2 Kasım 2010 Salı

Hey Murphy bak bana!

Göztepe'den Kadıköy'e yürüyerek inmeyi (Kadıköy'e gitmek değil Kadıköy'e inmek deriz biz Marmaralılar :p Yani tanıdığım bütün Marmaralıların öyle söylediğini fark etmiştim.) özlemiş bir insan evladı olarak bugün elime geçen fırsatı kaçırmayayım dedim, başladım yavaş yavaş yürümeye.




Sabahın köründe evden çıkınca mont giymiştim, öğlene doğru korkunç bir sıcağa maruz kalınca montu çıkardım, koluma attım. Ziverbey dolaylarında susadığımı fark ettim, su aldım. İçtiğim ilk yudumdan sonra elimdeki kapağı düşürdüm, caddenin ortasına kadar yuvarlandı. Elimde kapaksız bir şişeyle kaldım. Attığım 2 adımın ardından 2 ayakkabımın bağcığının da çözüldüğünü fark ettim. Hemen ardından bir de telefonum çalmasın mı!




Kolumda mont, diğer kolumda ağır mı ağır bir çanta, bağcıkları çözülmüş 2 ayakkabı, elimde kapağını yere düşürdüğüm bir şişe su, bir yandan çalan telefon...




Merhaba Murphy, naber?

6 kişi de demiş ki:

talento dedi ki...

tam o anda yağmur başlamalıymış kısa süreli, şanslıymışsın yine...

Selin dedi ki...

o sıcakta kalın giysilerle dolaşmamın benim için yeterince kötü olduğunu düşünmüş olmalı :)

Mahmut dedi ki...

salmış kendini.Bazen en doğrusuda bu ya!............

Mia Wallace dedi ki...

inanmıyorum yahu her şey bu kadar mı ters gider..

Selin dedi ki...

@ Mahmut

Kendi isteğimle olsa şahane olurdu tabi kendini salmak ama isteğim dışında olması biraz sinir bozucu oldu...

Selin dedi ki...

@ Mia Wallace

Kaldırım kenarına oturup ağlayasım geldi bir ara :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?