15 Nisan 2011 Cuma

Le temps des cerises

2 gündür başka hiçbir şarkıyı dinleyemiyorum. Tek bir şarkı var müzik çalarımda ve tüm gün o. "Le temps des cerises". 


Kiraz zamanı.


Tam yazı yazmaya hazırlanırken masaüstü resmimdeki çiçek açmış kiraz ağaçlarını fark ettim. 2 gündür bir yandan aynı şarkıyı dinleyip bir yandan o resmi görürken nasıl da fark etmedim bilmiyorum. Aslında çiçek açmış kiraz ağaçları fotoğrafı masaüstüm için tuhaf sayılabilecek bir tercih. Senelerdir ya lacivert fonlu resimlerim oldu (Fenerbahçe temalı) ya da simsiyah fotoğraflar. (Doktor House, Mrs. Lovett falan filan.) 2-3 haftadır çiçek açmış ağaçlara bakıyorum gün boyu ve bu alışkın olduğum bir durum değil.


Nehrin iki yanına dizilmiş iki dizi kiraz ağacına bakıyorum "Kiraz zamanı"nı dinlerken. Noir Désir söylüyor. Sesini çok sevdiğim Bertrand diyor ki:


Quand vous en serez au temps des cerises
si vous avez peur des chagrins d'amour
évitez les belles!


moi qui ne crains pas les peines cruelles
je ne vivrai pas sans souffrir un jour!
quand vous en serez le temps des cerises
vous aurez aussi des peines d'amour.


Şarkının ilginç bir hikayesi var. İlk dinlediğinizde aklınıza pek de gelmeyecek şeyler belki anlattıkları. 1866'da yazılmış olması bile ayrı güzel mesela. 1866'da tanımadığım bir adam bir şarkı yazmış, 145 yıl sonra bir gece oturmuş saatlerce dinlemişim. Güzel değil mi?


Canım sıkılıyor gece vakti. Kendi kafamın içinde kurduğum bazı saçmalıklar canımı sıkıyor. Halbuki güzel olsa biraz daha, olmaz mı?


Ben birkaç yüz defa daha dinleyip sonra uyuyacağım, hadi dinle sen de... http://fizy.com/s/1257xt

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?