4 Ocak 2011 Salı

Kısacık-9

* "The Tourist" filmiyle alakalı olarak söylemek istediğim en önemli şeyi unutmuşum. Johnny Depp'in canlandırdığı Frank karakterine mesleği sorulur ve der ki: "Matematik öğretmeni". Hayatı boyunca matematik dersini sevmemiş bir insan olarak önce Johnny Depp'i sonra da kendi öğretmenlerimi düşündüm. Ders boyunca sınıfa hiç bakmadan tahtaya bir şeyler yazıp yazıp giden 40'lı yaşlarda bir abla; her ders "ben iki elimle de yazı yazabilirim" diye övünen, benden 14 yaş büyük olan halamın öğrenciliği zamanında onun da derslerine giren ve emeklilik zamanı daha o yıllarda gelmiş olmasına rağmen azimle çalışan ve matematik anlatmayan bir adam; lisede menopoz döneminin sıkıntısıyla bir günü bir gününü tutmayan bir teyze; son olarak da kendini beğenmiş ve son derece kompleksli bir abla. Eh benim matematiği sevememiş olmam bence normal.


* Lise hazırlıktaydım, yeni yeni İngilizce öğrenmeye başladığımız zamanlar... Pride and Prejudice okuyoruz sınıfça ve tabi ki Mr. Darcy'e aşığım! Hayatımın çeşitli dönemlerinde herhangi bir şekilde sevdiğim adamların özelliklerini bir araya toplamış ve kafamda "aşık olunacak adam" portresi çizmişim ya kendime, işte o adamın ukalalık özelliği de Mr. Darcy'den alınma. Ukala olsun ama ukala olmak için haklı sebepleri olsun! Hiçbir şey bilmeyip çok şey biliyorum havalarında dolanmasın mesela, o iğrenç. 


* Yokluğumu fark eden otobüs şoförü güzel bir abi. Günlerdir nerelerde olduğumu sordu, işten ayrıldığımı söyledim. "İnşallah hayırlısı olur hakkınızda" dedi, teşekkür ettim. Tek merak edenimin bindiğim otobüsün şoförü olduğunu söyleyip ergen bunalımına girecektim ki nankörlük olduğunu hissettiğim an susup şükrettim. 


* İşte bu ara böyleyim, dün aslında çok da beğenmediğim bir film hakkında yazmayacaktım, söylemek istediğim matematik konusuydu. Unuttum. 2 üstteki Mr. Darcy maddesini de başka yere bağlayacaktım. Unuttum. Yıllar önce okuduğum kitapları ara ara dönüp okumayı seven bir insanım, ayrıca aynı anda 8 kitaba kadar çıkabilme kudretine sahip olduğumdan (bu durumu marifet gibi göstermeye çalışıyorum, yemeyin) 1-2 tanesi eskiden okuduğum kitap olunca yeni şeyleri de kaçırmıyorum. Bu ara da "Pride and Prejudice"e döndüm. Daha doğrusu keşke "Aşk ve Gurur" yerine ona dönseymişim. Korkunç bir çevirisini okuyorum şu an. Anlatım bozuklukları, yazım yanlışları, uydurma kelimeler... Özne-yüklem uyumsuzluklarına artık alıştım, yadırgamıyorum bile. Dahi anlamına gelen "DE" ayrı mı yazılır? Gelin bunu yayın evine anlatın. Neyse işte. En son okuduğumda ciddiye almadığım bir bölüm bu sefer biraz dokundu bana: "Jane neredeyse evde kalmış sayılır. Yaşı yirmi üç oldu. Tanrı esirgesin ben bu yaşa gelip de evlenmemiş olursam utancımdan ölürüm." Utancından ölürmüş! Peeeeh! 23 diyor ya 23!!!


* Az önce telefonumda günün tarihini görünce bir an gerildim. Yarın bu saatte bir yaş daha büyümüş olacak o kişi benim!


* Biz bir şey yaptık burada, bakın isterseniz :) http://shemaahalisi.blogspot.com/2011/01/hepsi-ve-daha-fazlasyla-bugun-shemada.html


* "Hoş geldin" dendiğinde "Merhaba" diye karşılık vermek gibi tuhaf bir huy edindim.


* Fransızca ödevlerini yaparken asla Fransızca şarkı dinleyemezdim. Aklım o şarkıya gidince kafam karışır. Fransızca bir şey yazarken dinlediğim İngilizce ya da Türkçe şarkıya eşlik bile edebilirim. Kafam karışmaz. (Almanca da demek isterdim ama ezbere bildiğim tek Almanca şarkı "Helden". YLMZMRGL mantığına göre iyi Almanca biliyor sayılırım bu durumda.) Yazdığım dille o an dinlediğim dil aynı olursa kafamı toplayamıyorum, farklı olursa sorun yok. İşte şu an Türkçe sözlü şarkılar dinlediğim için yazı yazmakta zorlanıyorum. Geri dönüp yazdıklarımı okudum da en azından 5 tane hata buldum. Bulamadıklarım da kalmış olabilir. 


* Ben gidip film izleyeyim.

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?