28 Eylül 2011 Çarşamba

Dil öğrenmeye çalışanlara tavsiyeler


Şu an kendime faydam yok bari kamu yararına bir iş yapayım dedim. Senelerdir muhatap olmaktan bıktığım bir grup soruya toptan cevap vermiş olacağım bu yazıyla. Sonrasında herkes mutlu olur herhalde.


Fransızca/İngilizce öğretmeniyim. Evet, ikisi birden. Ama bence bunlardan daha önce gelen başka bir şey var, iyi bir dil öğrencisiyim. Her ne kadar yapmıyor olsam da mesleğimi duyan insanlardan hep aynı karşılığı alıyorum: "Ben dil öğrenemiyom yeaaa."


İyi, aferin.


Öğrenemiyorum dediğin an kaybettin zaten, o saatten sonra sana en mükemmel öğretmen gelse, beynini açıp her şeyi içine yerleştirse boş. Hiçbir şekilde öğrenemezsin sen.


Biraz öğretmen biraz öğrenci olarak yıllardır istenen tavsiyeleri verelim şimdi "öğrenemiyom ben yaa" tiplerine.


İlk soru: Öğrenmek için ne yapıyorsun?


Ben yabancı dili liseye kadar bir ders olarak gördüm ve nefret ettim. 


-Al bu simple past tense, geçmiş zaman yani, al bu da past continuous tense, bu da geçmiş zaman.
-Ee biz sınavda nereden bileceğiz neyi kullanacağımızı, bunların farkı ne?
-Soru sorma.


Bu şekilde gerçekleşen bir öğrenme sürecinden keyif almak mümkün mü? (ya da buna öğrenme süreci denir mi?)


Benim kadar şanslı değilseniz muhtemelen lisede de buna benzer diyaloglar işittiniz, bazen içinde yer aldınız ve yine öğrenemediniz.


Şu an okulu bitirdiniz. O ders olarak gördüğünüz yabancı dilin aslında öyle olmadığını ve gerçekten bilinmesi gerektiğini bütün iş ilanlarında yabancı dil şartı gördüğünüzde anladınız. Olsun, geç değil.


Öncelikle yapacağımız şey şu: dil öğrenmeyi korkunç bir şey olarak düşünmüyoruz. Hele hele öğreneceğiniz dil İngilizce ise garanti ederim ki işiniz çok kolay. Aksini iddia edenlere bakmayın, İngilizce öğrenebileceğiniz belki de en kolay dildir. Yapısı kolaydır. Kelimeleri her yerde karşınıza çıktığı için aklınızda daha kolay kalır vs. (Çok ileri seviyede bilmenize gerek olmadığına göre.)


Öğrenme işini sevmeye bakın, sevmezseniz zorlanırsınız. Bunu Fransızca'yı sevmediği için koca bir yılı işkenceyle geçmiş biri olarak söylüyorum. Evet derslerden öyle ya da böyle geçtim o yıl. Ama nasıl geçtim gelin bana sorun. Normalde bir defada okuyup bitireceğim tüm konuları 3 kez okumak zorunda kaldım. Ben hayatım boyunca hiçbir sınav için 3 kez okuma yapmamış insanım. O yıl yaptım. Sonrasında yabancı dil öğretimi ile ilgili bir derste hocamız "Öğrenciniz o dili sevmezse öğrenmeyi reddeder. Bunu bilinçli yapmaz ama algılarını tamamen kapatır ve hiçbir şey öğretemezsiniz" mealinde bir cümle kurmuştu. Arkasından o yıl neden öyle sıkıntılar çektiğimi anladım ve bir daha da o sıkıntıyı yaşamadım.


Ne yapıyoruz yani? Kendimize o işi sevmek için sebepler buluyoruz.


Tarihi, coğrafyayı, felsefeyi, biyolojiyi size birileri anlatır, siz dinlersiniz ve böylece epey şey öğrenebilirsiniz. Dildeyse temeli size anlatanlardan alırsınız, üzerine dikilecek bina size aittir. Tabi yine başkasından dinleyebilirsiniz ama kendi keşfettiğiniz detayları unutmazsınız, başkasının anlattıklarıysa aklınızdan uçar gider...


Eline kelime listesi alıp ezberleyen tüm arkadaşlarım (istisnası yok.) "Sen ne güzel unutmadın yaa, ben unuttum" cümlesini kurmaktalar. Bu bana sunulmuş bir lütuf değil! Ben unutmadım, çünkü ben ezberlemedim. Öğrendim. Cümleler kurdum, hikayeler yazdım siz liste ezberlerken. O zaman ben zorlandım. Ama şimdiki durumda da kazançlı olan benim. Bu kadar basit.


Kelime ezberlemeyin. 10 kez yazarsın pencil:kalem, pencil:kalem, pencil:kalem... Tamam çok güzel. Ama onunla işin bittiği an unutursun. Oysa ki pencil dendiğinde gözünün önüne kalem getirebilmeyi öğrenirsen, senin kalem dediğinin o dildeki isminin pencil olduğunu ve insanların o ismi kullandıklarını kafanda oturtabilirsen o kelime hayat boyu seninle demektir.


Mega hafızadaki gibi abartma tabi ya da abart sen bilirsin. Ama mümkün olduğunca somut şeylerle desteklemeye çalış öğrendiklerini. Çoğu kez öğrenciler bana bir fiilin anlamını sorduklarında eğer mümkünse hareketle göstermeye çalışırım anlamını. Misal "drink" ne demek dedi. Bir şey içiyor gibi yaparım. Çünkü ben 11 sene önceki İngilizce hocamın bana bu şekilde öğrettiği hiçbir fiili unutmadım...


Gözünün önünde canlandır, resimlerle birleştir, hikayeler uydur. Hangisi senin için daha akılda kalıcıysa. Kendini bu konuda en iyi sen değerlendirebilirsin...


"x dil çok saçma yeeeaa"


Tamam en güzeli, en mantıklısı senin dilin. Sen bu dilin tabiri caizse içine doğdun. Sürekli etrafından bu dili duydun. Hangi kelime ne anlamda, hangi cümle nerede kullanılır hep görerek/duyarak/uygulayarak öğrendin. Hiç sorgulamadın ki... Her ülkenin tarihi, geçmişi, kültürü, alışkanlıkları birbirinden farklı ve dil doğal olarak bunların hepsinden etkileniyor. Mesela ben sana "Ya tutarsa" dediğimde benim neden bahsettiğimi hemen anlarsın değil mi? Nasrettin Hoca bizim kültürümüzün önemli bir parçası çünkü. Ama Nasrettin Hoca'yı hayatında duymamış bir adam "Ya tutarsa" dediğinde boş boş suratına bakacaktır. Aynı şekilde başkalarının kültüründe de önemli yer etmiş böyle öğeler var. Onlar için anlam ifade eden şeyler biz kaynağını bilmediğimiz için bize saçma gelir. Normal. Ama bunlara takılırsan, daha doğrusu bunları bahane edersen "ben hiç anlamıyom yeeea" diye gelip ağlama.


Bir cümleyi birebir olarak başka bir dile çevirmeye kalktığında ortaya saçma sapan şeyler çıkabilir. "Etekleri zil çalmak" deyimini etek-zil-çalmak kelimeleriyle çevirdiğinde "ne diyon la" diyebilir sana karşıdaki. Deyimlerin anlam olarak benzeyenleri vardır. Çevirmeye çalışmaktansa onları öğrenmeye çalış.


Türkçe ile olan tek münasebeti facebook'a "ashqımı chok sefiyom bhen yhaa" yazmak olan biri sana ne kadar Türkçe öğretebilirse chat kanalından bulduğun kız da o kadar İngilizce öğretebilir. Kandırma kendini. İnternet'i dil öğrenmek için kullan elbet, sözlükler, dil öğrenme siteleri vs. Milyonlarca kaynak var. Okuma parçaları ve onlarla yapılacak çalışmaları içeren siteler, gramer alıştırmaları vs. Her şey var. Ama 17-18 yaşında kızların fotoğrafları altına "seviyorum your eyes, because onlar very very nice, bir kerecik look at me, sonra da don't forget me" tadında abuk subuk iltifat cümleleri yazmak yabancı dilini geliştirmez. Zaten online diye takılıyor, normalde olsa o kız sana bakmaz.


İmza: Bir dost


:))


Önünde bir kağıdın, bir kalemin olsun. İlgini çeken şeyi oraya not al. Yazının başındaki görsel Friends dizisinden. Mesela diziyi izlerken Ross'un bu isyanını gördün. Yaz oraya "you're ve your aynı şey değil" diye. Belki de en sık gördüğüm hata budur. O yüzden bu örneği seçtim. Hatta bulursan birer de örnek cümle yaz.


Mesela şu an önümde cips paketi var, arkasında hem Türkçe hem İngilizce yazılmış cümleler var. Onları karşılaştırmak benim önceden çok yaptığım bir şeydi. Çok da faydalıdır. Yediğin cipsin paketinden bile bir şey öğrenebilirsin. İşte yabancı dille bu kadar çevriliyken ve bu kadar fırsat varken "öğrenemiyorum" diyorsun.


"Domuz yağı ve domuzdan elde edilmiş katkı maddesi yoktur" demiş. Domuzun "pig" olduğunu biliyorsun ama o da nesi? İngilizcesinde "pig" yazmıyor. Var bunda bir iş. Daha önce görmediğin hangi kelimeler var İngilizce cümlede? "lard, pork ve derive". Hemen bak neymiş onlar diye. Listeden ezberlediğini unutursun ama bunu asla.


Alt yazılı dizi izlerken altta yazanı okuyup geçme. Dinle bakalım adam ne söylüyor. İlk seferinde basit kelimeleri anlarsın belki. Önce 1-2 kelime, sonra 3-4 derken bakmışsın dinlediklerinin çoğunu anlar hale gelmişsin. Ama bu da sadece dinlemekle biten bir iş değil. Sık duyduğun kelimelerin anlamını çıkarmaya çalış konuşmalardan ya da alt yazıdan. Çıkarabilirsen bir sözlüğe bak bakalım doğru mu bulmuşsun. Yazılışını gör. Bu bir zaman sonra alışkanlık halini alır ve çok fayda sağlar.


"Sultanahmet'e git turistlerle konuş.""


Açık söyleyeyim, tatile gelmiş olsam sen de gelip bana "nerelisin, hobilerin neler" falan diye sormaya kalksan küfrü yersin. 100 kişiye sorduk, 5 popüler cevap arıyoruz hesabı bir iş senin yaptığın. Aynı soruyu soruyorsun. Aynı cevapları alıyorsun. Verilen cevabın da büyük bölümünü anlamıyorsun. Ee ne faydası oldu bu işin?


6 senedir Almanca'dan koptum tamamen, büyük ölçüde unuttum. Bunu kime söylesem "tabi Almanca konuşmuyorsun kimseyle" cevabını alıyorum. İyi de öğrenirken de deliler gibi Almanca sohbetler yapmıyordum ki ben. Dil öğretmeni olan benim ama dil otoritesi olan kendi dilini ortalama seviyede konuşan başka da dil bilmeyen o insanlar. Bu nasıl iş anlamıyorum.


Turistlere soracağınız 3 soru sizi bir anda akıcı bir İngiliz aksanlı konuşmaya kavuşturmayacak. Unutun onu. Kızların fotoğrafları altına "you're beautiful" hatta yukarıda da anlattığım gibi "your beautiful" yazmanın size bir faydası olmayacağı gibi. Konuş tabi. Arkadaşınla konuş. Akşam izlediğiniz haberler üzerine saçmalayın birlikte, izlediğiniz filmi anlatın birbirinize, bir kroki alıp yön tarifi yapın, yemek tarifi verin. Farklı cümle ya da kelime kullanabileceğiniz işler yapın. Yoksa gidip turiste "where are you from" diye babam da sorar.


Konuşacak kimse yoksa kendi kendine konuş. Küresel ısınma durdurulabilir mi bunu anlat kendine. Hatta sesini kaydet, sonra dinleyip hatalarını bul. Türk siyaseti üzerine fikir yürüt, yolda tek başına bir yere giderken o dilde düşün. Yaz mümkünse, ama 3 kelime öğrendim, hava yapayım deyip facebook'a yaz demiyorum. Kağıtlara yaz. İstersen kontrol için birine göster, istersen sakla, 1-2 ay sonra, biraz daha fazla şey öğrendiğine inandığın zaman kendin kontrol et.


Oku, okumaktan korkma. Kendi dilindeki kelimeleri yanlış anlamlarda kullanan yeteri kadar insan var çevremizde, yetmezmiş gibi bir de yazıyorlar durmadan. Sen onlardan olma, önce kendi dilinde bir şeyler oku, sonra yeni öğrendiğin dilde.


Çocuklukta dil öğrenimi kolaydır, çocuk bilinçsiz şekilde de olsa hakkıyla yapar yapması gerekeni. Ama belli yaştan sonrası sıkıntılı. Kendin için en faydalı yöntemi belirlemeye çalış ve o yönde ilerle. Ama kendi dilini bilmezsen başka dili zor öğrenirsin, söylemiş olayım. (işte çocukların biz büyüklerden ayrıldığı bir diğer nokta.)


Bu konuda size fayda sağlayan tecrübeleriniz varsa seve seve dinlerim. Dediğim gibi şu an yapmıyor olsam da, hatta ileride yapmama ihtimalim yüksek olsa da bu benim işim ve ben yeni bir kültürü, yeni bir dili başkasına tanıtmayı ve öğretmeyi çok seviyorum, ayrıca her türlü yeni fikre açığım. (Seviyorum ama meslek olarak değil, hobi olarak :p )


Bu konuda tahammül edemediğim tek insan tipiyse yabancı dil öğrendiğinizde kendi dilinize zarar verdiğinizi, sahip çıkmadığınızı ve yok olmaya mahkum ettiğinizi iddia edenler. Blog yazarları içinde o kadar çok dilci var ki... Hepsi de Türkçe'yi gayet güzel kullanıyorlar. Çünkü başka dil öğrenirken bir yandan kendi dilini daha yakından tanıyorsun. Bu ikisini birbirinden ayıralım. "Turqchemise sahip chıqalım" yazınca Türkçe'ye sahip çıkmış olunmuyor di mi? 


Şimdilik bu kadar, belki bir ara devam ederim. "Ne yapmamı önerirsin" diye soranlara da biraz olsun yardım etmişimdir inşallah.

9 kişi de demiş ki:

Antipatik Yazar dedi ki...

Lisan ve öğrenimi üzerine keyifli bir yazı...
Doğru sanılan yanlışların düzeltilerek doğrulaştırılmasından özellikle keyif aldığımı söyleyebilirim...

Antipatik Yazar dedi ki...

"Bu konuda tahammül edemediğim tek insan tipiyse yabancı dil öğrendiğinizde kendi dilinize zarar verdiğinizi, sahip çıkmadığınızı ve yok olmaya mahkum ettiğinizi iddia edenler." demişsin...

İyi etmişsin... Çünkü onlar kolay pes edenler bence ;)

!reDanDark! dedi ki...

Kendimi aydınlanmış hissediyorum.. yabancı dille aram kötü.. lise hazırlıktan sonra kafamdan attım Ingilizceyi.. hep kaçtım aslında.. Lisede test çözdük İngilizce derslerinde.. Almancayı öğrenmeyi ise reddettim hep..kopyayla geçtik..

Şimdi bu anlattığın şeylerin hepsini yapmam gerektiğini bilsem de hep erteliyorum.. çekiniyorum yada üşeniyorum çaba göstermeye..

İtalyan bir antrenörle bir hafta geçirdim.. Avusturya'da 4 gün..Sonra kaç milletten insanın arasında 10 gün kaldım ama nerdeyse hiç kullanmadım İngilizceyi.. hep kaçtım.. hep sustum..

Aslında istedim de ana dilim gibi konuşabilmeyi.. hakkaten 1 dil 1 insan ve ben arada başka bir insan olmayı hep sevdim..

Sonuç olarak, önümüzdeki hafta ÜDS sınavına giricem ve tek bir kitap bile açmadım hala.. Yüksek lisans için dile ihtiyacım var.. Hatta bu seneyi atlatabilmem için bile..

Ve şuan sen bana bir umut ışığı oldun yazdıklarınla.. Biraz heves doldu içime..
Bunu bilmek hoşua gider die düşündüm:)

Bu arada buraya yazdığım yorumlardan çok temiz postlar çıkar ya.. Ama napiyim sen de çok uzun yazmışsın :D

Selin dedi ki...

@Antipatik Yazar

Milliyetçiliği biraz yanlış anlayanlar bunu söylüyor gibi geliyor bana, hani Can Yücel'in mezarı hadisesi dinin elden gitmesine sebep oldu ya birilerine göre, bu da o kafa gibi. Yabancı dil öğrenirsek, yabancı dizi izlersek, müzik dinlersek ülke elden gidecek. Nasıl bu kafaya ulaşılıyor açıkçası çözemedim :)

Ama senin söylediğin de çok mantıklı. Kendimiz yapamıyorsak o şey kötüdür, zararlıdır, kedinin erişemediği ciğer misali :))

Selin dedi ki...

@!reDanDark!

Sondan başlayayım, ben senin uzun yorumlarını okumayı da çok seviyorum :))

Kendi sorununun tamamını çözmüşsün sen, en zor adım bu bence :) "kaçtım, reddettim, çekiniyorum, üşeniyorum..." kullandığın kelimelerde bütün teşhis saklı. Şu an tek yapman gereken tedavi için gerekli adımı atmak :)

Sevsek de sevmesek de yabancı dil bilmeden bir şey yapamaz hale geldik. Hele hele yüksek lisans demişsin ya, kendi tecrübemde gördüm ki iyi olmak yetmiyor, en iyilerin en iyisi olmanı istiyorlar senden... Ön koşul yabancı dil. Önce yabancı dil sınavlarını geçeceksin ki diğer aşamalara gelebilesin...

Yüksek lisans için kendi okulunu düşünüyorsan sana şunu söyleyeyim, kabul için okulun yaptığı dil sınavı ösym sınavlarından kolay :)) kabul sürecinde de girdiğin sınavın ismi değil puanın önemli...

Şu yazdıklarım yüzeysel ve genel şeyler. Temel olarak insanların yapması gerekenler bir nevi. Ama ne zaman herhangi bir şeyle ilgili soracak bi şeyin olursa bana mutlaka ulaşabilirsin, hatta ulaşmalısın. Bu kadarı yetmez yani :) Çok yardımsever sayılmam ama bir şey öğrenmek isteyen bir insan varsa ortada ve benim herhangi bir yardımım dokunabilecekse elimden geleni yaparım. Öğretmenlik ruhuma işlemiş :))

twitter, facebook, mail, blog... aklına gelen her türlü ulaşım yolunu kullanıp her türlü sıkıntını paylaşabilirsin bu konuda ya da her türlü yardım isteğine 24 saat içinde dönüş alabilirsin. Aklında olsun :))

buraneros dedi ki...

Asıl mesele ne biliyor musun: Bu -son derece yararlı ve doğru- blog yazısını başından sonuna okuyacak kaç insan bulabileceğin. Yazanların bile kaç tanesi okur ki? Neyse, işin "iğneyi" kısmını bir kenara bırakırsam; yırtınıp da etrafa anlatamadığım bir konuyu son derece akıcı bir dille anlattığın için öncelikle teşekkür:)) Şimdi şu meşhur anektottaki gibi, bir kaç yıldızı kurtarmakta iş: Yani bu yazıyı ulaştırabildiğimiz kadar "genç insana" ulaştırmakta. Bir kişi için bile farketse yeter di mi?:))

Selin dedi ki...

@Buraneros

İtiraf edeyim, biraz da kendim için yazdım :) Yoruldum tanıştığım her insana aynı şeyi anlatmaya çalışmaktan. "Ben sizin seviyenizi bilmeden size tavsiye veremem, ihtiyaçlarınızı bilmeden kitap da öneremem, haftada 1 saat benim anlatmamla İngilizce de öğrenemezsiniz." Bundan sonra yazının linkini verip kurtulacağım. Çok meraklıysa okusun :))

O kadar hazırcılar ki sinir oluyorum. Ben çalışmayayım, sen anlat, bana gramer kitabı ver, hikaye kitabı ver. Oldu canım, başka? Ben zaten düşük seviyelere uygun yazılmış tüm kitaplarımı birilerine dağıttım çoktan. Elimde bir kalın romanlar kaldı bir de üst düzeyde İngilizce bilenler için hazırlanmış, temelden çok detay içeren kitaplar... Eh ben de hali hazırda dilbilim dersleri vs. alan bir öğrenciyim, o bahsettiklerim de bana lazım yani. Ayrıca okuduklarında tek kelime dahi anlamayacaklarından eminim. Bunu söylediğinde bu sefer "kitaplarını paylaşmak istemeyen kötü insan, pis cimri" oluyorsun. Aslında hiçbir halt bilmeyen ama bildiğini sanan tipler var ya "benim gramerim çok iyi, pratiğim yok" tipleri. İşte onlara bilmediklerini ve o kitapları anlayamayacaklarını anlatamıyorum.

Ne derece bunaldığımı anlatamam :)

İşte bu isyan aslında kendi kurtuluşum için. Şu bahsettiğim basit şeyleri dahi yapmayan insana yardım falan yok artık :) Onun dışında gerçekten öğrenmek istediğini belli eden ve çabasını gördüğüm insan içinse her şeyi yaparım :))

!reDanDark! dedi ki...

Kitaplarını paylaşmayan kötü cimri pis insan.. Bence en güzeli kitap cimriliği demek istiyorum öncee.. Çünkü biri benden kitap isterse diye çok korkuyorum ve sadece benim gibi insanlarla paylaşabiliyorum..

Söz konusu olan dil mevzumuza gelince.. Kendi okulumdan hızla kaçmak niyetindeyim zaten bizim bölümde bana kadar alıcakları bir sürü insan var.. Pek şansım yok:D
Yüksek lisansı geçtim bu bölümü okumak için bile yabancı dile ihtiyacım vardı da bu zamana kadar idare ettim.. Önümüzdeki dönem bitirme projesinde de patlamazsam daha da gelmem.. :D Şaka bir yana söz konusu okul olmasa bile bir değil bir kaç dil ve bir kaç kültür öğrenmek istiyorum.. İnsanları incelemek ne biliyim düşüncelerini anlamaya çalışmak falan hoşuma gidiyor.. Öğrenmeyi de seviyorum ama başlangıcı yapmak bir hayli zor oluyor..
Şuan yine konudan sapıyorum farkındayım ama parmaklarıma hakim olamıyorum :D

Velhasıl.. Yardıma ihtiyacım olursa yada ilgi alanlarına dahil konularda merak ettiğim birşey.. aklıma düşücek insanlardan birisin zaten.. Bir de karşılıklı herşey.. Yani senin için de aynı şey geçerli.. Hangi konuda olur bilmem ama her türlü bilgi paylaşımı için bende 24 saat açığım :)

Samet şenkal dedi ki...

merhaba iyi günler herkese, öncelikle şunu anlatmak istiyorum. bir kaç gün önce tatilden geldim ve gittiğim yerdeki insanların %80 yabancıydı. orada yabancı dil eksikliğimi ciddi manada hissettim ve kendime gerçekten çok kızdım. ve bu 2 gün içerisinde baya araştırdım, yabancı bir dili nasıl öğrenebilirim nasıl başlayabilirim diye. bugünde buradaki konuşmalara dahil olmak istedim. orada bir kaç Türk ile konuştuğumda bana öneri olarak başlangıçta Nasrettin Hoca ile İngilizce öğreniyorum- almanca öğreniyorum gibi fıkraları hem Türkçe, hem İngilizce hem de resimli anlatım olarak bir kitap hazırlamışlar. sürekli aramama rağmen bu yönde kitap bulamadım.halen de araştırıyorum, ancak sizden isteğim düşük seviyeden başlayarak bana önerebileceğiniz yayın ya da kitap isimleri varsa lütfen paylaşır mısınız. şimdiden çok teşekkür ederim :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?