22 Haziran 2010 Salı

Kısacık-3

* Uzun uzun yazabileceğim pek çok şeyi böyle yazıp tüketiyorum sanırım.


* Markafoni'nin Victoria's Secret satışını kaçırmamak için sabahtan saldırıya geçen bütün hemcinslerime sevgiler gönderiyorum. Ben de sabahın köründe kalkıp kendime ayakkabı almaya gittim bugün. Kadın milleti böyle işte! :)


* Nasıl oldu bilmiyorum ama sabah yine aklıma küçükken televizyonun işleyişini çözmeye çalışmam geldi. Küçük balerinler yapıp bizim eve onları göndermelerine aklım eriyordu ama dünyada bir tane Müjdat Gezen varken nasıl bu kadar çok eve gönderebiliyorlardı işte ona aklım ermiyordu. Televizyonun arkasına bakıp orada minik adamlar görmeyi uman o çocuklardan biri de bendim!


* Çocukların hallerine bakıyorum, hepsi hayatın anlamını çözmüş, hepsi dünyaya gelmiş olmaktan nefret ediyorlar, en büyük acıları çekmişler, dünyanın en mutsuz insanları olmuşlar vs. İşte o an ergenlik dönemini bu kadar çabuk ve sakin atlatmış olmama şükrediyorum.


* Öğretmen olmanın bir faydası da bu, gençlik nelerle uğraşıyor, nelere üzülüyor, neleri seviyor hepsini görebiliyorsun.


* Görmek istiyor muyum, işte ondan emin değilim.


* Evdeyken "Aaa bugün hava serin galiba, ne güzel" diyorsun, sonra dışarı bir çıkıyorsun... Sonrası malum.


* Yine her şeyi boşvermiş durumdayım. Neden bilmiyorum.


* Varlığını bile unuttuğum, hiçbir şekilde aklıma gelmeyen insanlar rüyama da girmesinler. Hoşlanmıyorum bundan.

1 kişi de demiş ki:

!reDanDark! dedi ki...

Şu televizyon konusuna takılıyorum.. Çocukluğuma dönüyorum ve o teknolojiyi kendime nasil açikladığımı hatırlayamıyorum bir türlü.. Sanırım kabullenmişim ya da merak etmemişim hiç heralde.. Sadece Tv deil bir çok konuda o yaştaki her çocuğun genelde kafasında soru işaretleri oluşturan şeyleri öylece,sorgulamadan kabullenmiş olabilrmiyim bilemiyorum.. Çok dert oluyor içime yaa:D

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?