7 Ağustos 2012 Salı

Happythankyoumoreplease



" a.nur şu filmin afişine bak ne güzel!"

Söylediğim cümle kelimesi kelimesine böyle miydi emin değilim tabi ki ama fikir buydu. Varlığından uzun zamandır haberim olmasına rağmen ilgimi çekmemiş film o an sırf bu yüzden ilgimi çekti, tuhaf. "Ne güzel film afişi!"

Daha önce ilgimi çekmemiş olmasının sebebi ön yargılarım. İlgimi çekmedi çünkü Josh Radnor=Ted Mosby benim için. İlgimi çekmedi çünkü Ted Mosby'i sevmiyorum. İlgimi çekmedi çünkü başladığım işi yarıda bırakmama huyum yüzünden işkence çekerek izlemeye devam ettiğim HIMYM dizisinin baş rolündeki adamın yazıp yönettiği bir filmin benim açımdan aynı derecede tahammül edilemez olacağını sandım. (Diziyi bıraktım tabi ama ifade ediş şeklimden anlaşılacağı üzere anıları hâlâ taze.)

Bu yazıyı da tam bu yüzden yazıyorum. Sağda solda göreceğiniz "Josh Radnor HIMYM'ın filmini yapmış." cümlelerine aldanıp izlemekten vazgeçmeyin ya da izlemeye bu yüzden karar vermeyin. İlgisi yok zira.

Filmin konusunu; oyuncuların, yazarın, yönetmenin başarısını ya da başarısızlığını, çekimlerin kalitesini, hitap ettiği kitleye uygunluğunu falan filan anlatmayacağım tabi ki. Sinema eleştirmeni miyim canım ben?! 

Söyleyeceklerim başka.

Filmin yüksek sesle söylediklerinin bir gün önce konuştuğumuz şeylere cevap olması elbette tesadüf değildi. (Hiçbir şeyin tesadüf olmaması gibi.) Filmin sessiz sessiz verdiği mesajlardan gelen cevaplar ise işin bambaşka bir boyutu... Galiba ön yargılarım sayesinde film yanlış bir zamanda çıkmamış karşıma. Tam olması gereken anı bulmuşuz fark etmeden... 

(Bahsettiğim ön yargılar sadece sinema ve edebiyat konusunda varlar ve bu kadar baskınlar. Diğer konularda böyle değil işler. Endişeye mahal yok.)

Birileri dünyanın bir yerinde bizim sorduğumuz soruları soruyor kendine. Birileri bir yerlerde benzer hikayeler yaşıyor, benzer sorunları var. Ama herkesin ayrıldığı nokta galiba "mutluluk". Mutlulukların hiçbiri birbirine benzemiyor. Kar taneleri gibi...

Omuzlarımdan tutup silkeledi bu film beni. Filmin verdiği hissi bir insan vermiş olsa sıkı sıkı sarılırdım ona kesin... Sanırım filme dair yazılabilecek her şeyi de bu cümleyle anlatmış olabilirim. Yazıyı Annie bitirsin:


"Sadness be gone! Let's be people 
who deserved to be loved, 
who are worthy, because we are worthy! 
So, go get yourself loved!"

(Josh Radnor film başlar başlamaz Ted kimliğini bırakıp Sam oldu benim için ama Tony Hale film bittiğinde bile Sam #2 değil Arrested Development'ın Buster'ı olarak kaldı. Kısa bir araştırmanın ardından benim dışımdaki Arrested Development izleyicilerinde de benzer bir durum olduğunu gördüm. Yalnız değilim.) 

0 kişi de demiş ki:

Yorum Gönder

Var mı ekleyeceğin bir şey?