

Gümüş çizgilerini yoklayalım ufukların 
Sevginin yıldırımlarıyla yırtılsın içimizin karanlığı 
Yağmura hazırlanır gibi dolu dolu ve coşkun 
Tenhalarda yürüyelim  

Haydi

6. 
Söyle 
Hangi denizlerin çocuğusun 
Görüyorum yüzünde 
Tirşe mavi yansımalarını dip dalgalarının  
Bu aşk derinliğindir senin  

7. 
Kaç aşkın günbatımını yaşadım 
Çekildim yıkıntılarımın içinde 
Yürüdüm anıların tozlarına bulana bulana 
İçim toz duman  

-oysa sen beni kaçırdın benden-  

Türkülendim ansızın 
Şimdi bütün uçurumların çiçek 
Ve bu aşk 
Bu aşk sevgilim 
Senin kadar gerçek!
***

3. şiir:
Sevmek diye bismillah
İşte kaldırımlarda gün 
Nakşıyla 
Koygun bir baharı işliyor 
Yüzünde dalgınlığın dağınık durgunluğu 
Bir şarkıyı yazıyorsun gözlerime  

Şarkısız olmaz mı aşklar?  

Derinleşen bir körfez aydınlığı 
İzmir'i çıldırtan sevgim, sevincim 
Ellerimde hüzünlü şiirlerimden kalma ılık ter 
Seni buluyorum 
Yeniden yitirmek endişesiyle suskun  

Hüzünsüz olmaz mı aşklar?  

Kente bir korku yayılıyor yüreğimden 
Dipten gelmiş sarsıntılarla 
Birbirimize yaklaşıyoruz şimdi daha çok 
Yalnızlık mı, ayrılık korkusu mu 
Hırpalanmış bir sessizlik aramızda 
Canavar düdükleriyle geçiyor ömrümüz  
Gemilere takılmış kederli bulutlar 
Gelip gözpınarlarıma doluşacaklar 
Göğün, denizin, dağların seslenişleriyle 
Kuşları çağırayım sana 
Yüzüne ellerine insinler 
İzmir'in yaralı göğsündeki iniltiyi dindireyim 
Yalanları silelim coşkun yağmuruyla sevginin 
Anlamak istiyorum seni  

Yalansız olmaz mı aşklar?  

Otuz yaş sonrasının çocukluğundayım 
Hep çocuk kalmanın savrukluğundayım 
Al beni, bastır göğsüne 
Sirenlerde sevgimin çığlıkları 
Varoşlara yayılan ölüm ve intihar söylentileri gibi 
Dağılıyor dört yana  

Ölümsüz olmaz mı aşklar? 


Bu kadar...

Teşekkür ettik anoktanur'a :))

3 kişi de demiş ki:

Evren dedi ki...

Görseniz hemen tanırsınız
Hüzün denen kadın o işte
Buğulu bir güzelliktir başlar
Kirpiklerinin ucunda

çok sevdiğim dizeleridir,hüzün denen kadın şiirinden...

ღ.♥.ღ pinkZorro ღ.♥.ღ dedi ki...

hoş seçimler..

a.nur... dedi ki...

Ben teşekkür ederim sLn:))
Gerçi kurallara aykırı gelmek için elinden geleni yapmışsın ama:P
Neyse ki şiirler pek güzel, yoksaaaa...:))

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?