19 Haziran 2010 Cumartesi

Kısacık-2

*Kış boyunca yazı yazamamak beni mutsuz etmişti, şimdi acısını çıkarmalı...


* Tatil için "okunacak kitaplar", "izlenecek filmler", "görüşülecek insanlar" listelerim hazır, bakalım ne kadarını gerçekleştirebileceğim.


* Adımlarını dinlediği şarkının ritmine göre ayarlayan insanlardan biri de benim. Heeey merhabaaa.


* Akrabalarımın bir kısmını severim, bir kısmını sevmem. Sevmiyor oluşumun çeşitli sebepleri var elbette ama bir tanesini anlatacağım. Seni gördüğü saniye "aaaaa kilo almışsın seeeen" diyen akraba var ya, işte o akrabadan nefret ettiğim kadar kimseden nefret etmedim ben. Manyak mı ne ya! Kilo verdiğin zaman söylemez ama 100 gr alsan yine fark eder. Bir de bunun tam tersi olan sevimli akraba var. Yanakları mıncırılası akrabalar onlar. Seni gördüğünde "ayyy nasıl zayıflamışsın sen böyle, sırrı ne bunun söyle de biz de kilo verelim" tadında cümleler kuran o güzel insanı sevelim, sevdirelim.


* Normal mail adresimi yazmak istemediğim sitelerde kullanmak için aldığım bütün mail adresleri birbirine benziyor. Ya okul numaralarımdan birini kullanıyorum (favorim lisedeki), ya da LOTR karakterlerine dadanıyorum. Bütün Orta Dünya ahalisinin mail adresi var sayemde.


* Her girdiğim sitede/forumda bir Marla Singer olmasından hiç hoşlanmıyorum. Fight Club yokken ne yapıyorduk biz sahi? (Fight Club'ı çok severim o ayrı)


*Mrs. Lovett'ı seçerken çok aradım, blog araması yaptım, Türkçe sayfaları aradım, yabancı sayfaları aradım. Bulamadım. Bu isimde başka blog varsa ne olur söylemeyin, bir daha değiştirmeye kalkmayayım :)


*Helena Bonham Carter'ın en sevdiğim rolü de odur zaten. Bir de Big Fish'teki rolü var ama şu an ismini ne yazık ki hatırlamıyorum.


* anoktanur'u kim kızdırdıysa ortaya çıksın çabuk! Şöyle demiş: http://kayipfeslegen.blogspot.com/2010/06/kim-oldugunu-biliyorum.html ben de katıldım gitti. Google reader'dan paylaşıyoruz da kim bakıyor bilmiyorum. Bir de bunu deneyelim.


* Beni evlendirmeyi hayatının amacı haline getirmiş bir veli var. Birbirimizin halini hatrını sorar sormaz evlilik konusunu açıyor. Nikah salonunun önünden geçerken kolumu dürtüyor. Yeğenleriyle tanıştırmaya çalışıyor. Hayattan bezdim sayesinde. Geçen sabah oğlunun yanına gittim sınava, çocuğu kendi haline bıraktı. 3 dakika içinde kendi hayatında olup bitenleri anlattı ve hemen yine evlilik konusuna geldi. Azmine saygı duymuyor da değilim hani.


* Bir başka veli de sağda solda "çok güleryüzlü" diyormuş hakkımda, hayatımda bana ilk kez güleryüzlü dendiği için heyecanlandım. Genelde "somurtkan, suratsız, nemrut, meymenetsiz" gibi şahane sıfatlar kullanılır da.


* Çalıştığım dershanenin sahibi olan sevimsizlik abidesi de günlerdir beni her gördüğünde evlilik muhabbeti yapıyor. "Niye evlenmiyorsun sen?", "Seni alan adama Allah sabır versin", "Gidip öyle bardan falan adam bulmayın, doğa seven bir adam bulun kendinize", "ağlayan iki çocuğu susturmaya üşeniyorsun kendi çocuğuna nasıl bakacaksın sen", "temizlik yapmaktan yemekten anlamayan adam bulursan yandın, kız gibi bir şey bul ki sen işe git o ev işlerini halletsin" gibi manyak manyak cümleler kuruyor. Delirdi iyice.


* Bak farkındaysan akrabaların evlendirme çabalarından hiç bahsetmiyorum bile. Niye memleket meselesi haline geldim onu bir anlasam...

1 kişi de demiş ki:

melankolikdeli dedi ki...

evlenene kadar rahat yok sana desem dayak yer miyim ?

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?