9 Kasım 2011 Çarşamba

1 yıl önce-1 yıl sonra

Hayatımın en sıkıntılı ve iğrenç dönemlerini sıraya dizsem, geçen yılın tam bu zamanları ilk 3'e rahatlıkla girer.


Cebren ve hile ile müdür odasındaki dosyadan yürütüp ilçe milli eğitim müdürlüğüne gönderdiğimiz staj belgelerimin akıbeti, bir yıl daha o iğrenç yerde çalışmaya devam etme ihtimali, belgeleri habersiz gönderdiğim için başıma gelebilecekler (beni bu işe mecbur bırakanlar utansın!), sonra ne olacağı korkusu...


Tam bunların ortasındaydım 1 yıl önce bugünlerde.


Bir gün işten kaytarmak için ALES'e girdim. Soru tiplerini ve sayılarını sınav sırasında; hangi bölümlerden sorumlu olduğumu sınavdan sonra öğrenmeme rağmen aldığım puan kesinlikle mucizeydi! (İşten kaytarmanın daha kolay yolları var tabi. Ama hem soruların neye benzediğini görmek istemiştim, hem de sanki her şeyimiz çok tammış gibi izin aldığımız günler sınav kağıdıdır, hasta raporudur her şeyi görmek isteyen işverenlerimiz vardı. Görmek istesin elbet ama biz de pek çok belge görmek isterdik ve kendisi tüm işleri bin bir sahtekarlıkla yürüttüğü için ortada hiçbir şey olmazdı. İnsan ne kadar yalan söylerse karşıdakinin de o kadar yalan söylediğini varsayıyor sanırım.)


Ardından staj belgelerim geldiğinde "Evet, ben belgeleri habersiz gönderdim ama o kadar çok şey saklıyorsunuz ki benim başıma iş açamazsınız" kozuyla dershaneden kurtardım kendimi. O kadar büyük pisliğin içindeler ki bana yapacakları hiçbir şey yoktu...


Yine de 1 ay boyunca ne uykumdan, ne yediğimden-içtiğimden bir şey anladım. Kabus gibiydi her şey.


2 ay tembellik yaptım. Fazla zamanımı almayacak bir iş bulursam hem ders çalışırım, hem tembelliğe iyice alışmamış olurum diye düşünerek zerre kadar umudum olmamasına rağmen Milli Eğitim Müdürlüğü'nde işi olduğu için gidecek olan kardeşimin peşine takıldım. Müdürlükten çıkarken o civardaki bir okulun İngilizce öğretmeniydim. İşler umduğum gibi olmadı tabi, ders çalışmayı umduğum saatler ya film izleyerek ya da geçmişle hesaplaşıp gelecekten korkarak geçti.


Okulun açılmasına 2 gün kala, harıl harıl İngilizce öğretmeni arayan insanların karşısına çıkışımın onlar için farklı bir anlamı olmadı elbet ama benim için oldu.


Fransız Edebiyatı alanında yüksek lisans planlarım temelinde çeviri yapmak içindi. Sağ kulağı sol elle tutmaya çalışma hikayesi işte. Oradaki İngilizce öğretmeni arkadaşlardan şu an öğrencisi olduğum bölümün varlığını öğrendim. Bölümün İngilizce bölümüyle ortak olması daha çok işime geldi temeli İngilizce olan bir Fransızca öğretmeni olarak. Hatta değişen ve benim kaçırdığım başvuru tarihlerini de onlar sayesinde öğrendim. 1 hafta içinde bulmamın imkansıza yakın olduğu kitapları da onlardan ödünç alıp okudum vs.


O 4 aylık öğretmenlik süreci sanki beni bu işe hazırlamak içinmiş gibi...


2-3 günde bulabildiğim tüm kitapları okudum. (Bir gecede 3 kitap bitirdim. Hızlı okuma tekniklerinin işe yaradığının en güzel örneklerinden olabilirim.)


Gerisi malum.


O sıkıntıdan uyuyamadığım günlerin üzerinden neredeyse 1 yıl geçti. Her konuda olmasa bile bu konuda işler iyi gidiyor diyebilirim be! En azından 2 yıl sonrasında olabileceğimi düşündüğüm noktaya şimdiden gelmiş olmam bir başarı sayılır. Bundan sonra işler iyi gider mi bilmiyorum. Belki 2 yıl sonra pişman olurum, onu da bilmiyorum. Ama hayat değişiyor işte... 1 yıl gibi kısa bir sürede bile.


Hayat böyle.


Hayatın en güzel tarafı da en kötü tarafı da bu.

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?