15 Ağustos 2010 Pazar

Ben (11)





* Bazı insanlar şeftaliye dokunamaz, kimisi limon görmeye hatta adını duymaya bile dayanamaz. Kadifeye, kediye, köpeğe dokunamayanlar vs. Benim hiçbiriyle problemim yoktur. O insanların yaşadığı o hissi (tiksinme mi huylanma mı desem, ne desem bilemedim) ben sadece nişastaya karşı hissederim. Dokunamam, adını duyduğumda bile içim bir tuhaf olur. Bu bahsettiğim durumu yaşamayan birine nasıl anlatabileceğimi doğrusu bilmiyorum. İşte o iğrenç hissi nişasta dışında bana yaşatan bir şey daha olduğunu fark ettim üniversiteye ilk başladığımda. "Eclater" fiili ve onun her türlü çekimi. "Ec" ya da "Ecl" ile başlayan herhangi bir kelime veya "later" içeren herhangi bir ifade bende bu hissi yaratmıyor. Ne zaman "éclater" aklımdan geçse/okusam/duysam vücudum kasılıyor. (okunuşu: eklate)


* Söylemeden önce durup düşünmezsem birbirine karıştırdığım bazı ifadeler var. Mesela "ithalat ve ihracat". 1 saniye durup hangisinin hangisi olduğuna karar verip öyle söylemeliyim. Ama gördüm ki onları karıştıran tek kişi ben değilmişim. Karışltırdığım diğer ikili "Mudo ve Mado". Mudo'da waffle yiyip Mado'dan terlik almak istediğimi söylediğim olmuştur geçmişte. (mesela 2 hafta önce.) Üçüncü ikilimiz ise Paulo Coelho ve Paul Auster. Ah onları neden birbirine karıştırdığımı bir anlasam!


* Bilgisayarda yazı yazamıyorum bir süredir. Alıyorum kağıdımı, kalemimi...


* Eski Selin geri döndü! Günde 3-4 yazı yazmaya başladım yine. Kış aylarında yazacak zaman bulamayacağım o günler için saklamalıyım onları.


* Gerçi yazamadığım o günlere dönmem de an meselesi. Yarın "Tanıtım derslerine başlıyoruz, kayıt almamız gerek o yüzden hadi her türlü yalakalığı yapalım" derlerse hayatım kayabilir. Tiksiniyorum dershanelerden! Ama az kaldı. 3-4 ay sonra stajım kalkacak inşallah...


* Bir kez olsun zamanında mantıklı davransam. Sonra yaptıklarımdan pişman olmasam. Olmaz mı?


* İyi şeyler söyleyip sürekli gülümsemem gereken zamanlar oluyor bazen. Bana ihtiyaç duyduğumda güzel şeyler söylemiş insanlara aynı şekilde karşılık vermeyi istiyorum. Ama beceremiyorum. İçimden gelmeyen hiçbir şeyi yapamıyorum. İçimden gelenleri de yaptığım söylenemez gerçi...


* Bu ara çevreden iyi haberler alıyorum. Önce iyi haberler aldığım için mutlu oluyorum, sonra hayatında hiçbir şey yolunda gitmeyen bir ben varmışım gibi hissedip hüzünleniyorum. Depresifliğim üzerimde sanırım.


* Güzel şeylerin olmasını istiyorum artık. Hadiii!

4 kişi de demiş ki:

a.nur... dedi ki...

Hadiiiiiiiiiiiiiii!

Sittirella dedi ki...

Ben de hüzünlenirdim.
Kıskanç değilimdir, sevdiklerimin mutlulukları veya başarılarıyla gurur duyarım ve imrenirim onlara.
Bu sebeple kafamda hep 'Neden ben de böyle olamıyorum? Neden ben bu kadar şanslı değilim? Neden ben de birşeylere başlayamıyorum? Neden benim hayatım da böyle harika olmuyor? gibi milyonlarca sorular dönerdi...
Bir sabah uyandım ve bambaşka bir hayata sahiptim.
Sanırım bu bir zincir meselesi ve sadece tek halkayız. Sadece sıralamada nerdeyiz bunu bilmiyoruz :)
Herşey çok güzel olacak, az kaldı.

Selin dedi ki...

@ a.nur

Hem sana hem bana...

Selin dedi ki...

@ Sittirella

Söylediklerin öyle iyi geldi ki :)

Umarım yakındadır gerçekten. Teşekkür ettim.

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?