13 Nisan 2012 Cuma

Kısacık-27



* Yazdığım 1000 tane yazıdan sonra konuya küt diye girdiğimiz yazıların acayip olduğunu düşünmek ilginç sanırım. Hep aynı şeyi düşünüyordum aslında ama ilk defa şu an rahatsız etti bu durum. Halbuki kompozisyon yazar gibi yapsak güzel güzel, giriş-gelişme-sonuç, örnekler. Ehehe.


* Allah'ım beni hayatımın hiçbir döneminde tripli bir insan yapma yarabbim. Amin.


* Hayatınızın tek mecburiyetinin bulduğunuz her vakitte kitap okumak ve film izlemek olduğunu düşünün. Yapacağınız iş için en büyük gereklilik buymuş mesela. Ne kadar çok izler ve okursanız o kadar iyi olurmuşunuz işinizde. Yeni hayatıma hoş geldiniz! (Nispet yapan Selin modeli.)


* Bugünler için çok bekledim ama ben... (Kime göre, neye göre?)


* Gece kitap okumaya başlıyorum, birkaç sayfa sonra bir cümle geçiyor ve okumayı bırakıyorum. O kadar güzel bir şey söylüyor ki sabaha kadar aklımda o cümle olsun istiyorum.


* 7. sezonun akıllara ziyan o bölümünde House izlemeyi bırakmıştım. Orada öyle bitse senelerce "ne güzel finaldi" diye anlatırdım, öyle sevdim. Şimdi de şöyle anlatıyorum gerçi: "Bir dünya dizi izledim, çok şahane anlar gördüm ama House 7. sezon 16. bölümün sonu başka türlü bir şey." Bak yine gaza gelip anlatasım var. Sus.


* Aslında 7. sezon 16. bölüm değildi mevzu. House'u bitirme kararı aldılar ya hani, hemen döndüm doktoruma. Canım.


* Canım dedim aklıma Tom Hanks geldi. Lütfen şu adamı filmlerde öldürmeyin, hatta başına hiç kötü şey gelmesin. Filme dikkatimi veremiyorum ona bir şey olduğunda.


* Verilen örnek kaynakçada kitapların yayın tarihini görüp gaza gelen, kendi çalışmasının kaynakçasına faydalandığı siteleri hangi tarihte ziyaret ettiğini yazan arkadaşım, yapma. Bana ne senin tıklama saatinden, gününden!


* "Uff o filmi izlemeyin, çok salak, 2 saatim boşa gitti." diyen tip var ya, ağzına terlik yemeyi hak ediyor. Sanki o filmi izlemese kansere çare bulacaktı, dünyaya barış getirecekti. Hadi bunları geçtim, bari kendi işine yarayacak bir şey yapsaydı. Kitap okusaydı, açık havada dolaşsaydı. Ama bunlar yok, facebook var. En faydalı zaman geçirme şekli. Evet, bence de.


* Geçmişteki saçmalamalarımı düşünüp utanırken yaşı benden küçük insanların aynı şekilde saçmaladıklarını görmek biraz olsun içimi rahatlatıyor. Çoğunlukla fark etmiyoruz ama hayatlarımızın belli dönemlerinde benzer şeyler yapıyoruz başkalarıyla. Onlar da 3-4 sene sonra kendilerine kızacaklar mesela. 


* Sözlüklerde başlıkları alt alta okuduğunuzda komik şeyler çıkar bazen hani ve bunların yazıldığı ayrı başlıklar açılır. O durum blogger'da da oluyor. Hatta daha komik oluyor. Reader'da blogları sırayla okuyordum, blog yazma sebebi kendisini övmek olan bir arkadaşın "Bugün aynama 'benden güzel var mı dünyada?' diye sordum ve tabi ki yine 'yok' cevabını aldım, ayrıca dünyanın en iyi insanıyım. Benim sayemde dünya güzel." içerikli onlarca yazısından birini okudum. Yine kendimi tuttum, gidip "insanların kendilerini olduklarından farklı ve daha iyi algılamaları" konulu bir yorum yapmadım. Sonraki bloga geçtim. Benim düşündüğüm şeyle ilgili yazılmış şahane bir yazıya denk geldim :) İki blogger birbiriyle konuşuyormuş gibi oldu ya da ikinci birincinin dedikodusunu yapıyormuş gibi :) Neticede hoş oldu yani.


* House'un yukarıda bahsi geçen bölümündeki şarkıyla bu yazı bitsin. 


0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?