8 Mayıs 2011 Pazar

-Alıntı-

Demiş ki:


"Yapamıyorum Kinyas. Yazamıyorum. Bütün bunların hiçbir değeri yok. Ne doğru dürüst cümleler kurabiliyorum, ne de gerçeği böylesine anadan üryan anlatmak hoşuma gidiyor. Seversin vazgeçmeyi. Bu işten de vazgeç. Mutluluğundan vazgeçtiğin gibi!"


Ben de severim hani vazgeçmeyi, hevesim kaçar hemen. Hem mutluluğundan vazgeçmek çok da yabancısı olduğum bir şey değil. O haltı bir kere yedim. Sağlam yedim hem de. Güya başkasının mutluluğu için! Hadi canım! Kendi hayatının içine et, niye? "Başka birinin mutlu olma ihtimali için." İhtimal bak, sadece ihtimal! Mutlu oldu mu peki o? Sanmam. Ben oldum mu? Hayır! Eee neye yaradı bunca işkence? Ne için üzüldüm bu kadar?


Bize çocukken öğretilen, dayatılan, zorla benimsetilen saçma sapan doğrular yüzünden (Nedir ki doğru?) bir sürü yanlış iş yaptık. (Peki yanlış ne?) Bir kez yaşayacağımız hayatlarımızı mahvettik "olması gereken bu" diye. Aferin bize. Aferin.


Tam da yukarıda yazdığım bölümü okuduktan sonra birkaç saat ara vermeden kızdım kendime. Kızmak işe yaramasa da kızdım. Masal aleminde yaşıyoruz ya hani, birilerini mutlu edince bizim de başımıza iyi şeyler gelecek ya... Yok işte öyle bir dünya. Keşke olsaydı ama yok.


Neyse ben kendi kendime kızmaya devam edeyim. Bu ara yazmak her nedense pek mutlu etmiyor beni. 


Ben muhtemelen aptalca bir gün geçireceksem de okuyan insan, her kimsen sana iyi bir pazar günü dilerim.


*Alıntı Kinyas ve Kayra'dan. (Hakan Günday)

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?