16 Ocak 2011 Pazar

Halim böyle



Geçen günlerden birinde Tumblr'da dolanırken gözüme bir cümle takıldı. Şu an kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ama "Hiç kimse geçmişe bakıp çok uyuduğu geceleri hatırlamaz." gibi bir şeydi. Hani bazen bildiğiniz şeyleri başka birinin söylemesine ihtiyaç duyarsınız ya, ancak o zaman üzerine daha çok düşünmeye başlarsınız, işte öyle bir şey oldu yine.


İnsanların canımı sıkmaları üzerine düşünmektense oturup güzel filmler izliyorum, kötü filmler de izliyorum, güzel müzikler dinliyorum, güzel kitaplar okuyorum... Biliyorum ki canımı sıkan insan tipleri 10 yıl sonra hayatımda olmayacaklar ama pek çok şeyi kolaylıkla unutabilsem de okuduğum o kitapları, dinlediğim o müzikleri, izlediğim o filmleri hiç unutmayacağım. Şimdiye kadar hep böyle olduysa sonrasında da böyle olur değil mi?


Bu ara kendime çok büyük bir iyilik yapıp zamanımı bana kendimi iyi hissettiren şeylerle geçiriyorum.


Aslında sadece bu değil. Kendi hayatıma dair aldığım pek çok karar var şu sıra. Hatta tuhaftır ama bu defa uygulamayı da başarıyor gibiyim.


Mesela karşımdaki iyi niyetimden faydalanmaya çalışıyorsa kabalaşabiliyorum artık. Telefonlarına çıkmıyorum, mesajlarına yanıt vermiyorum vs. Eskiden olsa ayıp olmasın der karşıdakinin niyetini bile bile ılımlı yaklaşırdım. Ama sanırım bazı insanlar bunu hiiiç hak etmiyor. Yaşına hürmeten saygı gösterilmeyi de hak etmiyorlar mesela. Sanki karşındakinin ne düşündüğünü bilmiyormuş gibi yapıp kalbini kırmadan onun pes etmesini beklemek karşıdakinde "eninde sonunda ikna olacak" izlenimi bırakıyor. Karşıdaki senden yaşça büyükse ve yaptığı bazı şeyleri sırf bu yüzden görmezden geliyorsan saf olduğunu ve ne yapsalar ses çıkarmayacağını düşünüyorlar. İşte tam olarak bunları önlemek için bazı insanlara karşı kabalaşmaya başladım, mutluyum.


Okumak cehaleti alırmış ama eşeklik baki kalırmış deseler de okumakla ne cehaletini ne de eşekliğini atamamış insanlarla aranda mesafe tutmak gerektiğini öğrendim mesela. Hiç bilmediği konularda atıp tutan, her şeyi bildiğini sanan, kabalığı komiklik sayan o adamlar var ya işte onları gördüğümde yolumu değiştiriyorum artık.


Yeni günün bana ne getireceğini bilmediğim için umutla ve keyifle başlıyorum güne. Ya iyi şeyler olursa...


2 ay sonra nerede kimlerle olacağımı bilmezken hayatımın geri kalanı için endişelenip kendimi üzmenin ne kadar saçma olduğunu fark ediyorum. Hayatımda eksikliğini duyduğum pek çok şey olduğu doğru ama "Ya hep böyle giderse", "Ya daha kötü olursa" diye üzülüp şu anın da içine etmek biraz aptallık değil mi?


"Her şey çok güzel, o yok ama en azından bu var" diye Pollyanna triplerine girmiyorum elbette. Sadece, 25 yaş bu iş için biraz geç olsa da insanlara hak ettiği gibi davranmayı başarabilmenin haklı gururunu yaşıyorum ve günümü beni mutlu eden şeylerle geçirmeyi öğreniyorum. Keyfim bu yüzden yerinde :)


(Başlık Çamur grubunun şarkısından)

4 kişi de demiş ki:

éLLa dedi ki...

en guzeli yapiyorsun. hic bir zaman baskalari icin kendinden taviz verme. ömur kisa, ömur acilarla ayriliklarla dolu. bize tum bu olumsuzluklara karsi inancla, imanla ve cesaretle savasmak ve didinmek kaliyor. tadini cikar hayatin, kimseyi de takma..

bu arada ben de bunaldigimda insanlari bogmak yerime senin gibi kendime mesgaleler bularak kafa dagitirim. oh mis.

pippi haşmet dedi ki...

25 yaş değişik bir yaşmış sanırım. Ergenlikten beri 24'ü aşmanın hayalini kuruyordum sanki o zaman gerçekten büyüyecekmişim gibi. Öyle de oldu sanırım. Artık oturdu her şey. Değişim elbette devam edecek ama yavaşça.
Yetişkin olmaya alışıyorum. Ergen stresi yaşamadan ergenliğin güzelliğini yaşamak gibi bir duygu bu. Değişik

Selin dedi ki...

@ éLLa

İnsanları kırmayayım diye yaptıklarına göz yumduğum ve ses çıkarmadığım zamanların acısını çıkarıyorum şimdi :)

Kendi sıkıntılarıma başkalarını da ortak etmek bir süredir bana doğru gelmiyor. Başkalarını da üzme mevzusundan değil, başkaları seninle birlikte üzülmüyor zaten, üzülüyor gibi yapıyorlar. O sıkıntılı zamanlarında söylediğin şeyleri bir gün sana karşı kullanan insanlar oluyor ya hani, onlar yüzünden sıkıldığımda başkalarıyla konuşmaya çalışmayı bıraktım. Sonra nelerin bana kendimi daha iyi hissettirdiğini fark ettim ve artık hep bu şekilde atıyorum stresimi, sıkıntımı. En iyisi :)

Selin dedi ki...

@ Pippi haşmet

Bana da 24 çok havalı gelirdi, muhteşem şeyler olacak gibi geliyordu ama hayatımın en sıkıcı ve sinir bozucu senesini geçirdim diyebilirim :)

25'e girince de kendimi yaşlı hissedecekmişim gibi geliyordu ama önce bana sıkıntı veren işimden kendimi kurtarıp ardından sevdiğim şeylerle uğraşmaya başlayınca kendimi çok çok iyi hissetmeye başladım. Değişmişim gibi geliyor. Olumlu yönde bir değişim bu tabi. İyi oldu, iyi :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?