26 Haziran 2011 Pazar

Yine..

Bir adım atabildiğimi sanırken iki adım geriye gittiğimi fark etmeye alışmıştım ama başladığım noktadan bu kadar uzağa gittiğimi sandığım bir sırada aslında bulunduğum yerin tamamen aynı olduğunu fark etmek biraz ağır geldi.


Son birkaç yıla baktığımda katettiğimi sandığım o yolların aslında bir hayalden ibaret olduğunu öğrenmek hoş değil. Gittim sanmışım, halbuki aynı yerde saymış durmuşum...


İşin en sinir bozucu tarafı beni kızdıran bütün hareketlerinin aynısını yapıyorum bir süredir fark etmeden. Yaptığın için kızdığım ne varsa artık onları kullanarak ben başkalarını kızdırıyorum.


Her şey istemekle alakalıydı, yapamıyorum diye bir şey yoktu, sadece yeterince istememek vardı ya hani. İşte ben uzun zamandır istemiyorum ve arkasına sığındığım kelime "yapamıyorum". 


Benim dışımda gelişen şeyler engel oluyor başka şeylere, bazı olaylar gerçekleşmek için öyle anlar buluyorlar ki kendilerine ister istemez "demek ki olması gereken bu" diyorum. Tam da bu an karşıma çıkmasının başka ne sebebi olabilir...


Eskiden kendime kızıyordum. Artık onu da yapamıyorum. Eskiden olsa çabalardım, en azından çabalamayı isterdim. Şimdi en büyük üzüntüm 3 dakika sürüyor. Sonrasında "Amaaan" deyip atıyorum her şeyi bir kenara ve saçma sapan hayatıma devam ediyorum.


Bazı şeyleri anlamlandırabilmem için mutlaka yaşamam mı gerekiyordu? Ben pekala yaşamaya devam edebilirdim bunlara anlam vermeden. Daha az üzerdi hem... Ama yok, o kolay olan di mi? İlla zor yoldan öğrenmeliyim bazı şeyleri. 


En çok da böyle zamanlarda Truman Show'u düşünüyorum. Önceden de yapar mıydım bunu ya da yaptığımdan sana bahsetmiş miydim hatırlamıyorum. Bir grup insan oturmuş beni izliyor olmalı ve onların eğlenmeleri için ben bu saçmalıkları yaşamak zorunda olmalıyım. Başka bir açıklama bulamıyorum.


İyiydim ben. Geçen sabah gördüğüm bir cümlenin ardından sıraladığım cümlelerin sana ait olduğunu hatırlayana kadar iyiydim. O günün önemli bir günün yıl dönümü olduğunu hatırlayana kadar iyiydim. Çok uzun bir aradan sonra yine aynı şeyleri düşünüp uykusuz kalana kadar iyiydim.


Sonrası için kullanabileceğim bence en uygun ifade: "Same old shit."


Eeeh! Hayatımı böyle saçma sapan sürdürmeye alıştım ya zaten, hala neden kurcalıyorum ki. Hem zaten hiçbir deli delirmekten korkmazdı değil mi? Daha korkacağım ne kaldı ki...

6 kişi de demiş ki:

Desperate Housewife dedi ki...

bazen olur öyle... gitmiyor sanırsın, yürümüyorsun sanırsın, her şey gittikçe kötüye gidecek, içindeki karanlık seni de yutacak sanırsın, eksiğin nerede kimde olduğunu arar, arar bulamazsın...

"neden?"

öyle olduğunda unutmaya çalış, eski güzel günleri asla hatırlama, olur mu? gelecekte, onlardan çok daha güzelleri bekliyor çünkü seni...

ve...

"gülümse, hadi gülümse, bulutlar gitsin..."

Selin dedi ki...

5 yıldır düzenli aralıklarla aynı yere dönmekten bıktım, hayatım boyunca böyle gidecek gibi geliyor... iyi-kötü hiçbir şey düşünmemeye çalışıyorum geçmişe dair, zaten geçmiş güzel günlerle değil kötü günlerle dolu ama durmadan canımı sıkacak bir şeyler karşıma çıkıyor yeniden. bir gün bir şekilde sona erecekse sesimi bile çıkartmadan beklerim o günü ama gidişat iyi değil. en başta kendim hiç toparlanacak gibi görünmüyorum...

yarından itibaren güzel filmler izleyip güzel kitaplar okuyarak ruh halimi düzeltmek için elimden geleni yapacağım. işte o zaman gülümsemek mümkün olabilir :)

Desperate Housewife dedi ki...

aferim :) bu şarkı da benden sana gelsin o zaman :)

http://www.youtube.com/watch?v=XgEfYGzojcA

keyifli dinlemeler :)

Selin dedi ki...

Teşekkürler, çok sevdim :)

buraneros dedi ki...

Uzun zamandır severek okuyorum seni, biliyorsun... Bi kez daha tekrar etmeliyim ki bu alemde en sevdiklerimdensin... Kaçıncı keredir kendini bu ruh halinde ifade edişin bilmiyorum:)) Ama bu farkındalığını ve bunu ifade ediş tarzını acaip seviyorum:)) Yani korkacak bişi yok biliyorum. Bir şey daha biliyorum ki yarın ya da yarından sonra şakıyan bir yazı olacak burada:))

Selin dedi ki...

:)

Yazmaya yeni başladığım zamanlarda daha çok girerdim bu hale, bir süredir daha seyrek oluyor. Hatta neredeyse 7-8 aydır hiç olmamıştı diyebilirim. Yine de tekrarlanıyor işte zaman zaman ve öyle zamanlarda blog yazmanın benim için ciddi bir terapi halini aldığını fark ediyorum. Yazmasam kendimi toplayamam sanki :)

O kendimi toplama aşamasında da büyük etkisi olan bir takım insanlar tanıyorum blog aleminden :) ne kadar teşekkür etsem az!

Geçecek elbet, bugüne kadar hep geçmesini sağladık bir şekilde. Yaz gelmiş, okunacak kitaplar birikmiş, benim tanıdığım Selin Buraneros'tan esinlendiği üzere bir fincan kahve eşliğinde onlara dalar ve bu seferkini de unutur gider :) Gidişat iyi, neşeli yazılar yakında! :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?