10 Mart 2011 Perşembe

Öğretmen halleri-12

İngilizce öğrenmeye 6. sınıfta başlamıştım. Tahtaya cümleler yazıp onları kullanarak bizi konuşturmaya çalışan bir öğretmenimiz vardı. Yaptığının saçma olduğunu düşünmüştüm önce.


"Bize kullanacağımız kelimeleri yazsın, biz cümle kuralım, daha iyi, biz kelime bilmiyoruz ki nasıl konuşalım böyle" demiştim kendi kendime. Sonra durup düşününce fikrimin saçma olduğunu fark etmiştim.


Öncelikle ezberlenmesi gereken milyonlarca kelime vardı mutlaka. Ben bunları nasıl ezberlerdim? (Dilcilerin ezberi iyi sanılır ama benim ezber yeteneğim yok. Mümkün değil kelimesi kelimesine ezberleyemem bir şeyi. Şiir ezberlerim ama orada ezberleme niyetinde olmadan farklı zamanlarda okuyup ezberlediğim için o sayılmaz.)


Sonra bir de şunu düşündüm. Gitmek fiili "go"ydu, tamam. Ama gidiyorum derken ne yapacaktım? Ya gideceğim? Gittim? Giderim?


"Öğretmen haklıymış ya, böyle bizi konuşturunca ne güzel aklımda kalıyor, demek böyle öğrenilirmiş bunlar" dedim sonra.


6. sınıftaydım, 97-98 eğitim dönemi. Yaş:11.


Aradan yıllar geçti, o zaman hakkında fikir yürüttüğüm iş mesleğim oldu. Bugün bir öğrenciyle konuşurken o günlere gittim.


Öncelikle bahsi geçen öğretmen ne mezunudur, öğretmen midir, yoksa "iş bulamadık bari öğretmen olalım" tayfasından mıdır bilmiyorum. Tek bildiğim bir lisede İngilizce derslerine girdiği.


"Bizim öğretmenimiz tahtaya ünitedeki bütün kelimeleri yazardı. Bize Türkçe cümle söylerdi, biz İngilizce'ye çevirirdik. Dersi öyle işlerdik." dedi. Önce bir süre durup düşündüm. Bu işin eğitimini almış olmayı bırakın yabancı dil öğrenmiş herhangi biri bile bunu böyle yapmaya kalkmaz. Yanlış anlatıyordur diye bir daha sordum. Bir-iki çocuk daha onayladı.


"E peki zamanlar?" dedim, "Siz zamanların hiçbirini bilmiyorsunuz ki". (Öğretmeniniz öğretmemiş ama öğretmiş gibi göstermiş demek istesem de demedim.) Boş boş baktılar suratıma.


I'm name is...


I'm house...


I'm go to study maths


I'm are...


She have...


We have going...


ve bunlar gibi yüzlerce abuk subuk ifade bir anda anlam kazandı gözümde. 3 halini birden ezberlediği fiillerin ne işe yaradığını bilmiyorsa ezberlese ne olur ezberlemese ne olur...


Çocukların bu durumda olmasının bir kısmı kendi suçları, kabul. Ama tek suçlu da onlar değiller! Yabancı dil kendi kendine okuyup öğrenilecek bir şey değil. Hele ki bu çocuklar kendi dillerini bile doğru dürüst bilmezken kendi çabalarıyla başka dili nasıl öğrensinler?


Okullarda konuları işlenmiş gösterip defter imzalayan, tek konu anlatmadan para alan öğretmenler var. Çok fazlalar.


Çocuğun eğitimini değil sadece kazandıracağı parayı düşünen dershanelerden artık bahsetmek bile istemiyorum.


Bu insanlara öğretmenlik diploması verenlere mi kızayım, bu halde bunları öğretmen yapanlara mı, zerre kadar öğretme kabiliyeti olmamasına karşın okullarda öğretmenlik yapmalarına izin verenlere mi, bütün gün haktan hukuktan bahsedip iş icraata gelince sesleri kesilenlere mi... Kime kızayım bilmiyorum ki.


Az önce bir yerde "Bizim neslimizin bu halde olduğuna kızmayın, bizim nesli böyle yetiştiren sizin nesildir" mealinde bir cümle okudum. İlk okuduğumda (ve yazının gerisini düşündüğümde) klasik ergen tribi gibi geldi. Ama haksız da değil ki...


Ben de çok süper bir öğretmen olmayabilirim. Ama öğretmenlik yaptığım zaman boyunca yapmaya uğraştığım tek şey vardı: Öğrencilere sağlayabileceğim en yüksek faydayı sağlamak, belki fazladan 3 kelime öğretmek, hayatlarına fazladan 1-2 şey katmak... Toplamda 3 şey oldu. Neyse. 


Birilerinin bu işi sadece maaş almak için yaptıklarını görünce sinirleniyorum. Herhangi bir işi böyle görebilirsiniz bilemem ama öğretmenlik böyle olmaz. Ben ilkokul öğretmenliği yapamam, o çocuğa nasıl okuma yazma öğretilir bilmem. Yamuk yumuk çizgiler çizerken sabırla bekleyemem ya da toplama öğretmek benim işim değil. Aynı şekilde bir tarih öğretmeni yabancı dil nasıl öğretilir bilmez. Tıpkı benim de onun işini bilmediğim gibi. 


Bunlar yine bir derece kabul edilebilir belki ama hayatını masa başında geçirmiş emekli memurlar, bankacılık mezunları, metalurji mezunları, su ürünleri mezunları, muhasebe mezunları, turizm mezunları, bilmem ne mezunları da öğretmenlik yapmamalı. Bu bölümler öylesine aklıma gelenler... Öğretmenlik eğitimi ya da tecrübesi olmayan, ne dersin konusunu ne de o ders nasıl öğretileceğini bilmeyen bambaşka bölümlerden mezun insanları görünce de kızıyorum ben. Sonra lafa gelince "Yeni nesil rerere rörörö." Ne veriyoruz ki ne bekliyoruz? 


Bir dönem matematik, bir dönem Türkçe, bir dönem de güzel konuşma dersime jeoloji mühendisi geldi öğrenciyken. Böyle bir sistemden ne bekliyoruz ki...


Sinirlendim yine gece gece...

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?