26 Kasım 2010 Cuma

Beklenen pişmanlık!

Ne oldu biliyor musun?


Akşam üstü eve doğru yürüyordum hızlı hızlı. Kulağımda Yavuz Çetin. Aklımda 1000 farklı şey.


"X bugün öyle derken aslında ne demek istedi", "Y de benimle aynı fikirdeymiş bak", "Z acaba yanlış mı anlıyor beni", "Evraklarda bir sıkıntı olur mu ki", "Yarın erken kalksam", "Yazılacak kaç dosyam kaldı", "Kimlerle dersim var yarın", "Akşam 1-2 okuma parçası hazırlamayı unutmayayım", "Aaa atmye uğrayacaktım", "Yarın yatırsam ne olur ki", "Yok yok yatırayım da kitap siparişimi vereyim akşam", "Kaç günde gelir acaba", "Yarın ne giysem ki", "Yavuz'un bu şarkısı da ne severim", "Bir gün Beyoğlu yollarına düşmüşken ve bu şarkıyı dinlerken yolda elinde Fransızca kitaplar olan biriyle karşılaşmış ve kendisinin ruh eşim olma ihtimalini düşünmüştüm", "Ruh eşi ne lan saçmalama"........


Tam bunlar gibi yüzlerce şeyi düşünürken bir anda yolun ortasında durdum.


"Ben onca şeyi herkesin görebileceği bir yere ne düşünerek yazdım?"


Biliyordum işte bir gün bunu hissedeceğimi! Eline bir tükenmez kalem alıp yıllar evvel tuttuğu günlüğünde daha sonra görmeyi istemeyeceği ne varsa bir bir karalayan bendim. O defteri neden atmadım bilmem. Sakladım ama kelime kelime karaladım ileride canımı sıkacağını hissettiğim ne varsa. 


Bu sefer karalamak da çözüm değil işte, yazdıklarımı yırtıp atmak da. Milyonlarca insan yazdığım her kelimeyi ezberlemiyor elbette ama isim ya da olay söylemeden anlattığım bir takım şeyleri çok yakından görmüş ve ben yaşarken yanıbaşımda olmuş insanlar biliyor ve hatırlıyorlar işte o yazdıklarımı.


Yazdığım için pişman olacağımı biliyordum ben. Kesinlikle olacaktı işte. Bir gün olacaktı, bu akşam üstü oldu. Yol ortasında, durduk yere ve hiç aklımda yokken sanki biri gelip onca şeyi aslında hiç yazmamalıydın dedi...


İleride bir gün hepsini siler miyim bilmem. Ama tam da bu akşam canımı sıktı söylediğim her kelime.


Öyle işte...

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?