20 Mart 2011 Pazar

Tarla Kuşuydu Juliet



Romeo ve Juliet'in hikayesinin nasıl bittiğini aşağı yukarı hepimiz biliyoruz. Peki ya Juliet birkaç saniye önce uyansaydı da Romeo'nun geldiğini görseydi? Kendilerini öldürmeselerdi?


İşte "Tarla Kuşuydu Juliet" tam da bunu anlatıyor.


Romeo geldiğinde Juliet uyanır ve hayatlarına devam ederler. Birlikte geçen 29 yılın sonunda büyük aşktan geriye hiçbir şey kalmaz. 


Gün boyu edilen kavgalar, bağırış çağırışlar eserin yaratıcısı Shakespeare'in mezarında ters dönmesine sebep olur, Shakespeare dayanamaz ve mezarından kalkıp müdahale etmeye gelir. Sonrasında eğlence başlar :)


Romeo ve Juliet'in kızı Lucretia rolündeki Murat Bavli hiçbir şey yapmadan sahnede dursa bile gülüyorsunuz.




Sürekli eserlerinden alıntılarla konuşan üstat Shakespeare rolünde Çağlar Çorumlu şahane. Üstat Shakespeare'in bir yerden sonra "Şeko" haline gelişi, arada geçen komik diyaloglar yüzünden gülmekten gözlerim yaşardı oyun boyunca :)






ve Romeo ile Juliet. Engin Alkan ile Sevinç Erbulak.


İkisini de keyifle izledik daha önceki oyunlarında izlediğimiz gibi.


Şahane bir pazar günü oldu sayelerinde. Hele bir de oyunu izleyen kişi koskoca bir sene tiyatroya gidememiş ve geçen yıl en çok bunun eksikliğini hissetmiş bir adet Selin olunca güzel bir oyun izlemiş olmanın ne anlama geleceğini bilmem nasıl anlatsam...


Nefes almadan güldüm. "Yarın tekrar oyun var, gel" deseler giderim. O kadar yani :)


İstanbul'un hangi sahnesinde oyun izlersem izleyeyim etrafımda tiyatro izleyicisi olmayı öğrenememiş insanlar olunca üzülüyorum ve kızıyorum. İnsanların genel bahaneleridir, aman benim ailem çok yabancıydı böyle şeylere, aman da benim çevremde giden yoktu ıdı vıdı. Hayır efendim, ilgisi yok! Ben anne babamla bir kez olsun tiyatroya gitmedim. Ta lise yıllarımızda Mischiefle beraber kendi harçlıklarımızla bilet alıp tiyatroya giderdik. İlla sizi itekleyecek birilerinin olması gerekmiyor aslında.


Kaldı ki çok zor iş de değil bu. Sahnede olanlara bağırarak tepki verirseniz (Örn: Ahahaha ne dedi yaaaa); telefonunuzun sesini kısmazsanız; yanınızdakilerle sohbet ederseniz; oyun sırasında fotoğraf çekerseniz hem sahnedekilerin konsantrasyonuna zarar verirsiniz, hem de sizle birlikte oyunu izlemekte olan diğer izleyicilerden küfür yersiniz. Açık ve net. Bunu düşünebilmek için çok yüksek bir IQ'ya da gerek yok, hayatını tiyatrolarda geçirmeye de...


Neyse, sinirlenmiyorum. Öğrencilik hayatı bittiğinden beri hafta sonları çalışan bir zavallı olduğumdan dolayı tiyatroya gidemiyordum. Şu an normal insanların hayatına benzer bir hayata sahip olunca yeniden kavuştum en sevdiğim şeye. Tadını çıkarmak gerek değil mi :)


Tekrar fırsatım olursa mutlaka izleyeceğim oyunlar arasına aldım Tarla Kuşuydu Juliet'i. Fırsatınız varsa siz de görün derim. O 4 kişi sahnede harikalar yaratıyorlar!

2 kişi de demiş ki:

!reDanDark! dedi ki...

Kendimi 'içinde' hissetmiştim oyunun.. Sanki Shakespeare her an 'Hey senn!!' diyecek gibiydi.. Ah bir de o el yapımı makarnadan tadabilseydik :D

Selin dedi ki...

Oyundan sonra koşa koşa eve gelip makarna yaptık kendimize :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?