Bilsem adını
Yollara düşeceğim
Kervankıran Yollara!
1.
Hangi rüzgârsa yüreğimin yelkenlerinde
Sürükler suların ışıklı yolunda beni
İklimden iklime taşır, dönenceden dönenceye
Kimdir beni böyle yörüngesine çeken
Uzay taşları kadar karanlık ve yalnızken
Bilirim, adı konamaz düşlerde yaşayanın
Ansızın yerleşir yüreğimize büyülü gizemi
Saklı çiçeğidir içten içe süren baharımızın
2.
Önce denizler olmalı, ak denizler
Kumsallarında koşup oynaşacağımız
Çakılların çıtırtıları arasında
Güneşin altında, çamların gölgesinde
Önce denizler olmalı
Ve unutulmuş koyları o denizlerin
Teninde damlacıklar domur domur
Yosunlara değmeli ayakları
Bir ürperti gibi gezinmeliyim tüp diplerinde
Birden ufuklar yıkılmalı ki
Ötesi yurdu olsun sevgimizin
Önce denizler olmalı, ak denizler
Sözlerimizde suların yalınlığı
Kavuşmalıyız iki ırmak gibi çağıldayarak
Yataklarımız değişmeli coşkumuzdan
Birbirimiz olmalıyız kimliklerimizden sıyrılarak
3.
Issız bir köy evinde
Ocak başında
Türküsü olup gecenin
Yeniden yakılalım
Alevlerin dilinde
Üşüdünse sokul bana
Örtün olayım
Dünyama sunulmuş biricik meyvem
Haramım
Seni koruyan kabuğun olayım
Üşüdünse sokul bana
Issız bir köy evinde
Yüzlerimizde yalazların yansıması
Geçelim çağların ötesine
İki masal kahramanı gibi
Anlatılsın öykümüz
Dilden dile
4.
Yollardayız
Eli elimde
Fundalıklar arasından yürüyoruz
Çiçekler öpüyor eteklerini
Yollardayız
Sevinci sağıyoruz günün göğsünden
Üstümüz başımız çengi ışık
Aşkın yolcularıyız
Yollardayız
Yüreklerimizde nice esinti
Çiçek tozlarıyla yüklü
Uçuyoruz düşlerin çavlanında
5.
Kentin sokakları aydınlanıyor birden
Yine yakalanıyoruz bakışların yağmuruna
Kıskançlığın kıskacındayım
Gir koluma
Aç adımlarını
Tenhalarda yürüyelim
Haydi
Yolumuz denizler olsun yoldaşımız martılar
Birer çarpıntı gibi geçelim günlerin solgun yüzünden
Esriyen yanımızda dalga dalga sevgiler
Ardımızda anılarımızın açık sözlü yalınlığı
Tenhalarda yürüyelim
Haydi
En bildik sözlerle geçelim sevdanın çöllerini
Bir ışık yağsın sonra sussun her şey
Kanat vuralım yeşillikler arasında
Solukları turunç kokan güneyli çocuklar gibi
Tenhalarda yürüyelim
Haydi
Gümüş çizgilerini yoklayalım ufukların
Sevginin yıldırımlarıyla yırtılsın içimizin karanlığı
Yağmura hazırlanır gibi dolu dolu ve coşkun
Tenhalarda yürüyelim
Haydi
6.
Söyle
Hangi denizlerin çocuğusun
Görüyorum yüzünde
Tirşe mavi yansımalarını dip dalgalarının
Bu aşk derinliğindir senin
7.
Kaç aşkın günbatımını yaşadım
Çekildim yıkıntılarımın içinde
Yürüdüm anıların tozlarına bulana bulana
İçim toz duman
-oysa sen beni kaçırdın benden-
Türkülendim ansızın
Şimdi bütün uçurumların çiçek
Ve bu aşk
Bu aşk sevgilim
Senin kadar gerçek!
***
3. şiir:
Sevmek diye bismillah
İşte kaldırımlarda gün
Nakşıyla
Koygun bir baharı işliyor
Yüzünde dalgınlığın dağınık durgunluğu
Bir şarkıyı yazıyorsun gözlerime
Şarkısız olmaz mı aşklar?
Derinleşen bir körfez aydınlığı
İzmir'i çıldırtan sevgim, sevincim
Ellerimde hüzünlü şiirlerimden kalma ılık ter
Seni buluyorum
Yeniden yitirmek endişesiyle suskun
Hüzünsüz olmaz mı aşklar?
Kente bir korku yayılıyor yüreğimden
Dipten gelmiş sarsıntılarla
Birbirimize yaklaşıyoruz şimdi daha çok
Yalnızlık mı, ayrılık korkusu mu
Hırpalanmış bir sessizlik aramızda
Canavar düdükleriyle geçiyor ömrümüz
Gemilere takılmış kederli bulutlar
Gelip gözpınarlarıma doluşacaklar
Göğün, denizin, dağların seslenişleriyle
Kuşları çağırayım sana
Yüzüne ellerine insinler
İzmir'in yaralı göğsündeki iniltiyi dindireyim
Yalanları silelim coşkun yağmuruyla sevginin
Anlamak istiyorum seni
Yalansız olmaz mı aşklar?
Otuz yaş sonrasının çocukluğundayım
Hep çocuk kalmanın savrukluğundayım
Al beni, bastır göğsüne
Sirenlerde sevgimin çığlıkları
Varoşlara yayılan ölüm ve intihar söylentileri gibi
Dağılıyor dört yana
Ölümsüz olmaz mı aşklar?