11 Nisan 2011 Pazartesi

Bıkıyorum bazen kendimden



Zamanın birinde fazlasıyla yakın ülkelerden birinde her şeyi eline yüzüne bulaştırmasıyla ünlü bir kız yaşarmış. Hayatında olan hiçbir şey için kimseye kızmaya hakkı yokmuş, çünkü yaşadığı pek çok şeyin sebebi yine kendisiymiş.


Onu tanıyanlar olanca iyi niyetleriyle hep başkasına kızarlarmış onun mutsuzluğu yüzünden. Ama dur bir dakika, iyi niyet mi? Şöyle düzeltiyorum, yakınındaki insanların pek çoğu  başkalarına kızarmış onun mutsuzluğu yüzünden ama arkasından "kendi etti kendi buldu" derlermiş. (Kesin böyledir.)


Bilirmiş bütün suçun kendisinde olduğunu ama hiçbir şey de yapamazmış işte! Yapmazmış. İstermiş ama olmuyormuş be!


Beceremediği şeyler yüzünden yaşadığı o mutsuzlukları düşünürmüş, yenilerinin onu bekliyor olma ihtimalini düşünürmüş, düşünürmüş de düşünürmüş. Uykularını kaçırırmış her gece, bütün gün çektiği baş ağrıları da cabası...


Bugün yine benzer bir ihtimal üzerine saatlerdir düşünmekteymiş kendisi. O kadar çok düşünmüş ki artık başı ağrıdan çatlamak üzereymiş ve şu an keyfini yerine getirebilecek hiçbir şey yokmuş.


Halbuki azıcık daha normal davranmayı becerebilse ne olurmuş ki? Ne olurmuş yani şuraya rahat rahat yazabildiği şeyleri insanların yüzüne karşı da söyleyebilseymiş? Anlasalarmış insanlar. Bütün bu gerzekliklerine ve beceriksizliklerine rağmen sevebilselermiş onu. Olmaz mıymış?


25 yaşından sonra "insan" olmayı öğrenebilir miymiş o kız ya da aranızda akıl verebilecek biri var mıymış?


(Kendimden nefret ediyorum bugün. Merhaba ergenlik bunalımı. Naber?)

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?