Yıllaaaar yıllar önce bir akşam üzeri, saçlarımı savura savura evin civarında dolaşıyorum. Henüz gencim tabi, yaş 17 galiba. O sırada yine benim yaşlarımda olduğunu tahmin ettiğim biri birden önüme atladı. Ikına sıkına iki dakika konuşup konuşamayacağımızı sordu. O an işim olduğunu (halbuki işim yok, kaçmaya çalışıyorum) beni başka bir ara bulması gerektiğini söyledim. Aklımca başımdan savdığım için bir daha karşıma çıkmayacaktı. (Aslında sanırım sonra konuşuruz demedim, kendisi daha sonra konuşup konuşamayacağımızı sordu.)
Bir yandan da şunu düşünüyorum, ben etrafıma çok dikkat eden bir insan değilim, çocuğu da ilk defa görüyorum ama acaba boş boş bakarken onu kestiğimi sandı da kafasında bir şeyler mi kurdu..
Neyse, ertesi gün oluyor, kapıdan dışarı çıktığımda gördüğüm ilk kişi kim tahmin edin...
Gün içerisinde iki kez yanıma gelme teşebbüsü oluyor, "aa tanıdık insanlar var görüp yanlış anlarlar" diyip kaçıyorum. "Şurada konuşalım o zaman, burada konuşalım o zaman" diye çeşitli alternatifler sunuyor, hepsine cevabım "olmaz" oluyor.
En son arkadaşlarımı salıyorum üstüne :)) "Yaa ne istiyorsun kızdan" diye başlayan sevimsiz bir konuşma yapıyorlar, yine pes etmiyor.
En sonunda "gel, derdin neyse anlat" diyorum, başlıyor kıvrana kıvrana anlatmaya.
"E ben seni tanımıyorum ki" diyorum, çözüm öneriyor.
"Ben hayatımda kimseyi istemiyorum" diyorum, "o zaman sadece arkadaş olalım" diyor. Konuşmanın sonrasını hatırlayınca kendimden nefret ediyorum, o yüzden o kısma girmeyeceğim. İnsanları asla kıramayacağımı varsayanlar var çevremde, aslında öyle olmadığımı, sadece gerçekten sevdiğim insanlara karşı o şekilde davrandığımı gösterebilmek için belki bu tür şeyleri de anlatmalıyım bilmiyorum ama şu an sinirimi bozmak da istemiyorum..
Neyse...
Sevimsiz bir konuşmanın ardından "peki" deyip gidiyor. Yıllar içinde biz çok çeşitli yerlerde karşılaşıyoruz, başını eğip geçiyor. Hatta İstiklal'in en kalabalık saatlerinde karşılaştığımızı bile bilirim. Sanırım kabalığımdan ötürü vicdan azabı duymam gerekiyor, bilmiyorum.
Sonra sene 2009 oluyor. Günlerdir hasta yattığım için yüzüm bembeyaz olmuş, makyaj yapmaya üşeniyorum, üzerimde birbirine çok alakasız renklerde giysiler var, korkunç görünüyorum!
Annemle bir yere uğrayıp geri döneceğiz, aman kim görecek beni, görseler ne olur ki deyip normalde asla yapmayacağım bir şeyi yapıp o halimle sokağa çıkıyorum.
Birkaç adım attıktan sonra tahmin edin kiminle karşılaşıyorum :)
Evettttt, ta kendisi :))
O an sanki çocuk 3 metreymiş gibi gözüktü gözüme, ben de kendimi 50 cm gibi hissettim. Sandalyesiyle dönüp "yıllar önce kapından kovduğun o fakir ama gururlu genç vardı yaa" diyen adama dehşetle bakan diğer adam var ya, onun duygularını hissettim o an :)
Sanırım beni görmedi, daha doğrusu umarım o halimle beni görmemiştir. Zaten nasıl görsün o 3 metre ben 50 cm'yim :p
"Aman ne hoş çocukmuş, nasıl kaçırdım" gibi bir şey geçmedi aklımdan, yanlış anlaşılmasın. Önceden de hoş bir arkadaşımızdı ama beni ilgilendirmiyordu bu durum, şu an da ilgilendirmiyor. Problem olan kısım ben o vaziyetteyken karşılaşmamız.
Peki ben bu durumdan ne öğrendim?
"Amaaan kim görecek sanki" deyip o vaziyette dışarı çıkmıyoruz. Hayat bu, kiminle karşılaşacağın belli olmaz :p
(Blogu da okuyormuş aslında, yorum yazarmış "gördüm o halinle seni" diye, hahahahaha)