2 Ekim 2011 Pazar

Kısacık-23


* Kendini eve kapatıp battaniyenin altında kitap okuma günleri geliyor gelmesine ama tüm gün evde oturabilecek bir de Selin lazım.


* Yağmur altında bizim kampüsü pek severdim ben. Kapıdan girdikten sonrası ayrı bir dünya hani. Yemyeşil... İşte artık o yok. Yağmurda vapur keyfi de başka güzeldi mesela ama o da yok. Çok özlenecek belli ki. 


* Dr. Oz yani Dr. Mehmet Öz'ü izleyip dikkat etmezsem başıma neler geleceğini öğreniyorum. Sağlıklı yaşamaya karar veriyorum. Yapmam gerekenleri aklımın bir köşesine not ediyorum. Sonra televizyonu kapatıp mutfağa gidiyorum ve kahvaltıda kıymalı börek yiyorum. 


* Sakin dağılmasaydı iyiydi. Bugün kaç kez "Sentetik Sezar" dinledim bilmiyorum. Bu şarkı bir başka. Hepsini seviyorum ama bu şarkıda bulduğum başka türlü bir şey var işte. 


* Hakkım sende kalsın
Sessizim bu ses senin
Öldürdün beni sezar.
http://fizy.com/s/1ahe5j


* Aslında spoiler sayılmaz ama 5 sene önce bitmiş dizinin tüm detayları internetin her tarafında bulunurken dizinin ismini her andığımda bana "spoiler verme" diyen bir tuhaflık abidesiyle arkadaşlık etmiştim zamanında. O yüzden uyarımı yapayım. Spoiler olmayan spoiler başladı: Fringe'in 3. sezonunda ara dönemlerden birinde çekildiği zaman yayınlanmamış aradan epey süre geçince yayınlanmış bir bölüm vardı. Bunun böyle olduğunu "Olum bu X kişi ölmüştü, nası hortladı laaaan" tepkileri üzerine öğrenmiştik tabi yapımcılardan. Eh sevilen bir karakter olunca bahsi geçen, şikayet de etmemiştik hani. Meğer mesele bölümün aylar önce çekilmiş fakat sonra yayınlanmaktan vazgeçilmiş oluşuymuş. Araya sıkıştırıp yayınlamışlar sonradan. Şu an  4. sezondayız, 2. bölümü geride bıraktık. O da nesi? 3. sezon öldürdüğümüz bir adam yine çıkıverdi ortaya. (Geçen sezonki adam değil.) "The timeline may have changed" (Observer kardeşlerimiz değişmiş olabilir diyor ama bu kelimelerle aynen bu cümleyi kurmuyor olabilirler, bilemedim.) deyip duran karakterlerin haklılığını gözümüze sokmak için bunu yaptıysanız söyleyeyim, fazla dikkatli ve bağımlı tipler dışında pek fark eden yok meseleyi.  En azından google sonuçları bana bunu gösteriyor. Haa derseniz ki ileride daha çok olacak böyle şeyler ve daha çok dikkatinizi çekeceğiz, işte o zaman saygı duyarım. Lanet olsun dostum, sizi öyle seviyorum ki en büyük saçmalamalarınızda bile sevilecek taraf buluyorum. Bunda mı bulamayacağım! :)) Tabi bu bir hataysa o zaman fena. Olsun önemli olan hatalara rağmen sevmek der arabeskliğin dibine vurur ve bu maddeyi burada bitiririm.


* Zaytung'u uzun zamandır ilgiyle takip eder, her gün mutlaka uğrarım. Kahkahalarla güldüğüm yüzlerce şey okudum bugüne kadar. Güzel iğnelemeler de cabası. Ama bu seferki bir başka: hda1989 demiş ki: "Ölüm Pornosu'nun yazarı Chuck Palahniuk, Türk ahlak anlayışından çok etkilendiğini ve bir dahaki romanında tecavüzcüsüyle evlenen genç bir kızın örnek hikayesini anlatacağını açıkladı." İşte bu 10 numara! 


* Ergenlik dönemindeki kızların okuduğu, günün hiçbir saatinde evden dışarı çıkamayan kızlarımızın okuyup okuyup orada anlatılan hayata özendiği saçma sapan kitaplar bu ülkenin ahlakını bozmuyor. O kızların psikolojisi bozulmuyor oradaki hayatlarla kendi hayatlarını kıyasladıklarında. Evden kaçmaya da çalışmıyorlar oradaki gibi yaşamak için. Bu ülkenin ahlakını kişisel gelişim zırvalarıyla beyinleri yıkanmış, kapitalist dünyanın esiri olmuş, kadını meta olarak gören, çözümü hep başkalarından bekleyen, kendisiyle hesaplaşmayı bilmeyen ve bunlara benzeyen pek çok türü eleştiren adam ahlakını bozuyor. Aslında bu yönden bakınca bu adam sahiden tehlikeli bir adam bu ülke için.


* Üzerinde yaş konusunda uyarı yokmuş ya çocuklar alırsaymış. +18 yazdığında çocukların daha çok merak ettiğini sana ben mi söyleyeyim yoksa ileride kendin mi öğrenirsin?


* Fight Club'ın filmini izleyip (kitabını ne kadar seviyorsam filmini o kadar severim, yazar bu cümleyi yazarken filmi küçümseme amacı gütmemiştir.) stres atmak için toplanıp birbirini döven adamlar gören, Ölüm Pornosu ismini gördüğünde porno film sanarak yorum yazan, google'da arama zahmeti bile gösteremeyen adamlar var etrafta. Ne bekliyoruz ki...


* Düşünmek güzel şey ama. Pek çoğumuza da bahşedilmiş aslında. Kullansak ya zaman zaman bize verilen bu nimeti...


* Hüküm Dağı (LOTR sevenler bir kenara, sevmeyenler şuradan buyursun: http://en.wikipedia.org/wiki/Mount_Doom ) ve Çanakkale'deki şehitlik arasına kurulmuş bir kafe var. Çok yüksek ve ince bir kayanın üzerinde. Aşağıdan bakmak korkunç ama yukarıdan manzara şahane! İstanbul şehir merkezine de 20 dk uzaklıkta ayrıca. İşte ben ara ara oraya gidiyorum. Dün gece yine gittim. Pek güzel bir yer. Arada gelin, birlikte gidelim. (Rüya olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı? Senelerdir tekrarlanan rüyalarım var benim, bu da son dönemin en popüleri.)


* Güzel bir pazar günü. Keyif yapmak gerek...

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?