5 Aralık 2011 Pazartesi

Kıskandım



Beynimizin bir kapatma düğmesi olmadığından bütün gün bir şeyler düşünüp duruyoruz. Keşke durdurabildiğimiz zamanlar olsaydı ama yok. Düşünüyoruz her an.


Az önce bir blog yazısı okurken aklıma gelen bir şey üzerine görseldeki iki şahsiyetin dünyanın en kıskanılası insanları olduğunu düşündüm mesela. Eh işte, tüm gün düşününce malzeme bitiyor tabi, saçmalama kısmı başlıyor.


Günlük hayatımızda sürekli birileriyle etkileşim halindeyiz. (ahaha içimdeki öğretmenin hortladığı anlardan biri.) Tanıdığımız insan sayısı arttıkça yaşamamız muhtemel travmaların sayısı da artıyor elbet.


Eski sevgililer.
Sevgili sıfatını hiç almamış olduğu halde, tam da bu yüzden hayatımızda iz bırakanlar.
Ebeveynler.
Eski arkadaşlar.
Yeni arkadaşlar.
Birlikte çalıştığımız insanlar.
Öğretmenler.
Aile.


Aklınıza gelebilecek herkes bu listeye eklenebilir. Bazıları güzel izler bırakır elbet ama kötü iz bırakma potansiyeli her daim mevcut hepsinde.


Görseldekileri, yani Adem ve Havva'yı da bu yüzden kıskandım işte.


Hayatlarında birbirlerinden başka kimseleri yok. Ne aralarındaki ilişkiye müdahale edebilecek aileler, ne gelecekteki hayatlarının içine edebilecek eski sevgililer, ne kendi hayatlarını kıyaslayabilecekleri başka insanlar... Yok, hiçbiri yok. Sadece birbirlerine sahipler. Gidecek başka yerleri de yok ama böyle bir ihtimalin varlığından haberdar değilken olmamasına üzülmeniz gibi bir durum da söz konusu olamaz zaten.


Hayatından herhangi bir zamanda gelip geçen küçük ya da büyük her şeyin bıraktığı izleri ilk günkü gibi derinden hisseden ve gittiği her yere yanında götüren kızın dramı diyebilirsiniz bu duruma. Sanırım ben şu an o ismi vermeye karar verdim :)


Geleceğe dair her şeyi (yapılacaklar, aranacak insanlar, gidilecek yerler vs vs) unutup geçmişe dair hiçbir şeyi unutmamak bir tür lanet galiba.



*Pink Floyd-IF dinlerken yazıldı.  
"if I go insane, please don't put your wires in my brain"

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?