27 Ağustos 2010 Cuma

Six Feet Under-II





Bunu yapmak için dün gece uykusuz kalmam gerekti ama bitirdim.


Normalde seneler önce bitmiş bir diziye başladığınızda o diziyle alakalı her şeyden kaçmanız gerekebilir olacakları öğrenmemek için. Ama Six Feet Under öyle bir şey değil, dizi izlemekten ziyade cenaze işleriyle uğraşan o tuhaf ailenin günlük yaşamının bir parçası oluyorsunuz sanki. O yüzden de herhangi bir şeyden kaçmaya gerek kalmıyor ya da olacakları bilmek can sıkmıyor. (Diziye başlamadan önce final bölümüne dair pek çok şey biliyor olmam finalin üzerimde bıraktığı etkiyi azaltabildi mi? Hayır!)


Özellikle son 3-4 bölümde biraz fazla duygusallaştık, hatta olan biten pek çok şeye ağlamış olabiliriz. (biz kim be biz kim?) Kendimi izlediklerime nasıl kaptırmışsam dizidekilerle konuşan teyze moduna bile geçtim. Claire'e gaz verme, Brenda'ya yalnız olmadığını söyleme, David'e herşeyin yoluna gireceğini söyleme isteği gibi hisler içinde buldum kendimi zaman zaman.


Hem çok şey söylemek istiyorum hem hiçbir şey söylemek istemiyorum şu an.


En iyisi biraz uyumak olacak.


Oraya buraya yazdıkları (blog, sözlük vb.) "Six Feet Under" konulu yazılarıyla diziyi merak edip izlememe sebep olmuş, kim olduğunu bilmediğim o insanlara da teşekkür ederim tabi.


Şimdi uyku zamanı.

4 kişi de demiş ki:

melankolikdeli dedi ki...

henüz bitiremesem de sen de benim izlememe sebep oldun (: final şarkısını beğenmişsindir umarım (:

Selin dedi ki...

Şarkıya çok dikkat edemedim inan ama finali çok beğendim :)

Başka bir şarkıya takıldım, onu bulmaya çalışıyorum şu an :)

Sena'nın Düş Bahçesi dedi ki...

Bende birkaç gün önce bitirdim. Ama final ne yazık ki spoiler okumaktan vazgeçemediğim için bende o kadar muhteşem bir etki bırakmadı. Gerçekten ilginç bir diziydi Six Feet Under benim açımdan. O ailenin içinde nevrotik bir manyak olmadığım için şükrettim. Normal insanlar olmak ne güzel bea dedim. Nate kızdım, sevdim, acıdım. Brendayı eleştirdim ama destekledim. David koçumsun dedim, panik atak geçirdiği sıralarda biran evvel iyileşsin diye dua ettim, Claire'in sanatçı olabilmesi yolunda destekledim. Anneleri biran evvel ölsünde dünya bir manyaktan kurtulsun istedim. Billy'i içimden tehdit ettim, öldürmek istedim.
Velhasıl sevdim, sevdim, sevdim.

Selin dedi ki...

*Spoiler içerir*

Sanırım beklentilerle alakalı biraz :)

Ben dediğim gibi çok fazla şaşırmayı umarak izlemiyordum zaten. Dizinin en sevdiğim tarafı izlerken onlarla aynı hayatı paylaşıyormuşum gibi hissettirmesiydi ki son bölümlerde daha da fazla hissettim bunu. Brenda'nın Nate için o ayine gidip tek başına kalmasından sonra gerçekleşen neredeyse her şey beni çok fazla etkiledi galiba. Brenda Billy'e sarılıp deliler gibi ağladığında, çocuğuna bir şey olacak diye geceleri uyku uyuyamadığında, Claire bir türlü gidemediğinde, sonra Claire cenazede Ted'i gördüğünde, Ruth Maya'nın oyuncağına sarılıp ağladığında (Ruth'a Claire'e yaptıklarından dolayı kızgın olsam da), David kırmızılı manyağı her yerde gördüğünde vs. sanki o durumdaki benmişim gibi hissettim. E daha fazlasını da bekleyemem bir diziden :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?