6 Şubat 2011 Pazar

Kısacık-12


* Rüyalar konusunda kendimi aşıyorum! Rüya görmekteyken rüya olduğunu fark edip küskün çocuk edasıyla surat asar, rüyamda gördüğüm tiplere "biliyorum rüya bu" derdim. (Uzun bir süre yaptım bunu.) Şimdi daha değişik bir şey yapıyorum. Farklı dilde rüya görüyorum. Cidden çok komik oluyor. Geçen hafta hayatımda hiç konuşmadığım kadar iyi Fransızca konuştum rüyamda. Hatta bir ara korkunç bir konuşma hızına ulaştığımda "Sanırım rüya görüyorum" deyip ardından uyandım. 2 gün önce de hayatımda hiç konuşmadığım kadar kötü bir İngilizce konuşuyordum rüya boyunca. Etrafımdaki herkes de benimle birlikte o dili konuşuyor tabi. Bizim normal devlet okullarımızda uyduruk bir sistemle dil öğretildiği için (Aslında derslere girenler o konuda yetkin kişiler olmadıkları için başka türlü bir yöntem bilmiyorlar. Branş öğretmenleri atama beklerken derse emekli muhasebeciler, emekli memurlar falan giriyor okullarda.) çocuklar cümlenin Türkçesini düşünüp sonra kelime kelime çevirmeye çalışır hani hedef dile. İşte tam onu yapıyordum. Nasıl bir işkenceydi anlatamam. (Ben de devlet okullarında okudum ama yabancı dil ağırlıklı lisede bir grup iyi öğretmene denk gelmiş şanslı bir insanım.)


* "(:" bu var ya bu, nefret ediyorum ben bundan. Ama neden olduğunu henüz çözemedim. Yine de görmekten hoşlanmıyorum kendisini.


* Hayatta duymaktan ve kullanmaktan nefret ettiğim iki kelimeden biri kanka, diğeri aşkımdır. Bro Code kitabını "Kanka Kanunu" olarak Türkçeleştirdikleri için kitabın içinde yüzlerce defa geçen "bro" kelimesi de yerini yüzlerce "kanka"ya bırakmış tabi. O da tam bir işkenceydi! (Başka türlü çeviremezlerdi tabi ama keşke ben orijinal dilinde okusaymışım.)


* Tolstoy'un romanları gibi hikayelerini de çok severim. Daha önce hiç okumadığım bir hikayesini okudum bugün. "Prens D. Nehlyudov'un günlüğünden". Son 8 sayfasında, Prens'in (ya da Tolstoy'un) burjuvazi, sanat, eşitlik vs. üzerine fikirlerini anlattığı kısımdan o kadar etkilendim ki...  Hatta bir kısmı yazayım istedim ama baktım ki yazmak istediğim yer 8 sayfayı buldu vazgeçtim. Tolstoy severseniz benim gibi geç kalmayın bu hikayeye.


* Bir de koca yayınevlerinin yaptığı yazım yanlışlarını aklım almıyor. İnsan satır sonunda heceyi yanlış yerden bölmeyi nasıl başarır? (Yanlış yazılan ne kadar çok -de, -ki olduğundan bahsetmiyorum bile.) 


Şöyle bir yazım hayal edin:
kald-
ım.


* Bir süredir yazılarda gördüğünüz görsellerin çoğu benim tumblr hesabımdan. Bana ait değiller tabi. Yüzlerce reblog sonucunda karşıma çıkmış şeyler. Çoğunun asıl kaynağını da bilmiyorum doğal olarak. Tam da bu sebepten dolayı görsellerin kaynağını belirtemiyorum.


* Her gün bir film izleyecektim, 2011 planım oydu. Şimdilik yalan oldu. 


* Çok bilinen şiirlerin bir-iki kelimesini değiştirip "bunu ben yazdım" diyen insan tanıyorum. Sonra da facebook'tan paylaşıp insanları "yazdığım şeyi beğenin" diye taciz ediyor. (Yaptığı resmen taciz.) Facebook arkadaşlarının ortalama yaşı 12 olduğundan (hepsi öğrenci) çakmıyorlar tabi. En ünlü şiirler bile onlara yabancı. Yaa işte, var bu insan. O da yer işgal ediyor bu dünyada.


* Bazen çevremdeki insanların çok büyük çoğunluğuna tahammül edemiyorum. Depresif ergen modu!


* Büyüyünce değişeceğini sandığım şeyler vardı. Mesela böceklerden korkmayacağım sanıyordum büyüdüğümde. Ya hâlâ büyüyemedim ya da bu korku büyüyünce geçenlerden biri değil. 8-9 yaşlarındayken kazara kedinin üstüne basıp düşmüştüm, kedi de tuhaf bir ses çıkarıp kaçmıştı. O gün korkmaya başladım kedilerden. 16 yaşına kadar korktum. Sonra veledin biri elinde kediyle yanıma geldi, baktım arkada mahallenin benim yaşlarımdaki erkek çocukları sırıtıyor. Çocuğun geliş sebebi anlaşıldı... "Selin abla ya kediyi seversin ya da üstüne atarım" dedi çocuk. Yapma etme derken baktım çocuk ciddi. Baktım arkadakilere de rezil olacağım, kedinin başını okşadım ve o günden sonra bir daha hiçbir kediden korkmadım. Ama böcekler öyle mi ya? Elimin üstünden karafatma geçince kaç saat ağladığımı ben bilirim. (Yaş 13 falan.) Aynı şekilde yine elimin üstünden örümcek geçince "ya bu böcekler bir şey yapmıyormuş aslında" diyemedim. (O değil de bu böcekler neden elimden geçip durmuş?) Hâlâ korkuyorum ve hepsinden nefret ediyorum!

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?