26 Haziran 2010 Cumartesi

Gölge


Okuduğum kitaplar sayesinde binlerce farklı karakter tanıdım, çoğunun hayatlarını öğrendim en ince ayrıntılarına kadar, kimisinin ismini bile unuttum, kimisiniyse sanki gerçek biriymişçesine önemli yerlere koydum hayatımda.

"Bu karakterler içinden en kötüsü kimdi, okuduğun kitaplardaki karakterlerden birini öldürecek olsan kimi öldürürsün?" deseler (niye diyeceklerse..) tek bir isim çıkar ağzımdan: Selma.

Onlarca, belki yüzlerce şeytani karaktere denk geldim okuduklarımda ama hiçbiri üzerimde Selma'nın bıraktığı etkiyi bırakmadı.

Kitap bittiği saniye sinirden tüm vücudumun uyuştuğunu hatırlıyorum. Hani "Elime geçse bir kaşık suda boğarım" deriz ya, kimseyi boğmam belki ama Selma'yı boğarım.

Psikolojik sorunları var Selma'nın, hasta, kaçık. Ama "Deli o da işte ne yaparsın, zaten bu da gerçek hayat değil, sadece bir kitap" deyip geçmeyi beceremiyorum. Sanırım bunda da en büyük etken Peyami Safa'nın karakterleri okuyucuya yansıtmadaki başarısı. Gerçi bir de Cânân'ı var mesela Peyami Safa'nın. Yine kötünün kötüsü bir karakter ama Selma kadar nefret edilesi değil gözümde.

Seneler evvel kitabı okuduğum günden beri aklıma ne zaman gelse nefret ederim Selma'dan. Kitapların tozunu almak için hepsini yerinden oynatırım bazen, Selma ve Gölgesi elime geldiği an kitap bittiği an hissettiklerim gelir aklıma, sinirlenirim.

Böylesine etkilenmiş olmam da kitabı en sevdiklerim arasına sokar elbet.

Sonra bir gün bir haber okurum filminin yapıldığına dair. İzleme ihtimalimin ne kadar düşük olacağını düşünemediğim için heyecanlanırım.

Film, sinemaya gitme ihtimalimin olmadığı bir hafta vizyona girer. Sadece Beyoğlu sinemasında gösterilmektedir (ve bu beni hiç şaşırtmaz. Nedense bir orada buluyoruz aradıklarımızı! 6 ay Recep İvedik gösterimi yapmak varken bu tür filmlerle neden uğraşsın diğer sinemalar değil mi?!)

1 hafta sonra hevesle izleme planı yapılır yeniden ama vizyondan kalkmıştır. 

Sonra gel de sinirlenme. Gel de Taksim'deki sinemaları bir bir kapatanlara sövme... Yakında sadece alışveriş merkezlerinde film izleyeceğiz. Yaşasın popüler Hollywood filmleri! Yaşasın küfürle başlayıp küfürle biten şahane komedi (!) filmleri. (Recep tarzı filmleri hiç izlemeden tiksindim ama Hollywood filmlerinden nefret etmem aslında. Gerçi hoş, bu haftasonu itibariyle başlayacak Alacakaranlık tantanası yüzünden sinir stres yapacağım yine ama olsun.)

"En azından DVD çıkar, alır izleriz" dedik. Yine aynı sebepten ötürü izleyemediğimiz "I'm not there"de öyle yapmıştık mesela. Sonrasında bekleyiş başladı.

Haftada bir DVD satışı yapan sitelerin arama kutucuklarına yazdığımız "Gölge" kelimesi istediğimiz sonucu bir türlü vermedi. Google'da yazıp aramaya başladık. Baktık "Bu film neden yok" diye isyan eden bir biz değiliz. 

Sonra Notre Dame de Paris'de olduğu gibi download sitelerine dadandım. (Bkz: Beni yok edeceksin!, Notre Dame de Paris ) Tabi ki oralarda da bulamadım. En son 3 gün önce "Gölge" başlığını görüp "Yoksaaaaa" diyerek tıkladım. (filmin gösterim tarihi 20 Mart 2009, benim bulduğum tarihse 23 Haziran 2010. Bu süre zarfında DVD çıkmadı, tekrar bir yerlerde gösterilmedi, nşa bu filmi internetten indirip izlemeyi asla düşünmezdim ama başka çarem kalmadı... Normalde yaptığım bir şeydir, gerçi sonra beğendiğim filmin orijinal DVDsini muhakkak alırım ama olsun. Öğrenciyken harçlık, burs ne varsa hepsini D&R'a yatırıyordum, şimdi maaşı oraya yatırıyorum, ne var yani.)

ve film bulundu.
Dün gece de izlendi. Görkem Yeltan; Selma rolü için seçilebilecek en iyi oyuncuymuş sahi. Güzel olmuş. Bu fotoğrafa da ayrıca bayıldım:

Filme gelirsek. Kitaptan bağımsız olarak düşünülürse ya da kitabı okumadan izlenirse ne derece tat vereceğinden emin değilim. Karakterlerin, özellikle Selma karakterinin derinliğini kitaptan bildiğiniz için üzerine filmdeki kanlı canlı halini ekleyip ve bütün olarak düşünüp keyif alabiliyorsunuz. Ama şu an ben kitaptan bağımsız düşünemediğim için sadece filmdeki karakterler üzerine yorum yapamıyorum :)

Karanlık mekanlar filmin havasına uygun, seçilen oyuncular da hikayenin karakterlerine uygun olunca ortaya izlenesi bir film çıkmış bence.

Filmin sonu mutlu değil tabi ama sonunda izlemiş olmak benim için "mutlu son".

:)


Fotoğraflar Google images ve sinemalar.com'dan.

4 kişi de demiş ki:

AydınKoza dedi ki...

Bende okumuştum bu kitabı yıllar önce :) Hatta filminin yapılma olasılığını yüksek bulmuştum.Vizyona girmesiyle kalkmasını da şu an senden öğrendim.Benimde bir şekilde temin etmem lazımmm.Umarım güzel olmuştur :)

a.nur... dedi ki...

Yaa ben bunun filme dönüştüğünü dahi bilmiyordum! Nerden buldun seliiiiiiiiiiiiiğn! Bana da:/

sLn dedi ki...

@AydınKoza

Aslında filmin yapılış aşamasında çok fazla röportaj ve habere denk gelmiştim, bir ben denk geldim demek onlara :) Sessiz sedasız vizyona girdi, hemen kalktı, geriye de hiç iz bırakmadılar resmen :-/

sLn dedi ki...

@a.nur

Yok sana film :P

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?