15 Eylül 2011 Perşembe

Bir öğrencinin kayıt dramı :)

7 Eylül

Selin: Bir şey sorabilir miyim? Harç yatırmak için referans numarasına ihtiyacım varmış ama sistemde gözüken referans numarasının yanlış olduğunu söylediler bankadan.
Herhangi bir görevli: Öğlen düzelecek. Sistemde hata var.

Öğlen olur, düzelmez.
Akşam olur, yine düzelmez.

Ertesi gün düzelir. Kayıt evraklarının teslim zamanı gelir... Saat 1'de sıraya girilir.

Selin: Edebiyat fakültesi için ismimizi hangi listeye yazıyoruz?
Sıra bekleyen bir başka zavallı: Bu listeye yazıyorsunuz.

65-Selin.

Selin: Şu an kaç numara içeride?
Herhangi biri: 23.

Saat 3 olur.

Herhangi biri: Edebiyat kaçta şu an?
Görevli: 23.
Herhangi bir başka kişi: Hâlâ mı?
Görevli: Sıkıntı oldu biraz.
Bir diğer kişi: Kaç kişi var ilgilenen?
Görevli: 2.

Koca edebiyat fakültesinin bütün yüksek lisans ve doktora kayıtlarını alan, eskilerin kayıt yenilemesini yapan, eskilerin ders seçimlerini alan toplam kişi sayısı: İKİ.

Saat 5 olduğunda sıra 25'e kadar gelmeyi başarmıştır. Dışarıda bekleyenler toplanır, uzun itirazlar sonucu "Bu liste bitene kadar kayıt devam edecek" teminatı alınır. Kayıt hallolur.

Sonra ders seçimi için duyuru yapılmaz. Selin günlerce arar, telefona kimse cevap vermez.

13 Eylül Salı çok eski bir duyuruya göre ders kayıt işlemlerinin başlangıcıdır. Selin ders seçimi diye bir şey bilmeden üniversiteyi bitirdiği için her şeye yabancıdır. Otomasyon sisteminde de tek bir açıklama yoktur. (Fakülteye geçtiğimiz ilk gün "Seçmeli derslerinizi biz sizin yerinize seçtik. 'Zorunlu seçmeli' yani dersleriniz. Yanında 'Seçmeli' yazdığına bakmayın, o listedeki dersler alınacak" demişlerdi. Sağ olsunlar çok güzel dersler seçmişler, o yüzden bu durumdan hiç şikayetçi olmadım. Eğitim fakültesinde okuyup hem eğitim hem edebiyat bölümlerinin hepsini birden almış olduk. Okurken zor oldu tabi ama atlattık.)

Selin: Ben yeni kayıt olduğum için danışmanım yok. Sistemde de seçmem gereken ders kredisi vs. hakkında hiçbir bilgi yok. Kimle konuşmalıyım?
Görevli: Volkan Bey var, onunla.

Selin: Volkan Bey diye biriyle görüşmem gerekiyormuş, nereden bulacağım?
Bir başka görevli: Şu sıra Volkan Bey sırası, sonuna geçmeniz gerek ama kuyruk çok uzun, bugün yetişmez. Hiç boşuna beklemeyin. Cumaya kadar zamanınız var, sonra gelirsiniz.

(Volkan Bey sırası diye bir şey vardı ve ismi de buydu, evet.)

14 Eylül Çarşamba olur. Hâlâ açıklama yoktur.

15 Eylül olur, Selin sabahın köründe kalkar gider.

Selin: Ben yeni kayıtım. Danışmanım da yok. Derslerimi kime onaylatmalıyım?
Görevli: Ana bilim dalı başkanına onaylat. Yarına kadar bir örneğini bize getir.

Selin ana bilim dalına gider. Tüm koridorlara ölüm sessizliği hakimdir ve tüm kapılar kilitlidir.

En son biri Fransızca biri İngilizce bölümünden 2 kişi bulunur. Öğrenilir ki Fransızca'nın bölüm başkanı gelecek salıya kadar okula uğramayacaktır.

"Madem bugün kesin imzalanacak dediler, Almanca ve İngilizce'nin bölüm başkanları gelecek. Onları bekle, onlara imzalatırız." denir. Selin beklemeye başlar. (Herhangi birinin imzasının kabul edilme ihtimali normalde olmaz tabi ama bölüm 3 dilin kardeş kardeş okuduğu bir bölüm. O yüzden "Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!")

Selin 3 saat kadar daha bekler. Bu sırada fakültenin 4 kat merdiveninden tekrar tekrar inilir, çıkılır. Sonra fotokopi için enstitünün yakınına tekrar gidince "Dur ya bir şansımı deneyeyim" diyerek enstitüye tekrar gidilir.

Selin: Ben yeni kayıt olduğum için danışmanım henüz yok, ana bilim dalı başkanı da salı gününden önce gelmezmiş. Ben derslerimi onaylatamıyorum. Ne yapmalıyım?
Görevli: Salı günü onaylat, getir.
Selin: Nasıl yani? Cuma son demiştiniz bana.
Görevli: Zaten hiçbir şey yetişmedi yine. Her şey birbirine girdi. Onu da uzatırız mecburen. Acelesi yok. Daha kayıt işlemleri bile bitmedi...

İşte böyle dürüst olalım birbirimize karşı. Sen samimiyetle bunu söyleyince ben de çemkirmeden çıktım gittim. Ne güzel di mi?

Her şey geçen hafta başlamadı tabi. Yabancı dil sınavının ilk yarım saatinde Almanca grubunun oturma düzenini ve sınav kağıdı dağıtımını halledemeyen bir grup Almanca bölümü öğretim görevlisi yüzünden yaşadığımız stres bir tarafta, internet explorer dışında hiçbir tarayıcıyla görüntülenemeyen enstitü duyuru sayfası yüzünden 1 hafta boyunca göremediğim sonuçlar öte tarafta. (Sayfada her şey normal, yalnız duyuru yok gibi görünüyor. ie kullanınca görünüyor duyurular.)

Üniversite kaydımı hatırlıyorum da... Sonuç sayfasında "9 Eylül tarihinde Haydarpaşa kampüsünde kaydınızı yaptırabilirsiniz" yazıyordu. 9 Eylül'de gittim. "Şuradan harcını yatır" dediler yatırdım. Fransızca Öğretmenliği masasını buldum. Evrakları verdim. Hazırlık binasına gittim. "Muafiyet sınavına girmeyeceğim, hazırlık okumak istiyorum" dedim, küçük bir kağıt verdiler elime. İmzaladım. Bitti. ("Okumak istiyorum" falan deyince aslında çok iyi Fransızca bilirmişim de yine de okumak istermişim gibi anlaşılmasın. Bölüme İngilizce sınavıyla girdim ben. İkinci yabancı dilim Almanca. Üniversiteye başladığımda Fransızcaya dair tek bildiklerim "je t'aime" ve "oui" idi. )

Tabi her öğrenci gibi 5 yıl boyunca şikayet ettim her şeyden. Aslında en büyük hayalimdi benim Marmara'da okumak. Şimdi geçmişe baktığımda da yeniden üniversiteye girecek olsam yine tek isteğim Marmara olur diye düşünüyorum...

Hele bir de şu 2 haftada İstanbul Üniversitesi sayesinde yaşadığım stres ve sıkıntıyı 5 yıllık üniversite hayatımın toplamında yaşamadığımı düşününce :)

2 haftadır koşturmaktan fark edememiştim yeniden öğrenci olduğumu. Bugün çektirdiğim birkaç sayfa fotokopi için 15 kuruş gibi komik bir para ödeyince farkına vardım :) Öğrenci olmuşum gerçekten yine!

Defterimi kalemimi alıp bu pazartesi yeniden okula başlıyorum ben de. Gerçi öğretmen olunca da her sene "okulun ilk günü" denen şeyi yaşıyorsun. Öyle düşününce ilkokula başladığım 92-93 eğitim-öğretim yılından beri her yıl "okulun ilk günü" stresi, heyecanı ya da sıkıntısı yaşamış oluyorum. Huh, düşününce bile yoruldum.

"Yüksek lisansa başlıyorum, hem de en çok istediğim bölümde" konulu bir yazı yazma planım vardı aslında ama şu 2 haftanın fiziksel yorgunluğu bir yana duygusal yoğunluğu beni resmen bitirdi. O yüzden mızmızlanma dolu bir yazıyla başlangıç yaptık. Kısmet böyleymiş.

8 kişi de demiş ki:

Mia Wallace dedi ki...

okurken bana bi haller oldu o derecee!

nefret ediyorum bu sistemden

Selin dedi ki...

Ben artık gülüyorum. Bıktım sinirlenmekten. 5 saatte sadece 2 kişiden evraklarını alabilen bir okul, nasıl mümkün olur ya? Yapacakları tek şey evrakları alıp dosyaya koymak. Akşam sıkışınca 40 kişiyi 1 saatte bitirebildiler. İsteyince oluyor yani...

piklop dedi ki...

oraya İstanbul Üniversitesi demişler; azap günlerin bitmedi :D..

!reDanDark! dedi ki...

Daha ilk satırları okurken 'Aha benim üniversitemm!' dedim..
Resmi işlerde yaşanan krizleri meşhur olunca tabi.. Ben ilk kaydolurken aynen anlatıığın gibiydi aslında herşey.. Kolayca el yordamıyla hallediliyordu.. Sonra çağa uycaz diye otomasyon işine girip tam manasıyla ellerine yüzlerine bulaştırdılar..
Ama güzel haber sana, alışıyorsun bi süre sonra valla.. :D Bir iki de öğrenci belgesi alırken kavga falan ettin mi artık zevk almaya başlıyorsun o savaştan.. (Bizim fen fakültesinde öyle yani gerçi edebiyatta biraz daha kolay sanırım:))
Öyle yani.. Hoşgeldin Üniversitemize..:) Hayırlı uğurlu olsun diyim daha fazla uzatmadan.. Yoksa sonu gelmez anlatmaya başlarsam... Nasılsa çok zorlanmadan öğrenirsin herşeyi :D
(Not:Bundan sonra komşu sayılırız.. "Bigün orta bahçede dolaşırken karşına biri çıkıp 'ben seni tanıyom naberr??' derse bil ki o benim.." demek isterdim ama öle şeyler yapamam ya çekinirim:D)
Çok uzattım biliyorum (nokta)
:D

Selin dedi ki...

@piklop

Bitmedi tabi, yeni başlıyor :(

Selin dedi ki...

@!reDanDark!

Çok özleyeceğim duruma bakılırsa Marmara'yı :) İstediğim bölüm de sadece İstanbul Üniversitesi'nde olduğu için mecburum tahammül etmeye :)

Az-çok duyuyordum İstanbul Üni.de okuyan kardeşimden ama başkasından dinlemekle kendin yaşamak cidden farklı şeyler :) İnsan içine girmeyince çok iyi bilmiyor, girince görüyorsun her şeyi. Alışırım ama :) İnanıyorum kendime :))

Öğrenci belgeleri online talep edilecekmiş ve kolaylıkla alınacakmış bir de, öyle söylediler, yersen :D

Ben hem miyop hem dikkatsizim, o yüzden etraftaki insanları pek fark etmem ama olur da beni görürsen mutlaka yolumu kesmelisin :) Bu kadar zamandır tanıyoruz birbirimizi, çekinmeye gerek yok :P

!reDanDark! dedi ki...

Online talebi bende gördüm ama pek inanasım gelmiyor bakalım görecez artık..
Neyse canım, sayılı gün çabuk geçer nasılsa bir bakmışsın mezunsun.. :D
Ben hiçbirşey anlamadım mesela.. Sahi bu sene mezun oluyorum galiba..:D
Ben Fen fakültesinin karşısındaki ek binadayım aslında ama arada bir ortabahçeden falan geçerim fakültede.. Görürsem atlarım önüne :D Gerçi benim de gözler 1 numara astigmat genelde karşıdan gelen babam olsa tanımakta zorluk çekebiliyorum bazen ama olsun.. :D

Selin dedi ki...

8 yıl ilköğretim, 4 yıl lise, 5 yıl üniversite hiçbir şey anlamadan bitti, bu mu bitmeyecek di mi :) Her şey nasıl başladıysa öyle bitermiş. Bu da biter :)

Bir miyop ve bir astigmat olarak yolda çarpışalım bence, en kolay karşılaşma yöntemi o olur herhalde :P

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?