9 Ağustos 2011 Salı

Yeni bir şey yok, kendime kızıyorum sadece

Önce pek çok konu hakkında büyük konuşan, sonra gün gelip başına konuyla alakalı şeyler geldiğinde pişman olan insanlardan biri de benim.


Bir süre bu durumun herkesin başına gelmediğini sanmıştım. Hani bazı zamanlar olur, tanıdığınız herkes tamamıyla doğruymuş, eğri olansa bir tek sizmişsiniz gibi gelir. İşte o dönemlerden birindeyken böyle şeyleri bir tek ben yaşıyorum, bir tek ben yapıyorum sanmıştım. 


X bir durum var elimizde. Zamanında konu açıldığında ya da tanıdığımız biri yaptığında ben atıp tutmuşum. "Asla yapmam" demişim, "iğrenç" demişim. Aklınıza gelen ne varsa demişim işte.


Sonra bir gün o X durum başıma gelmiş. Bir süre büyük konuştuğum konuya benzemediği konusunda kendimi kandırmaya çalışmışım. Kendimi daha fazla kandıramayacağım noktaya geldiğimde "Hayata bir kez geliyoruz ve beni mutlu edecek olan şey bu, yanlış olsa ne yazar" demeye çalışmışım ama o kadar iğrençleşememişim çok şükür.


Ardından aklım başıma gelmiş ve yeniden olması gerektiğine inandığım şekilde davranmaya başlamışım, kendi doğrumla kendi yanlışımı ayırmayı başarmışım. (Evrensel doğru-yanlış değil bahsettiğim, yok öyle bir şey. Kendi doğrum ve yanlışımdan bahsediyorum.)


"Zamanında böyle böyle konuşurdum, şimdi düştüğüm duruma bak" demişim insanlara, hep yaptığım hatayı yine yapmış ve zayıflıklarımı göstermişim haddinden fazla. Gülmüşüm halime, gülmelerine izin vermişim. Zorlamışım beni eleştirsinler de aklım başıma gelsin diye.


Çünkü o insanlar aklı başında insanlarmış, benim yaptığım hataları yapmazlarmış, o yüzden de istediklerini söyleme hakkı tanırmışım onlara...


Ben büyük konuşurken onlar da boş durmamış tabi. Başka şeyler hakkında büyük konuşmuşlar. Atmış tutmuşlar. Elbet onların da söyledikleri şeyler başlarına gelmiş günün birinde...


Hani ben hepsinden çok eleştirmiştim ya kendimi gözlerinin önünde, işte görüyorum ki insanlar bunu yapmıyor. Kendilerini haklı çıkarmanın yollarını arıyorlar sadece.


"Benim yaptığım onun yaptığının aynısı değil."
"Bu durum çok farklı."
"Ben yaptım diye demiyorum ama doğrusu bu."
...


Hani hep en farklısı ya bizim yaşadığımız, dünyada kimseye benzemiyoruz ya, en doğrusu bizim bildiğimiz ya...


Zaten aramızda kalsın ama üniversitede en zor bölümü ben okudum, dünyadaki en şahane adama ben aşık oldum, en büyük kalp kırıklığını ben yaşadım, en eğlenceli lise hayatı benimkiydi, en doğru siyasi görüş benimki, en fazla şeyi ben biliyorum, en az hatayı ben yapıyorum vs. vs. (Bilmem tanıdık mı bu cümleler...)


Tanıdığım en mantıklı düşünebilen insanlar arasında bile bunları yapanlar olduğuna göre benim değerlendirmelerim hatalı kesinlikle.


Nasıl bir insan hayatı boyunca yanlış kabul edip eleştirdiği şeyi kendi başına gelince dünyanın en doğru şeyi olarak göstermeye kalkabilir? İnsanlar değişir, fikirler değişir, bu konuda itirazım yok. Ama bu değişmek değil, iki yüzlülük! Çünkü aynı olayı ben yaşasam yine en başta eleştirecek olan kişiler onlar.


Belki ben kendime karşı dürüst olma işine çok fazla takılıyorum. Kendime hesabını veremeyeceğim şeyleri yapmama konusunu çok abartıyorum belki. Başımı yastığıma koyduğumda içimin rahat olmasını istemek benim abarttığım şeylerdendir. Olaylara işime geldiği zaman doğru işime geldiği zaman yanlış diyebilmeliyimdir falan filan. Her konuda olduğu gibi bu konuda da bütün hatalar bendedir yani...


Hepsinden önemlisi çenemi tutmayı öğrenirsem insanlara daha rahat tahammül ederim belki. Olanca patavatsızlığımla "Ama böyle değil miydi?", "Böyle demez miydin?" gibi sorular sorduğumda aldığım cevaplar beni mutsuz edip karşımdakinden soğumama sebep oldukça daha fazla sıkılacağım besbelli.


Sus Selin, insanlara sabredebilmenin başka yolu yok.

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?