15 Eylül 2011 Perşembe

Kral öldü, şehir düştü



Bir süredir çok sakin olmamdan şüphelenmeliydim. Evet mutluyum, keyfim yerinde, hayat fena değil ama o canım boşluğum aynı yerinde durduğu sürece her şeyin mükemmel olmasına imkan yok. Onu biliyorum ve tuhaftır, bir süredir o boşluğu bile eskisi kadar hissetmiyordum.


Hatta "geçti" yazdım durdum bir süre.


Ne oldu sonra?


Geçmemiş tabi.


Birkaç gündür peşimi bırakmıyor artık iyice bir parçam olarak benimsediğim o sıkıntı. Tüm gün düşünüyorum, en az eskisi kadar. Sonrasında yine bir gece yarısı dinlenen şarkıda geçen tek bir cümle, aslında çok da alakasız bir cümle beni başladığım yere geri götürüyor. Ta en başa!


Dün gece saat 3'te aynı şarkıyı belki de 50. kez dinlerken oturup uzun uzun yazdım. Yanılmıyorsam 4 tane ayrı yazı. Hepsinin konusu aynı. 


O yazıları benden başka kimsenin görmeyeceğini bile bile yazdım. Şu an kendim bile bakmaya cesaret edemiyorum. 

"Kral öldü, şehir düştü.
Düştü, DÜŞtü.
Uyan" 
dedi Kaptan.


Düş...


Neden acısı bu kadar gerçek o zaman?


Zor olsa da sabah oldu yine. Evden çıktığımda bir teyzenin elinde yukarıdaki poşetin aynısını gördüm sonra. "Agir aujourd'hui pour mieux vivre demain". Yarın daha iyi yaşamak için bugün harekete geçmeliymişim. Hayat yine mesaj veriyor gibi. Hatta ilgimi daha çabuk çekmek adına bu mesajı Fransızca veriyor. Peşimde bir kozmik şakacı olduğuna inandığımdan bahsetmiş miydim?


Kral öldü, şehir düştü.
Eğlenin doya doya!

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?