12 Şubat 2011 Cumartesi

Kısacık-13



* Fotoğraflarda olduğundan daha iri ve parlak çıkmak biz zavallı beyaz tenlilerin kaderi. Halbuki bak esmerlere, maça 1-0 önce başlıyorlar fotoğraf konusunda. 


* Aslında biraz daha beyaz olsaydım, hatta bembeyaz olsaydım işte o zaman saçlarımı kıpkırmızı yapmam için önümde hiçbir engel kalmazdı. Ama uygun değilim bu iş için. 


* Konuyla bağlantılı olarak şunu söylemek istiyorum, hayatta en çok kıskandığım kadınlar beyaz tenli, kızıl saçlı olanlar. (Lauren Ambrose, Nicole Kidman, Marcia Cross ve diğerleri, hasta ediyorsunuz beni!)


* Bir de üye olduğum yerlerde kullandığım fotoğrafların hepsi ya yazın ortasında çekildiği için ve ben güneş gördüğüm saniye renk değiştirebilme kabiliyetine sahip olduğum için ya da karanlıkta veya uzaktan çekildiği için olduğumdan biraz fazla esmer göründüğüm fotoğraflar. Bu bizim minik sırrımız olarak kalabilir bence.


* Uzun saçı hiç sevmedim. Saç kestirmeyi de sevmedim. O yüzden kendimi bildim bileli uzun saçlıyım. Kısa saç daha çok uğraştıran bir şey olduğundan tembellik ediyorum biraz.


* İnsanların saçlarında yaptıkları değişiklikleri kolay kolay fark etmiyorum. Erkeklerinkini fark etmek kolay oluyor ama kızlarda biraz zor. Bir gün otobüste önümde oturan kızın saç renginin güzel olduğunu düşünürken omzumdan önüme doğru düşmüş saçıma bir an baktım. Sonra kıza baktım, bir daha kendi saçıma baktım. Kızın saç rengine özenmem gereksizmiş zira saçlarımız aynı renkmiş. Tamamen hem de. Kendi saç renginin farkında olmayan bir insan başkasınınkine nasıl dikkat etsin?


* İşe yaramayacak olsa da görevlilere gidip "Kartların üzerindeki kısaltmayı yanlış yazıyorsunuz, bu birleşik bir kelime olduğu için böyle kısaltamazsınız" diyen adamı takdir ettim. Öğretmendi ama ne öğretmeniydi bilmiyorum. İyi ki öğretmenmiş. Böyle şeylere dikkat eden insanlar lazım.


* "Hep ben konuşayım" diyen o insanlar var ya, bir gün bir tanesi temiz bir dayak yiyecek benden ama bakalım ne zaman. Kız üniversite arkadaşıyla konuşuyor. Kendisini anlattı epey zaman. Anlatacak konu kalmadı abisinin kendilerini ziyarete gelen ilkokul arkadaşını anlatmaya başladı. Yavaş yahu! Arada bir sus, kızın da anlatacakları var belki sana. Olmasa bile senin abinin ilkokul arkadaşından kıza ne?! Dinleyen kızın yerinde olsam çok kötü şeyler yapabilirdim konuşana.


* Mehmet Günsür'ün muhteşem bir gülümsemesi olduğunu kabul ediyorum. Senelerdir kendisini görünce benim de yüzümde bir gülümseme oluştuğunu da kabul ediyorum ama 2 haftadır adını duymaktan bıktım! Filmden de bıktım, tesadüflerden de bıktım, Eylül Akşamı şarkısından da bıktım! Filmi merak etmiş olsaydım bile izlemezdim kesin bu muhabbetlerin üstüne. Geçmişte yine aynı durumdan ötürü izlemediğim bolca film oldu, bunu da izlemesem bir şey kaybetmem bence. (Sürekli her yerde görüp duyduğum için daha izlemeden nefret ettiğim Titanic olsun Issız Adam olsun bütün filmlerin her karesini, her repliğini biliyorum sayenizde. Eksik olmayın.)


* "Mehmet Günsur evliymiş, 2 tane de çocuğu varmış, ne ara evlendi yaa" dedi, kendimi zor tuttum atlayıp "Aaa seni davet etmedi mi? Hatta davet etmediği gibi haber bile mi vermedi? Ayıp etmiş." dememek için. Tanıdık olsa affetmezdim ama tanımadığım insanlarla muhabbete girmekten hoşlanmıyorum. Yanında olsa kızacak adama haber vermediği için.


* Bir gün her şeyin istediğim gibi olacağına inanıyorum bazen. Ama istediğim gibi derken kastettiğimin ne olduğu konusunda çok da emin değilim. Nefret ettiğim her şeyin bir gün mutlaka başıma gelmeyeceği bir dünya mümkün olmalı.


* Birbirine benzemeye çalışan çiftleri fena halde antipatik buluyorum. Ama birbirine benzeyen insanların birbirini bulup mutlu olduklarını gördüğümde çok mutlu oluyorum onlar adına. Evet başkalarının mutluluğunu görüp sevinebilmek mümkün.


* "Hangi filmi izlesem" sorusuna cevap bulamayıp bu geceyi de bitirdim. Hep aynı şeyi yapıyorum.

2 kişi de demiş ki:

t.u.b.a dedi ki...

ah o beyaz ten... :( azıcık güneşte yanayım dersin, esmerleşmenin yanından dahi geçmez ıstakoz olduğunla kalırsın. solaryuma gideyim de mumyamsı görüntümden kurtulayım bari diye düşünürsün ama onda da beyaz teninden dolayı cilt kanserine yakalanma olasılığın yüksektir, vazgeçersin.
bazen esmer bireylerin keşke ben de senin gibi beyaz tenli olsaydım serzenişlerine maruz kalıyorum da tövbe deyin diyorum. allah kimsenin başına vermesin, çekilecek dert değil :P

Selin dedi ki...

benim sıkıntım biraz tuhaf aslında, beyaz tenli insan güneşte kızarır di mi? Ben kızarmıyorum. Güneş gördüğüm saniye yüzüm ve özellikle kollarım koyulaşmaya başlıyor ama ben bronz tenden nefret ediyorum :)) Tecrübeyle sabit, 10 dk güneşte kalsam bambaşka bir renk oluyorum. çok sinir bozucu bu benim için :))

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?