5 Eylül 2011 Pazartesi

İstanbul İl Sınırı




Yahya Kemal üstat zamanında Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü sevdiğini söylemiş ya, ben de dün kendi sıkıntımın sadece Ankara değil, İstanbul haricindeki tüm şehirler olduğunu fark ettim.


Sıkılmaya fırsatımın dahi olamadığı çok yoğun 5 gün geçirdim Zonguldak'ta. Muhteşem insanlar tanıdım, pek sevgili dostumu evlendirdik, yeni tanıştığım damadımızı da ilk saniyeden sevdim vs. Her şey muhteşem. Denize kıyısı olan şehirlerde yaşayan insanların deniz olmayan yerde bunalması derdinden ben de muzdaribim ama öyle bir sıkıntı da yok, çünkü baktığınız her yerde denizi görüyorsunuz.


Yarım saatte bir "iyi ki gelmişim" dedirten bir olay yaşıyorum. Her şey çok güzel yani.


Sonra ne oldu? 


Dönüş günü geldi çattı. Hüzünle ayrıldık 5 günü birlikte geçirdiğimiz güzel insanlardan ve yolculuk başladı.


Eskiden şehir dışında sıkıcı günler geçirdiğim için "İstanbul İl Sınırı" tabelasının beni mutlu ettiğini sanırdım. Öyle değilmiş. Günlerim ne kadar keyifli geçerse geçsin "İstanbul İl Sınırı" tabelasını görmek en çok sevdiğin insanı seneler sonra görmek gibi oluyormuş. Öyle tuhaf ki, 5 gün uzak kaldım ama 50 yıl uzakta kalmışım gibi hissettim o tabelayı gördüğümde.


Sonrası kocaman bir mutluluk.


İlçe tabelalarına bakıp gülümsemek... "Kadıköy'den de geçsek ya", "Çantalarım olmasa da Beyoğlu'na en yakın yerde inip gitsem" gibi cümleler...


Bir gün gerçek bir insana da bu şehre aşık olduğum gibi aşık olur muyum ki..




Görsel: Panoramio.com
Şarkı da bu olsun: http://fizy.com/s/2xd5hu

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?