11 Aralık 2010 Cumartesi

Öğretmen halleri-11



Bir yazı dizimizin daha fiilen sonuna gelmiş bulunuyoruz :)


Ben aklımda kalanları ve daha önceden yazmaya fırsat bulamadıklarımı yazmaya devam ederim muhtemelen tabi...


Okulum biter bitmez karşıma çıkan ilk yerde çalışmaya başlamakla hata yaptığımı bir yandan düşünüyorum ama diğer taraftan da bunun da bir ders olduğunu ve belki de benim için daha iyi olduğunu düşünüyorum.


Gördüm ki birileri işimi nasıl yapmam gerektiğini söylerse, yaptığım her şeye burnunu sokarsa, öğretmenlik dışında bir sürü şeyle uğraşmak zorunda bırakılırsam ben bu işe tahammül edemiyorum. Geriye baktığımda en keyif aldığım anların işime karışılmadan çocuklara bir şeyler öğretebildiğim anlar olduğunu görüyorum ve sanıyorum ki dershane ortamında bu iş zor.


Kendi aptallığından ötürü çevresindeki herkesten kazık yemiş bir adamın paranoyalarının ortasında yaşamak, diğer taraftan söylediği her sözle çevresine sıkıntı vermesi, her haltı kendisinin bildiğini sanması ama aslında bir bok bilmemesi sinir bozan şeylerin başında geliyorsa da en büyük sıkıntı yaptıklarıyla o çocuklara zarar vermesi.


Sene başında stajım bitse dahi sene sonuna kadar kalırım diye düşünürken bir de baktım ki tahammül edemediğim şeylerin listesi tahammül edebildiklerimin 3 katına çıkmış, tamam dedim bitti.


Küçüklere biraz yalan söylediğimi itiraf etmeliyim. "Haftanın 6 günü burada olduğum için hiçbir şeye zamanım kalmıyor ve yüksek lisans yapabilmek için zamana ihtiyacım var" dedim. Halbuki daha Ales'e bile girmedim. Bu yıl değil önümüzdeki yılın planları arasında var yüksek lisans başvuruları...


Büyüklere bir şey söylememe gerek kalmadı. Sadece 12-13 yaşlarında olsalar bile öyle iyi görüyorlar ki olanı biteni...


47 kişilik bir isim listesi çıkardılar dün. Altına da "Hepsi sizin yüzünüzden buradan ayrıldı. Selin Hoca'nın da onlar gibi gitmesini istemiyoruz" yazıp imzalamışlar. Büyük insan aklımla dedim ki "Ben gittikten sonra verin, o zaman yerime adam gibi birini bulur ve diğerleri gibi 2 haftada kaçmasına izin vermez". Çocuk akıllarıyla bana dediler ki "Ama siz gittikten sonra ne işe yarar ki..."


Bir şey diyemedim.


O çocukları çok seviyorum. Her birini. Ama son noktama artık geldim. Yüzlerine baktıkça midemi bulandıran birkaç insan arasında kalmayı istemiyorum daha fazla.


Bana dersi çok iyi anlatan hocalarımı severdim muhakkak ama unutamadıklarım hep hayatımda bir şeyler değiştiren insanlardı. Onlardan biri olmak için debeleniyorum bir senedir, becerebilmişimdir umarım.


Bugün manyaklarımdan biri şöyle söyledi:


"Dün ablamlar biz bu dershaneye geldiğimizden beri giden öğretmenlerin listesini yazmışlar, 47 kişi olmuş. 2 senede 47 kişi ayrıldığına göre sorun kimdedir hocam?" (Yaş 11 bu arada.)


Ha bu arada 47 kişi diyip duruyorum ama aynı anda 20 kişinin falan çalıştığını hayal etmeyin. 2 matematikçimiz var, diğer branşlardan birer kişi var. Lise grubunun fizik, kimya, biyoloji derslerine dalga geçer gibi aynı kişiyi sokuyoruz. Zaten doğru dürüst ders de almıyorlar. Haftada birer saat fizik, kimya, biyoloji; bir saat geometri, 2 saat matematik ve yoğun istekleri üzerine 2 saat İngilizce. Tarih, edebiyat falan hak getire. 2 matematik, bir Türkçe, bir sosyal, bir fen öğretmeni, bir de ben varım işte. Şu durumu düşünürseniz 47'nin nasıl büyük bir sayı olduğunu daha iyi fark edebilirsiniz.


İşte durum böyle.


Bir süre dinlenmeye ihtiyacım var. Fiziksel yorgunluk çok dert değil ama psikolojik anlamda yaşadığım şu sıkıntıdan kendimi bir şekilde kurtarmalıyım artık. Biliyorum "özel sektör" dedikleri şey sıkıntılıdır her zaman için, biliyorum her yerde bir sürü sorun yaşanıyor, kendi yaşadığım olabileceklerin en kötüsü demiyorum zaten. Ama 30'un üzerinde yılını öğretmenlik yaparak geçirmiş, hem devlette hem özel dershanelerde öğretmenlik/idarecilik yapmış insanlar 1 hafta içinde "Bunca senedir çalışıyorum böylesini görmedim, siz nasıl tahammül ettiniz" diyorsa vardır bir sebebi değil mi :) (5 tane de müdür gördüm 1 yılda ben.)


Hazır kış da gelmişken pencerenin yanına kurulup bir elimde kahvem bir elimde kitabımla keyif yapmak istiyorum bir süre. Sonrasında arayacağım iş öğretmenlik mi olur bilemiyorum. Her işte bir hayır olduğuna inanmaya çalışanlardanım. Her şeyin olacağına vardığı konusunda da inancım tam. Olması gereken neyse olacak işte bir şekilde ve ben de bekliyorum.


3 gündür durmadan ağlayan (özellikle o yaşlardaki halime benzettiğim bir kızım var, ne yaptıysam sakinleştiremedim), çocuklar için açtığım facebook hesabımı "Öğretmenim gitmeyiiiin" cümleleriyle dolduran çocuklarımla yarın nasıl vedalaşacağımızı düşündükçe içimin sıkıldığı doğru. Bir yandan da kapıdan çıkıp "Özgürlüüüüüüüüüüüüüüük" diye bağırasım var. Nasıl bir gün olacak bilemiyorum.


Son durumum budur :)

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?