8 Mart 2011 Salı

Kar...



Akşam üstü, gayet sinirli bir halde yolda yürüyordum. Sinirli olduğum kişi de yabancı değil, bizzat kendime kızgınım! İnsanlar düşüncelerimi duyabilselerdi çocuk azarlar gibi kendime söylenmemi duyarlardı sadece.


Kendime kızmakta sonuna kadar haklı olsam da işin tuhaf tarafı düzeltmek için hiçbir şey yapmıyor oluşum. Hatamı biliyorum ve düzeltemiyorum. Sinir bozucu...


İşte böyle kendi kendimle kavga halindeyken kar yağmaya başladı. Benim için yılın ilk karı... Olduğum yeri bir kenara bırakıp olmak istediğim yerde hayal ettim kendimi bir an.


İnsanın fikirleri 2 saniyede değişir mi? 
Değişirmiş.


Bu kez başladım kendi kendimle ılımlı konuşmaya.


Hayatın yarın çok daha iyi olmayacağından emin misin?
1 hafta sonra bayılacağın yepyeni bir işin olacak belki.
Yarın sabah aşık olacaksın adamın birine.
Hatta belki o da sana aşık olur. (Tamam kabul edelim seni sevmesi biraz zor. )
Çok özlediğin insanları göreceksin gelecek hafta sonu.
Okuma listendeki tüm kitaplar senin olacak.
Hayat 1 ay sonrasından itibaren muhteşem insanlar çıkarmaya başlayacak karşına.
Belki de bunların hiçbiri olmayacak. O da mümkün.
Ama şu an oturup neye benzeyeceğini zerre kadar bilmediğin bir geleceği düşünüp üzüldüğün için bir gün pişman olacaksın, o kesin.


...


dedim ve gökyüzüne baktım. Üstüme yağan binlerce kar tanesine... Yılın ilk karına gülümsedim. Neye benzeyeceğini bilmediğim bir geleceğe gülümsedim ardından.


Sen görmedin, o görmedi, başkası görmedi. Hiç kimse...


2 kişi de demiş ki:

Mia Wallace dedi ki...

blogumda mimin var :)

Selin dedi ki...

ilk fırsatta yazacağım, teşekkürler :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?