1 Şubat 2012 Çarşamba

Şark Dişçisi



Ekim ayının bir günü "Koltuklarımız zaten çok arkada, bugün tiyatroya değil konsere gidelim. Gelecek ay aynı oyuna tekrar bilet alırız." dersiniz. Anca ocak ayının son pazarında ve o gün arkada diye beğenmediğiniz koltukların 4 sıra arkasına bilet bulabilirsiniz ve buna şükredecek hale gelirsiniz.

Ekim ayından beri aklımız Şark Dişçisi, fikrimiz Şark Dişçisi. Biletler çıktığı gün biter mi?
Biter tabi.


Bilet bulamamamız değil asıl tuhaf olan kısım. Oyuna gitmediğimiz o günden beri durmadan karşımıza bu oyun çıkıyor. Kültür-sanat siteleri haberleri, sosyal medya derken nereye baksak oyunu görür olduk.


Geçtiğimiz pazar da muradımıza erdik. Oyun çıkışı yorumlarımız ortaktı: "Bu kadar övmekte haklılarmış."


Şark Dişçisi, 19 Ekim 2011'de Şehir Tiyatroları bünyesinde sergilenmeye başlanmış bir müzikal. Yahut 3 saatlik müzikli bir şölen diyelim.


Oyunun çevirmeni Boğos Çalgıcıoğlu yazar Hagop Baronyan için şöyle yazmış:


"Döneminin en iyi mizah yazarlarından olan Hagop Baronyan'ı bazı eleştirmenler; Ermenilerin Molière'i kabul ederken, bazıları da hiçbir edebi değeri olmayan 'eser' bile denemeyecek şeyler yazan, birkaç Fransız komedisini devşirip kendine mal eden bir zavallı olarak değerlendirirler.


...


Başta Molière olmak üzere birçok Avrupalı yazarı kendi dillerinde okumuş ve doğal olarak onlardan etkilenmiştir de... Ama çok zeki ve çok dikkatli bir gözlemci olduğundan, yaşadığı dönemden günümüze kadar Ermeni hiciv edebiyatının en önemli yazarı olmuştur."


Bir süre önce, çok çok iyi bildiğim bir eserin tiyatro uyarlamasını seyrettiğim güne kadar yönetmenlere çok dikkat etmediğimi itiraf etmeliyim. Sinema yönetmenlerine bu kadar dikkat ederken tiyatroda neden etmediğimi de bilmiyorum. Çok sevdiğim hikayenin ne zaman bitecek diye saniyeleri saydığım bir oyuna dönüşmesi üzerine yönetmenlere dikkat etmeye başladım.


Dikkat edip, yönetmenlerin tarz ve özelliklerini iyi görmeye başlayınca "oyunu tereddütsüz izlenecek" yönetmenler listemi de oluşturmaya başladım. Şark Dişçisi'nin yönetmeni Engin Alkan. Daha önceden de listemin üst sıralarındaydı, bu oyundan sonra galiba en üst sırada diyebilirim.




Oyunda kimler var?


En sevdiğimiz tiyatro oyuncuları listemizin ennn baş sıralarından Emrah Özertem var. Sahnede varlığı bile gülümseme sebebi.


Tarla Kuşuydu Juliet'in Shakespeare'i; İstanbul Efendisi'nin İrfan'ı Çağlar Çorumlu hakkındaki ilk izlenimlerim fazlasıyla olumlu olmuştu. İzlediğim üçüncü oyunundan sonraki düşüncelerimi anlatmak için "olumlu" sıfatı yetersiz. Harika demek daha uygun olabilir.


Sahnede tek başına durup alakasız şeyler anlatsa bile saatlerce izleyebileceğim Sevinç Erbulak oyunun ilk yarısında arka planda kalır gibi olunca üzülmüştüm. İkinci bölümde üzüntüm geçti :) Bazı insanlar sahneye öyle yakışıyor ki.


İkinci üzüntüm Tuğrul Arsever'in bizi kahkahalara boğduktan sonra ortadan kaybolması oldu. (evet kahkaha atabiliyorum ben de.) Oyun sonu şahane bir sürprizle o da telafi edildi. (Buraya "spoiler" mı deseydim?)


Tek tek olmayacak böyle, ben tüm listeyi yazayım:


Kolbaşı: Selçuk Borak
Taparnigos: Çağlar Çorumlu
Marta: Sevil Akı
Yeranyag: Selin Türkmen
Tovmas: Ümit Daşdöğen
Sofi: Sevinç Erbulak
Markar: Hüseyin Tuncel
Levon: Salih Bademci
Nigo: Emrah Özertem
Giragos: Tuğrul Arsever
Margos: Ümit Daşdöğen
Kumpanya: Çiğdem Gürel, Senem Oluz, Özge O'Neill, Yasemin Güvenç, Reyhan Karasu, Murat Üzen, Serkan Bacak, Okan Patırer, Y. Arda Alpkıray


Kendisinden 15 yaş büyük zengin Marta'yla evlenen çapkın dişçi Taparnigos; Levon'a aşık olmasına rağmen yaşlı Markar'la evlendirilmek istenen kızları Yeranyag; çevrelerindeki insanlar, uşaklar, diş ağrısı çeken hastalar ve onların yaşadıkları etrafında şekillenen keyifli bir oyun, keyifli bir 3 saat.


İstanbul'daysanız ve vaktiniz varsa (yoksa da ayarlayın bir zahmet yahu.) bu oyunu izleme iyiliğini kendinize çok görmeyin. Ben ilk fırsatta tekrar izleyeceğim.






Fotoğraflar: evetbenim.com, bianet.org

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?