3 Şubat 2011 Perşembe

Kısacık-11


* Şu fotoğraftakilerden biri ben olmak isterdim. Tabi yükseklik korkum olmasaydı. 


* İnsanların hareketlerinden anlamlar çıkardıktan sonra şayet kendileri farklı şeyler söylemişse söylediklerine inanmayı tercih ettim genelde. Yanılmış olabilirdim. Öyle diyorlarsa öyle olsun demiştim. Öyle değilmiş. İnsanların söylediklerine değil yaptıklarına bakmak gerekirmiş. Bu sefer dersimi aldığıma inanıyorum. 


* Son 1 yılımı korkunç bir beslenme düzeniyle geçirdim. Saat 10'da poğaça-açma-börek türünde şeylerle kahvaltı, 12'deki öğle arasında çevrede yiyecek adam gibi bir şey olmadığından döner, dürüm gibi şeyler. 12'den sonra deliler gibi koşturulduğundan sürekli halsiz düşme ve ayağa kalkmak için bir şeyler atıştırma gereği duyma. Başka bir şey bulamayıp çikolataya saldırma. Öğrencilerin zorla yedirdiği cipsler, velilerin getirdiği börekler, tatlılar... Eh haliyle pantolonlar ve etekler birleşip isyan bayrağını çektiler! İşte hem daha sağlıklı bir insan olabilmek hem de eski halime dönebilmek için bu ara yediklerime fena halde dikkat ediyorum. Günde 3 çikolata yok artık! (Bunu yaptığım günler oldu, evet.) Masamın üzerinde sürekli bir şişe su hazır durumda. Gelsin kepek ekmekleri gitsin çorbalar, yeşil çaylar! Buraya da yazıyorum ve çevremdeki herkese de duyuruyorum ki kendimi baskı altında hissedeyim.


* Barney denen adamı seviyorsanız Bro Code'un Türkçe çevirisini bu ay cnbc-e derginin yanında almanız mümkün. Ben aldım bile. Reklamlar bitti.


* Bir insan bana açıkça bir yanlış yaptığında ve ben bunun sonucunda ona karşı tavır aldığımda neden "Acaba bu seferlik de bir şey yokmuş gibi davransam mı?" fikri aklımdan çıkmıyor? Yokmuş gibi davranmayı hak edecek insan var sanki karşımda! Senelerdir aynı şey!


* Milliyet yazarı zor olan bir şey başarıp (!) +18 dizisinin ABD yapımı bir diziden esinlenerek yapıldığını ortaya çıkarmış. Müthiş bir iddia atmış ortaya! Dizinin yapımcısı Seray Sever de biraz (!) esinlendiklerini itiraf etmiş. İtiraf kısmı değil de haberin ilk kısmı beni çok eğlendirdi. Farklı oyuncular kullanarak ama her şeyi birebir aynı yaparak diziyi çektiklerini yüzlerce insan yazdı zaten o gece twitter üzerinden...


* Gece gece kahve içmek çok güzel ama bir de uyku kaçırmasa.


* Bugün şöyle bir denetledim ortalığı, henüz kırmızı balonlar, dev kalpler, kocaman ayılar dolmamış ortalığa. Sevgililer günü kampanyaları başlamış ama henüz o iğrenç görüntü yok. Eğer sevgililer gününden nefret edenlerdenseniz siz de ve yakın zamanda alışveriş yapmanız gerekmekteyse hemen koşun gidin. Son 2-3 gün!


* Hafta boyunca gün sayıyorum Fringe için, yayınlanınca unutuyorum. Yine başladı dalgınlık.


* Normalde sadece kızların yaptığını sandığım, pek çok anlama gelen o gözleri kapatıp kafa sallayarak gülümseme hareketi var ya, bugün ellili yaşlarda bir amca bana öyle teşekkür etti. Sanırım doğru bildiklerimi tekrar gözden geçirmeliyim.


* Friendfeed'den ya da twitter'dan birinin bir şey yazdığını görüyorum. Dakikalar sonra bir başkası aynı şeyi yazıyor. Hatta zaman zaman yazmıyor, kopyalayıp yapıştırıyor. Sonra da gelen tepkiler karşısında bir havalara giriyor ki sormayın gitsin. İşte o ikincisi var ya, o ne içtiyse aynısından ben de istiyorum!


* Yıllar evvel bir yere Tolstoy'dan bir alıntı yazmıştım. Bir arkadaş da sormuştu nedir bu diye, anlatmıştım. Geçenlerde kızın msn iletisinde o yazdığım cümleyi gördüm. Sesli harfler atılmış, aralara gülen suratlar eklenmiş. İmza da bizim malum kıza ait. Tolstoy'un kemikleri sızladı o an. Benim yüzümdeeeeen!!!! (işte bunu seviyorum! Çetin Tekindor tonlamasıyla okuyun lütfen.)


* Gereksiz şeyleri hatırlamakta çok başarılıyım. Mesela o kızla o konu üstüne konuştuğumuzu hatırlamam da buna örnek bence. Yaşlanınca "bilmem kaç senesinde ekmeği şu kadar paraya alırdık" diye anlatan yaşlılar var ya, onlardan biri olmaya adayım.


* "Verdana" isimli yazı tipine "Verdaaağne" diyen bir bilgisayar hocam oldu üniversitede. Yazıyı yazdıktan sonra düzenlemeyi yaparken onun verdaaağğne diyen sesi çınlıyor kulaklarımda hep.

2 kişi de demiş ki:

t.u.b.a dedi ki...

twitter'da başına gelen olaya ben de çok rastlıyorum. biri bi tweet yazıyor, iki dakika sonra başka biri kelimesi kelimesine aynısını gönderiyor. retweet denen birşey var halbuki. ne meraklıyız çalmaya çırpmaya.

Selin dedi ki...

halbuki rt yapmak kopyala-yapıştırdan daha kolay :) Ama o zaman övgüler/tepkiler asıl yazana gidiyor tabi. biz başkalarından bir şeyler araklamayı ve bunun sonucunda takdir almayı istiyoruz.

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?