2 Kasım 2011 Çarşamba

Kitap Hırsızı


"Ölüm size bir hikaye anlatmak isterse durup dinlemez misiniz?"


Küçüktüm. Sınavdan sınıfın en yüksek notunu aldığım için bir kitap hediye etmişti öğretmenlerimin biri. Evin kapısından girer girmez başlamıştım okumaya elbet.


Yanılmıyorsam 14 yaşındaydım. Kitabın son bölümüne geldiğimde ağlamaktan okuyamaz olmuştum kelimeleri. 5 dakika ara ver, biraz sakinleş, 2 cümle oku, tekrar ağla, tekrar ara ver...


Kitap bitti, yorganı çektim başıma, sabaha kadar ağladım. Zeze'ye, Maurice Chevalier ile karşılaşmasına... Babası yerine koyduğu o adamın, hayal dünyasının bir numaralı kahramanının karşısına dikilmişti hani, tanımaz elbet ama belki küçük bir bakış, bir gülümseme yakalarız, anlamlar yükleriz sanmıştım.


Hayal dünyamda yaşattığım kahramanlarımın bir gün karşısına dikilebilirsem yaşayacağım şeyi okudum başkasının kelimelerinden. Zeze'den çok benim hayalimdi yıkılan.


Kitabı daha sonra en azından 5 kez daha okudum. Hep aynı etki...


Seneler geçti aradan. Yüzlerce kitabım oldu. Ama ne zaman aklımdan Zeze geçse, Maurice Chevalier geçse hissettiğim o hüzün hiç son bulmadı.


Doğru kitaplar sizi bulur bir şekilde. O doğru kitaplardan biri beni Tumblr'da buldu. 2 defa kitap alışverişi yaparken almayı unuttum. Sonra bir gün aylak aylak İstiklal'de dolanırken "Alacağım bir kitap vardı benim" diyerek daldım kitapçının birine. Hangi kitap olduğu aklımdan tamamen çıkmışken. İçeri girince mutlaka alacak bir şey bulacağımı biliyorum ya nasılsa...


Tam görüş hizamdaki kitap rafında yan yana dizilmiş onlarca kitap ve onlara yaslanmış duran, diğer tarafa dönük tek bir kitap... Sizce hangisi?


Ben onu unutmuşken o beni yine buldu. Sonrasında bitmesin diye azar azar okuma günleri geldi...


Tam 25 sayfa var şu an bitmesine. Sabahtan beri elime alıp alıp bırakıyorum. 14 yaşında yorganın altında ağlayan o kız olmaktan korkuyorum galiba yine. Kitaptaki küçük kızla kitapları çok sevmemiz dışında tek bir ortak noktamız yok ama öyle bir benimsemişim ki hikayesini fark etmeden...


"Ölüm meleğinin ağzından bir kitap hırsızının hikayesi" bu okuduğum. 


Her durumda hayatta kalan birinin hikayesi bu; hep geride kalmakta ustalaşmış birinin hikayesi. Aslında pek çok başka şeyin yanısıra şu saydıklarımla ilgili küçük bir hikaye:


*Bir kız
*Bazı kelimeler
*Bazı fanatik Almanlar
*Bir Yahudi dövüşçü
*Ve bol miktarda hırsızlık


Liesel'in hikayesinin son bölümünü okumaya gidiyorum şimdi...




*Koyu yazılmış cümleler kitabın arka kapağından.

8 kişi de demiş ki:

beenmaya dedi ki...

aynen öyle. vakti geldiğinde senin aklından çıkıp gitmiş olsa bile o kitap gelir ve seni bulur :))

ve aklıma şeker portakalı'na dair yazdığım cümleler geldi;

"Önce kim kimi buldu, nasıl geldik bir araya hatırlamıyorum. Belki pek çoğunun arasından kendim seçmiştim belki de okumayı çok seven birine alınabilecek en iyi hediyelerden biri olarak girmişti hayatıma. Ama elime aldığımda bir çırpıda okuyup bitirmiştim Vasconcelos’un yazdığı Zeze’nin hikayesini. Benzer hiçbir özelliğimiz yoktu tek bir şey dışında. O’nun sürekli konuştuğu bir şeker portakalı vardı benimse o an için sadece adını bildiğim hayali bir arkadaşım. O Minguinho’ya anlatıyordu her şeyini, ben de Oğuz’a bahsediyordum. Düşün gerçeğe, gerçeğin düşe karıştığı o incecik sınırda bitmek bilmeyen bir yolculuktu bizimkisi. Satırların arasında kayboldukça ben Zeze oluyordum, Zeze ise ben oluyordu, biliyordum. Küçücük bir mutluluğun nasıl kocaman bir dünyaya bedel olduğunu da ondan öğrendim, acının en saf, en gerçek halinin tarifini de. Benzer bir hayalin sahibi olduğumuzdan belki de, ben Zeze’yi taa yüreğimden hissettim. Ah Vasconcelos, nasıl da dokunuvermiştin kelimelerinle hayal dünyama, ne olursa olsun sahip çık onlara, asla vazgeçme dercesine nasıl da çıkarıvermiştin karşıma o kendi küçük ama yüreği kocaman çocuğu. İyi ki denk gelmişim kelimelerine o günlerde, iyi ki..."

Sam dedi ki...

hep geride kalmakta ustalaşmış biri mi? kesinlikle okumalıyım.

Vladimir dedi ki...

Şekerr Portakalı nı defalarca okudum ama devam kitapları bana asla aynı tadı vermedi. Kahramanızmıza ne oldu diye meraktan okudum sadece.

Bazı kitapar insanların üzerinde büyük etki bırakıyor defalarca okumakla da doymuyor insan.

Sera dedi ki...

Çok severim, bilirsin :)

Selin dedi ki...

@beenmaya

Zaten güzel olan bir şey sen anlattığında daha mı güzel oluyor ne :) Bana öyle geliyor olamaz, kesin öyle.

Selin dedi ki...

@Sam

Kitaptan sadece 1-2 cümle görüp "kesin okumalıyım" demiştim ben de. Umarım sen de seversin..

Selin dedi ki...

@Vladimir

Ben okumaya ortadan başlamıştım, herhalde ilk o olduğu için de en çok ortadaki kitabı sevmiştim, hala da öyle :)

Kendini tekrar tekrar okutan o kitaplar ne güzel şeyler... :)

Selin dedi ki...

@Sera

Bilmez miyim :)

Kitabın ilgimi çekmesinde büyük payın olduğu da kesin :)

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?