23 Nisan 2011 Cumartesi

Kısacık-18


* Sanki hayatta yaşanabilecek her şeyi yaşamış ve görmüşüm, artık beni eğlendirecek hiçbir şey kalmış olamazmış gibi geliyor bazen. Erken di mi bu his için? Hatta böyle bir his için her zaman erken!


* Bazen akşam geç saatte eve gelirken oturduğumuz sokakta yürüyen bir tek ben oluyorum ya, işte o an sesli şekilde şarkı söylüyorum ya, bir yandan da komşuların beni görüp neler düşünebilecekleri üzerine fikir yürütüyorum. Bak işte o da hayatın eğlenceli anlarından biri mesela! (Bitmemiş olmalılar, evet.) Dün gece "et il m'aime encooooore, mais moi, je t'aime un peu plus fooooort" (*) şeklinde sevimli bir şarkı söylemekteyken bir anda komşu teyze moduna geçip kendim için şunu söyledim: "Yazık bu kızcağıza da, kafayı yedi okumaktan."


* "Sokakta giderken kendi kendime 
gülümsediğimin farkına vardığım zaman 
beni deli zannedeceklerini düşünüp 
gülümsüyorum." (**)


* Soru: Baş parmak ya da işaret parmağına takılmış yüzük için sizi onlarca kez tebrik eden kişilere verilen ortak ad nedir?
Cevap: Öğrenci. 
Lise son sınıftan beri taktığım yüzük için alıyorum bu tebrikleri.


* "Hocam tebrikler, yüzüğünüz çok yakışmış" ya da "Tebrikler, bunca yıldır sıkılmadan o yüzüğü taktınız!"


* Otobüse binersiniz, yanınıza biri oturur, ondan önce inmeniz gerekir ve müsaade etmesini istersiniz... Yanınızdaki kişi göbeğini içeri çeker ve geçmenizi bekler. Sevgili ablam/abim, sıkıntı göbekte değil! Bacakları çekersen geçerim bak ama göbeği çekmen işe yaramıyor. Gerçekten.


* "Bu yalnızlar liginde her sene üst üste, 
şampiyon olmuşuz da kupalara doymuşuz da. 
Üstelik tanışmışız da 
bir Kadıköy akşamında, 
gidebilir miyiz dersin buradan uzaklara..." (***)


* Ciddi ciddi facebook kullanmaya niyetlendim, 3 günde başıma gelmedik kalmadı. Açar açmaz tanıdık diye karşıma çıkardığı kişilerden dolayı yaşadığım sıkıntı ve sorgulamayla başladı her şey. En son durumumuz da şöyle: Facebook arkadaşlık talebi göndermemi engelledi! Feyk olduğumdan şüphelendi herhalde. "Tanımadıklarını ekleme kardeşim, biz ne bilelim bu adamı tanıdığını" diye ayar veriyor her teşebbüsümde. Halbuki üniversiteden ve liseden sadece 40 civarı arkadaşımı ekleyebildim. Cidden tanımadıklarımı taciz etmiyorum, valla bak! İlkokul arkadaşlarımızı da bulacaktık hani feysbuk, pis feysbuk! (twitter'ın bile kıymetini anladım ya facebook kullanınca, facebook da trip yapıyor, "git twitter kullan o zaman" diyor bana. Üşenmeyi bıraktığımda sana mail atacağım, seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım, dur sen!) 


* Kafama takılan şeyler olduğunda öyle çekilmez bir insan oluyorum ki...


* Hep uykum var bu ara ama başımı yastığa koyduğum an uykum kaçıyor. Daha doğrusu düşünerek kaçırıyorum ben. Oturarak uyumanın yolunu bulursam çok güzel olacak.


* Çeşitli sitelerde görüp özendiğim mat ojelerden buldum aldım. O paylaşılan fotoğraflarda ne güzeldi, ben sürünce neden guaj boya gibi görünüyor ki?


* Guaj kelimesi egzoz gibi her yerde yanlış yazılan kelimelerden. Fransızca "gouache" kelimesinden geldiği için "guaş" uygun görülüyor bazen, hatta şu an yazım denetleyici de "guaj değil guaş" diye uyarıyor beni. Bir de "Guvaj" ve "Guvaş" yazıldığını görmüştüm. Sordum tdk'ya, ben doğru biliyormuşum. Yazım denetleyici hatalıymış. Doğrusu "guaj". 


* Bazen farkında olmadan önümden yürüyen insana öyle çok yaklaşıyorum ki... Tedirginlikle arkalarına baktıklarında fark ediyorum yaptığım şeyi. Bir gün kafama çanta ya da şemsiye yiyeceğim ama dur bakalım. 


* İşte bu tür şeyler hep kafamı kurcalayan çok şey olduğundan başıma geliyor. Aklım o kadar dolu ki farkında bile olmuyorum milletin dibinden yürüdüğümün.


* Uyumaya çalışmalı. Bu hafta bu kadar yorgunluk ve uykusuzluk yeter.


(*) Coeur de pirate-Comme des enfants
(**) Orhan Veli Kanık
(***) Cenk Taner-Buradan uzaklara

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?