29 Eylül 2011 Perşembe

Bence bu kadarı yeter sevgili hayat

Akşam üzeri biraz dinlenmek için uzandığım yatağımda uyuyakalmışım. Mesaj sesiyle uyanıyorum. Telefon masada.


Kalkana kadar düşünüyorum. Rehberimde kayıtlı numaralardan pek iş yok ama şu gelen mesaj tanımadığım birinden olsa ve hayatımı değiştirse ne güzel olurdu... Tamam en azından bugünü güzelleştirsin, o da yeter.


Yerimden kalkıp telefonu almaya gidiyorum. O sırada da içimden sayıyorum olasılıkları:
1- Her saniye mesaj atmak için bahane bulabilen arkadaşlarım.
2- avea
3- hsbc
4- diğer arkadaşlarım


Telefonun ekranındaki numara bildiğim bir numara değil. Az önce düşündüklerimi anımsayıp ürperiyorum. Biraz gergin halde açıyorum mesajı.


Arkadaşının telefonundan mesaj atan kardeşim. Mesajın içeriği hayatımı değiştirecek bir şey değil elbet. Sadece geç geleceğini haber veriyor...


Bilgisayar başına oturuyorum. Kitap bakacaktım. Aklım hala telefonda ve sinir bozucu tesadüflerde. (sanki tesadüf diye bir şey varmış gibi.)


Kaynak kitaba ihtiyacım var, konuyu yazıyorum arama kutucuğuna. Çıkan sonuçları incelemeye başlıyorum tek tek. İlk sayfada bir kitabın kapağı ilgimi çekiyor. Kapakta yazan bir isim... O an görmeye en son ihtiyaç duyduğum isim...


İşin ilginç tarafı benim aramamla ilgisi yok. Başka bir kitabın sayfasına yanlış kitabın görselini koymuşlar. Yani o an normalde karşıma çıkması düşük bir ihtimal ve çıkıyor.


Hemen mail atıyorum görsel yanlış diye. Aslında söyleyecek daha çok şeyim var o an ama D&R'ın bunları bilmesine gerek yok.


Sayfayı kapatıyorum, o sırada uyumadan önce açık bıraktığım sekmede google reader sayfam çıkıyor karşıma. Ekranda bir alıntı. Aşkın trajedisi! Hiçbir şeyi özlediğiniz şeyden daha fazla sevemezsiniz.


Hah, işte ihtiyacım olan şey bunu söyleyecek biriydi şu an!


Az önceki görsel ve isim yeterince düşünmemi sağlamamıştı zaten, biraz daha sıkıntıya girmeliydim. Sen de tam zamanında geldin!


Dinlediğim şarkıda "Don't give in without a fight" dediği an "Yeter" deyip kapatıyorum ne varsa. Gerçekten yeter.


Eskiden bunların işaret olduğuna inanırdım. Sebepsiz yere gerçekleşemezdi ya bunca şey. Görmem gereken şeyleri fark edebilmem için karşıma çıkan işaretlerdi bunlar...


Kendimi kandırmışım tabi. Hayat benimle dalga geçiyor. Başka da bir şey değil...

2 kişi de demiş ki:

Antipatik Yazar dedi ki...

Birincisi: Şu tanıtıcı e posta mesajları ve kısa mesajlardan ben de oldukça bunaldım...
İkincisi: D&R'da geçen gün çok sevdiğim bir yazarın kitabını aradım. Çünkü; birkaç kitapçı da bulamamıştım. Kitabı buluyor. Fakat ben internet üzerinden satın almak değil, hangi şubesinde bulunduğunu öğrenmek istiyorum.
Üçüncüsü: Buara ben de çok sıkıntılıyım

Selin dedi ki...

Sinirimi bozan çok fazla mesaj geliyor şu ara gerçek kişilerden, o yüzden gönderen kısmında avea yazdığını görmek beni mutlu edebiliyor.

Mail atıp hangi şubede var diye sorulabilir belki... Telefonla ya da.

Şu ara sıkıntı ağır gelmeye başladı. Böyle devam ederse kötü şeyler yapacağımdan korkuyorum. Sinir-sıkıntı anlarında çevremdeki insan sayısını azaltıyorum hep. Kalanlardan tüm sinirimi çıkarıp onları da postalamam an meselesi...

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?