16 Ekim 2010 Cumartesi

Öğretmen Halleri-8

Durmadan konuşulmuş 9 dersin ardından o en son ders tam bir kabustur. Gerçi bazı günler bütün dersler kabus gibi gelebilir. Gün içinde 3-4 farklı sınıfta aynı konuyu baştan anlatmak, aynı örnekleri vermek, hele de kafan başka şeylerle doluysa ya da o an orada olmak işkence gibi geliyorsa...


Dünden kalan sinirlilik halinin üstüne bugün sinir bozucu başka şeyler eklenince halim içler acısı bir durum aldı.


Son saat söylene söylene yerimden kalktım, kitabımı aldım, sınıfa gittim. 5. sınıflarla son dersim. Baktım minikler ortalıkta yoklar. Sürpriz yapmak için saklanmışlar. Bozmadım, "kızlaaaaar nerdesiniiiiiiizzz, korkutmayın beniiiii" diye dolaştım bir süre. Sonra "Aaaa gördümm, sıranın altındasınızz, hadi çıkın bakalıııım" dememle koşup boynuma sarılmaları bir oldu.


Bir tarafta da "öğretmeniiiiiiim" çığlıkları tabi ki.


"Öğretmenim tahtayı gördünüz mü" dedi bir tanesi, her ders olduğu gibi tahtayı kalplerle doldurduklarını bilsem de bilmiyor gibi yaptım. "Aaaa kızlar şahanesiniz, bayıldıııım, ben de sizi çooook seviyoruuuum" dememle tekrar sarılmaları bir oldu :)


"Selin öğretmenim en çok sevdiğimiz öğretmen sizsiniz."


"En güzel öğretmenimiz Selin Öğretmen"


"Öğretmenim sizi çok seviyoruz" vb. cümlelerle doldurmuşlar yine tahtanın her tarafını. O yorgunlukla başka sınıfa derse girsem muhtemelen çooook sıkıcı bir ders olurdu hem onlar için hem benim için. Ama minik veletleri yorgun olsam da kıramıyorum. Normalde insanlara sarılmayı falan çok seven bir insan değilim ama bunlara hayır diyemiyorum ki :)


O yorgunlukla ve o kadar saatin üzerine hoplaya zıplaya ders yapıyoruz. Bu minikler de olmasa hiç katlanamayacağım bu işe galiba :)

2 kişi de demiş ki:

!reDanDark! dedi ki...

Vayy:) Çok güzel bir duygu olsa gerek:)

Selin dedi ki...

İşin güzel tarafları da var işte :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?